Batman Kent Konseyi Kültürel ve Doğal miras alanı olan Hasankeyf yerleşim yeri ve çevresinin Ilısu Barajı yapımı ile su altında bırakılmaması için sürdürülen çalışmalar kapsamında 7-8 Mayıs tarihleri arasında bir sempozyum düzenledi.
Akademisyen, siyasetçi, doğa bilimci ve Hasankeyf’in korunması için çaba gösterenlerin katıldıkların etkinlikte konuşmacılar konu ile ilgili görüşlerini aktarırken kentin doğal yapısının korunması ve sulara gömülmemesi için gerekli önlemlerin alınmasını istedi ve devletin sürdürdüğü baraj ve göçertme politikalarından dönmesi çağrısı yapıldı.
Sempozyumda söz alan Batman eski Millevekili Ayla Akat Ata kadınlar olarak Hasankeyfin korunması mücadelesinde sonuna kadar çalışacaklarını belirtirken Kent konseyi Başkanı Gülistan Akel de Hasankeyf’in korunması çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.
Hasankeyf’in sulara gömülmemesi ve korunması için çaba gösteren gönüllüler sonuna kadar mücadele edeceklerini belirtirken kentin ve doğal yapısını oluşturan Dicle vadisinin sular altında kalması ile demografik yapının bozulacağını, doğal ve kültürel miras ile birlikte buradaki doğal yaşamın ve birçok hayvan ve bitki türünün yok olacağını savundular.
Bu nedenle 1981 tarihinde doğal koruma alanı olarak (SİT) belirlenen Hasankeyf’in sular altında kalmaması istenirken kenti dünya mirası listesine dahil edilmesi için UNESCO’ya gerekli başvurunun yapılması ve kentin listeye dahil edilmesi için çalışmaların sürdürülmesi kararı ortaya çıktı.
Hasankeyf’in doğal yapısı ile korunması gerekenler devletin savunma politikaları çerçevesinde olaya baktığını ve bu karar ve yaklaşımın yanlış olduğunu savunurken devlet yetkilileri ise konuya enerji boyuta ile baktıklarını ifade ederek kentin Ilısu Baraj suları altında bırakacak çalışmaları sürdürüyor.
Hasankeyf Belediye Başkanı Abdulvehap Kusen daha önce yapmış olduğu açıklamada 10-12 bin yıllık tarihi kentin UNESCO listesine alınması için başvuru yapıldığını hatırlatmış ve “UNESCO’nun ’Dünya Kültür Mirası Listesi’ için belirlediği 10 kriterinden 9’unu taşıdığını belirttiği antik kent için iddianın aksine 10 yıl önce başvuru yapıldığını söyledi. Başkan Kusen, Hasankeyf’in UNESCO kapsamına ’Dünya Kültür Listesi’ne alınması için ICOMOS Türkiye Milli Komite Yönetim Kurulu 2. Başkanı olan İTÜ Mimarlık Fakültesi Restorasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’ın yıllar önce başvuruda bulunduğunu söyledi.” Buna karşılık Dünya Mirası Merkezi Direktörü Mechtild Rössler, "Bu bölge Türkiye tarafından geçici listeye eklenmedi ya da ’Dünya Mirası’ için aday gösterilmedi. Dolayısıyla bu bölge için Dünya Mirası Listesi’nin 10 kriterden herhangi biri için belge sunulması gibi bir süreç olmadı" açıklamasında bulunmuştu.(Hürriyet 07.01.2016)
Sempozyumda ortaya konulan görüşlere göre bu alanda gerekli mücadelenin yapılacağı anlaşıldı.
Peki, nedir dünya miras listesine girmenin kriterleri?
Bir alanın Dünya Miras Listesi’ne dahil edilebilmesi için Dünya Miras Komitesi tarafından belirlenen olağanüstü evrensel değerini ölçen 6 kültürel ve 4 doğal kriterden en az birini karşılaması gerekmektedir. Bu kriterler:
1. İnsanın yaratıcı dehasının üst düzeyde bir temsilcisi olması,
2. Dünyanın bir kültür bölgesinde veya bir dönemde mimarlık veya teknoloji, anıtsal sanatlar, kent planlama veya peyzaj tasarımı alanlarında önemli gelişmelere ilişkin insani değer alışverişlerine tanıklık etmesi,
3. Yaşayan veya yok olan bir kültür geleneğinin veya uygarlığın istisnai, ender rastlanan bir temsilcisi olması,
4. İnsanlık tarihinin önemli bir aşamasını veya aşamalarını gösteren bir yapı tipinin, mimari veya teknolojik bütünün veya peyzajın istisnai bir örneği olması
5. Özellikle geri dönülmez bir değişimin etkisi altında hassaslaşmış olan çevre ile insan etkileşiminin veya bir kültürün/kültürlerin temsilcisi olan, geleneksel insan yerleşimi, arazi kullanımı veya deniz kullanımının istisnai bir örneği olması,
6. İstisnai evrensel önem taşıyan sanatsal veya edebi eserler, inançlar, fikirler, yaşayan gelenekler ve olaylarla doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olması (Komite bu kriterin tercihen diğer kriterler ile birlikte kullanılması gerektiğini kabul etmektedir.)
7. Üstün doğal görüngelere veya eşsiz doğal güzelliklere ve estetik öneme sahip alanları içermesi,
8. Yaşamın kaydı, yer şekillerinin oluşumunda devam eden önemli jeolojik süreçler veya önemli jeomorfik veya fizyografik özellikler dahil dünya tarihinin önemli aşamalarını temsil eden istisnai örnekler olması,
9. Kara, tatlı su, kıyı ve deniz ekosistemleri ve hayvan ve bitki topluluklarının evrim ve gelişiminde devam eden önemli ekolojik ve biyolojik süreçleri sunan istisnai örnekler olması,
10. Bilim veya koruma açısından istisnai evrensel değere sahip tehlike altındaki türleri içeren yerler de dahil, biyolojik çeşitliliğin yerinde korunması için en önemli ve dikkat çeken doğal habitatları içermesi.
Hasankeyf bu kriterler değerlendirildiğinde koruma altına alınması gereken bir kenttir. Sempozyumda görüşünü dile getiren Kültür eski Bakanlarından Ertuğrul Günay konunun değerlendirilmesi yapılırken ideolojik yaklaşımların dışında olayın değerlendirilmesinin daha yararlı olacağını ifade ederken Hasankeyf savunucuları ise konuya yaklaşım biçiminin demografik yapıyı bozmaya yönelik ve savunma amaçlı yaklaşımlardan dolayı zaten ideolojik olduğunu vurguladılar.
Bu konu ile ilgili olarak biz de Hasankeyf’in sular altında kalmaması ve dünya mirası listesine alınması taraftarı olduğumuz gibi Baraj yapımının da ortadaki enerji ihtiyacı için gerekli ise su seviyesinin ayarlanarak kentin sular altında bırakılmadan gerçekleştirilmesinden yana olduğumuzu tekrar hatırlatalım.