Dünden devam
Hasankeyf kale girişindeki kaya kütlesinin düşmesinin üzerinden tam altı yıl geçmiş. Geçen zaman sürecinde Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun aldığı karar gereğince Hasankeyf Kalesine, kanyonuna giriş ve çıkışlar yasaklanmıştır…
Bu yasak nedeniyle Hasankeyf’e olan turist akını kesilmiştir. Bunun kentimizin tanıtımına vurulmuş en ağır darbe olduğunu bir kere daha ifade etmek istiyorum.
Dünkü yazımda bu konuda geçmişte yaptığım eleştirilere dikkat çekmiştim. Maalesef 6 yıldır Hasankeyf Kalesi’ne çıkış için hiçbir adım atılmıyor, hiçbir çalışma yapılmıyor…
Bir kaya kütlesi düştü diye Hasankeyf gibi önemli bir değeri dünyaya kapatmak hiç akıl karı mı?
Hasankeyfli esnafların Dicle Nehri kenarında, büyük kayalıklar dibindeki çardaklarına da altı yıldır yasak getirilmiş durumda. Çardaklar yeni köprü aşağısına taşındı.
Yazıktır, günahtır…
Hasankeyfliler ekonomik darbenin alasını yaşadılar. Tek kelime ile perişan oldular…
Aradan 6 yıl geçmiş. Hala tehlike geçmedi mi?
Eğer çevre ve insanlar için tehdit unsuru kaya parçaları veya kütleleri varsa, bunlar nedir, nasıl önlem alınabilir? Bu konuda kamuoyuna bilgi verilmesi gerekmez mi?
Tamam, Ilısu Barajı dayatılıyor. Ne yani su tutulmasına kadar Hasankeyf hep böyle mi kalacak?
Hasankeyf Kalesi ile yukarı şehre giriş ve çıkışlar hep yasak mı olacak?
Dicle Kenarı boyunca hangi tehlikeli unsurlar vardır ki, çardakların Hasankeyf Kayalıkları dibine kurulması yasaklanıyor?
Hani sadece yukarıda bazı tehlikeli kayalar vardı, onlar indirilip tehlike bertaraf edilecekti?
BİLİM İNSANLARINA ÇAĞRI…
Kaya kütlesinin düşmesi ardından Hasankeyf kalesine, yukarı şehre ve kanyonlara getirilen yasaklar kamuoyunun tepkisine neden olacaktı.
Hasankeyf’teki tehlikenin çözümünün antik kenti yasaklarla turistlere kapatmak olmadığı gerçeğine inanıyordum. Bilim insanlarına çağrılar yapılmalı, tehlikenin boyutları tespit edilmeliydi. O nedenle sürekli eleştiriler yapmaktan çekinmeyecektim.
Batman kamuoyunun tepkisine duyarlı olan dönemin yürütme kurulunda yer aldığım Hasankeyf Yaşatma Girişimi de duyarlılık göstermişti. Girişim, bilim insanlarından oluşturulan bir heyeti inceleme yapmaya göndermiş ve sonrasında basına açıklama yapmıştı. O açıklamalarından önemli bir paragrafa bakalım: “Öncelikle bölgemizin en değerli kültür ve tarih mirası olan Hasankeyf’e ivedilikle donanımlı bir teknik heyet gönderilmeli ve çalışmaları izlenmelidir. Düşme riski bulunan kaya parçaları gerekli teknik müdahaleler ile düşürülmelidir. Düşme riski bulunan, ancak tarihi dokuya zarar verebilecek bölgelerde teknik müdahaleler ile iyileştirme çalışmaları yapılmalı ve risk minimize edilmelidir. Müdahalenin teknik açıdan zor ve çok maliyetli olduğu bölgeler belirlenmeli ve bu bölgelere alternatif geçişler verilmelidir. İyileştirme yapılmış olsa bile kaya parçalarının düşme riskinin olduğu bölgelerde dinlenme yerleri oluşturulmasına izin verilmemelidir.”
BİLİM KOMİSYONU RAPORLARI KAMUOYUNA AÇIKLANSIN…
Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin basın açıklamasında başka bazı eleştiriler de vardı. O açıklama ardından Prof. Dr. Abdulselam Uluçam da basın açıklaması yapmıştı. Gazetemizde yer alan haberden bir paragrafı önemine binaen hatırlatmak istiyorum: “Batman Üniversitesi Rektörü ve Hasankeyf kazı başkanı Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam Hasankeyf kazı çalışmaları ve kaya parçasının düşmesiyle ilgili açıklama yaptı. Rektör Uluçam, şöyle konuştu: ‘Kültür Bakanlığınca oluşturulan Bilim Komisyonu Hasankeyf'te tehlike arz eden kayaç ve yapılarla ilgili araştırma yapacaktır. Acil önlem ve proje çalışmaları için gerekli öneride bulunacak olan uzman bilim adamları üç gün boyunca İç kale ve çevresinde incelemeler yaparak, çalışmalarını tamamlayacaktır. Bilimsel araştırma neticesinde ortaya konulacak rapor ve öneriler çerçevesinde, Hasankeyf’in Kültürel varlığı ile ilgili değerlendirmeler de kamuoyuyla paylaşılacaktır.”
http://www.batmancagdas.com/hasankeyfte-bilimsel-arastirma-beklentisi-h10013.html
Aradan 6 yıl geçti, Bilim Komisyonu hangi sonuçlara ulaştı, gerçekten bu konuda bilgim yok. Sayın Uluçam, Hasankeyf konusunda, özellikle kayalar ve tarihi yapıtların zarar görmemesi konusunda duyarlıydı. ‘Hasankeyf çevresinde yapılması düşünülen yüksek ses içerikli konser ve festivallerden, dinamitle balık avlanmasına kadar tehlike arz eden her türlü eyleme karşı’ uyarılarda bulunuyordu. Ancak aradan 6 yıl geçmiş, Bilim Komisyonu ne kararlar aldı, bilmek kamuoyunun hakkıdır.
On üç Ağustos 2010 tarihinde Hasankeyf Kale girişinin sol yanındaki kaya kütlesi düştü ve bir insanımız yaşamını yitirdi. Malum kaya kütlesinin düşmesinin nedeni hakkında bilimsel bir araştırma yapılmışsa, bu konuda rapor hazırlanmışsa, lütfen kamuoyu ile paylaşılsın…
Tarafıma yapılacak açıklamaya köşem açık olacaktır.
Şu yazıyı kaleme almadan önce google taraması yaptım, bilim komisyonunun hazırlayacağı bilimsel rapora ulaşamadım…
13 Ağustos 2010 günü sabah saatlerinde Hasankeyf kale girişine ulaştığımda, sol taraftaki mağaraların da bulunduğu kaya kütlesinin, peynirin bıçakla kesilmesi örneği gibi kesildiğini gözlemlemiştim. Kopan parçalar ve kesilen alan bembeyazdı.
Ünlü dağcı Nasuh Mahruki’nin gösteri yaptığı ve tırmandığı kaya kütlesinin, olduğu gibi kanyona yuvarlanmıştı. Bir ara kaya kütlesinin düştüğü zeminde yüzlerce kişinin gölgelendiği mağara girişinde bale gösterileri bile yapılmıştı…
Ne yazık ki on binlerce yıl ayakta kalan ve yaşam için direnen kayalıklar kopmuş, hayat mücadelesini kaybetmişti.
Hasankeyf’e bağlı bazı köylerin (Reşiye –Karaköy gibi) ulaşımının sağlandığı yol dev kaya parçalarıyla tıkanmıştı.
Değerli dostum, Hasankeyf doğa ve çevre sevdalısı Sayın Recep Kavuş’la bu meseleyi konuşurken, “kayaların isyanı’ ifadesini kullanmıştı.
Hasankeyf, bir dünya mirasıdır. Sadece bizlerin değil, tüm insanlığın ortak değeridir. Çünkü nice medeniyetlerin gelip geçtiği ve izler bıraktığı bir yerdir Hasankeyf…
Eğer kamuoyuna hiçbir açıklama yapılmıyor ve tehlikelerin bertarafı için önlem alınmıyorsa, bunun bir politika olacağı kanaati hasıl olur. Asırlara meydan okuyan dev kaya parçalarının düşmesi ardından Hasankeyf, ‘ölü kente’ dönüştürülmüştür…
Hasankeyf antik kentinin insansızlaştırılmasına yönelik uygulamanın üzerinden 6 yıl geçti. Bir kaya parçası düştü diye hiç kimsenin antik kentin devasa alanını gezmesine izin vermeyenler, maalesef toplumun tepkisizliği nedeniyle yasağı sürdürüyorlar. Turizm Haftası her geldiğinde uyarılar yaptık, beyhude…
Eğer ilçeyi insansızlaştırma hedefi yoksa, neden kamuoyuna sağlıklı bir açıklama yapılmaz?
Hangi kurum, hangi somut gerekçelerle bütün o alanlara girişi yasaklıyor?
Yakın tehdit varsa, insanların hayat hakkını savunma adına yasakları desteklerim. Ancak ‘yakın tehdit’ varsa, bu hangi araştırmalar sonucu tespit edildi diye sormak isterim…
Hangi üniversiteden, hangi bilim adamları ‘yakın tehdit’ bulgularına ulaştı, ne zaman orada bir araştırma yaptılar? Bir tehlike varsa, yakın bir tehdit söz konusu ise, bu tehlike ve tehditler nasıl bertaraf edilecek?
Bunun için de acilen akredite bir kuruluşun uzmanları Hasankeyf’e getirilip, araştırma yapmaları sağlanmalıdır. Arkeolog, mimar ve mühendisler (İnşaat, jeoloji vs mühendisleri)Hasankeyf’teki hangi kayalıkların düşme riskinin olduğunu tespit etmeli ve bu durum kamuoyuna ayrıntılarıyla açıklanmalıdır. Öyle ‘yasak koydum’ diyerek olmaz.
Evet, Hasankeyf hakkındaki düşüncelerim böyle. Bu önemli kent insansızlaştırılırken seyirci kalmamalıyız. Kamuoyunu hiçe sayan uygulamaları kabul etmek mümkün değildir. Bu yazımın üzerinden altı yıl geçti. Nice Vali ve Kaymakamlar görev aldı. Hasankeyf hala mahzun, Hasankeyf hala yasak kent…
Turizm Haftasında Batman’ın tanıtımı için çalışmalar yapılırken insansızlaştırılan Hasankeyf için kimsenin kılını kıpırdatmaması zoruma gidiyor. Dünyanın en önemli kentine sahip çıkmamak basiretin bağlanmasıyla izah edilemez. Bu bir politika değilse, yani amaçlanan Hasankeyf’in insansızlaştırılması değilse, bir kaya parçası nedeniyle Hasankeyf’e getirilen yasaklar konusunda kamuoyuna doyurucu açıklama yapılsın.