“Bütün tarihi restorasyonu yapsak bile bu ülkede barış yoksa kimse gelmez”

*Batman Kent Konseyi’nin düzenlediği ‘Hasankeyf-Dicle Vadisi’ sempozyumuna konuk olan eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, tarihi ilçenin sular altında kalmaması için dönemin Enerji, Su ve Orman Bakanlıklarını uyardığına dikkat çekti. Günay, “Bütün tarihi restorasyonun hepsini yapsak bile bu ülkede barış yoksa kimse gelmez” dedi.

08 Mayıs 2016 Pazar 17:58
4602 Okunma
“Bütün tarihi restorasyonu yapsak bile bu ülkede barış yoksa kimse gelmez”
 Hasankeyf-Dicle Vadisi sempozyumu’nda eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, konuştu;

TARİHSEVERLERDEN İLGİ

 “Hasankeyf ve UNESCO” konulu sempozyumun katılımcılarından Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, Bakanlığı döneminde tarihi ilçenin sular altında kalmaması için girişimlerde bulunduğunu söyledi. Batman Kent Konseyi’nin Yılmaz Güney sinemasındaki “Hasankeyf-Dicle Vadisi” konulu sempozyumuna Kültür Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, HDP Batman Milletvekilleri Ayşe Acar Başaran, Mehmet Ali Aslan, Kent Konseyi Başkanı Gülistan Akel, Hasankeyf Belediye Başkanı Abdulvahap Kusen ve bazı STK temsilcileri katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Kent Konseyi Başkanı Gülistan Akel, Ocak ayında yapmayı planladıkları sempozyumu bölgedeki olaylar nedeniyle ötelemek yapmak zorunda kaldıklarını ifade etti. 12 bin yıllık Hasankeyf’in sular altında kalmaması için çaba gösterdiklerini belirten Akel, “Maalesef kültür ve turizm adına bir kıyım politikası izleniliyor” dedi.



“DİCLE UYUDU, NUROL UYUMADI”

Hasankeyf Belediye Başkanı Abdulvahap Kusen, doğup büyüdüğü tarihi ilçenin sular altında kalmaması için 20 yıldır süren her mücadelede yer aldığını söyledi. “Dicle uyudu, Nurol firması uyumadı” diyen Başkan Kusen, şöyle konuştu : “Dönemin Başbakanı Tansu Çiller döneminde Enerji Bakanı Recai Kutan’ın imzasıyla Ilısu barajının yapımı start aldı. Ilısu’nun Hasankeyf’i yutmaması için büyük mücadele verdik. Yine dönemin eski Kültür ve Turizm Bakanı DSP’li İstemihan Talay’dan üstü kapalı tehdit aldım ama Hasankeyf için hiç bir zaman geri adım atmadık. Ilısu barajındaki çalışmalar yüzde 82’lerde. Benim için Hasankeyf her makamın üzerindedir.”



GÜNAY KONUŞTU

Daha sonra “Hasankeyf ve UNESCO” konulu sempozyumunda konuşan eski Bakan Günay, Japonya ve Almanya’nın savaşta büyük tahribatlar yaşadığına dikkat çekerek, “O ülkelerde savaşlar olduğunda bile kültür ve sanatı hep korudular. Biz işin bu boyutuna bakmıyoruz. Türkiye’nin petrolü yok. Bu coğrafyada sadece Raman’da petrol var. Diyarbakır Sur’unu Toledo’ya benzettiler. Dünyanın akın ettiği Güney İspanya’da bu bölgedeki tarihi bir zenginliği yok. 14 bin yıl önce insanlar bu topraklarda yaşamış, avcılık yapmış. Demirel döneminde bu ülke ‘bir barajlar krallığı ünvanı’nı aldı. Bakanlığım döneminde bu Ilısu projesi ile karşılaştım. Benden önce bu projeye onay verilmişti. Dönülmez adımları engellemeye çalıştım. Enerji ve Orman-Su Bakanlıklarını defalarca uyardım. Ne yazık ki projeyi revize etmediler” dedi.

“UNESCO’DA YERLERİMİZ ARTTI”

Türkiye’de tarihi dokunun olduğu yerlerin UNESCO’ya alınması konusunda da üzerine düşeni yaptığını ifade eden Bakan Günay, sözlerini şöyle sürdürdü : “Daha önce UNESCO listesinde Türkiye’deki tarihi dokunun olduğu bölgeler yok denecek kadar azdı. Efes, Bergama, Diyarbakır Sur, Hevsel bahçeleri ve Çatalhöyük UNESCO dünya miras listesine alındı. Şimdi UNESCO’da 15 yerimiz var. Aday listede de sayımız artıyor. Tarihi mirası  destekleyici kampanyaları hukuki süreç içinde devam ettirirsek neden Hasankeyf, UNESCO listesine alınmasın. Bir günde bu ülkede Başbakan değişebiliyorsa her an her şey olabilir. Hasankeyf, UNESCO için geç kalınmış değildir.”


“ILISU DÖNÜLMEZ BİR NOKTA DEĞİL”

“Ilısu Projesi dönülmez bir nokta da değil” diyen Günay, şöyle devam etti; “Ilısu’da bir baraj gövdesi inşa ediliyor ama her şey değişiyor bu da değişebilir. Bir set veya bir duvar yapılabilir, önceden bir tadilat yapılabilir, yapılabilir mi veya eğer yapılamayacaksa 10 yıl önce su tutulmaya başlansaydı, Hasankeyf’te kuracağımız dediğimiz eserlerin çocuğu su altında kalacaktı. Zaman geçtikçe duyarlılık artıyor. Yani zaman ve duyarlılığın artması, bize bazı şeyleri kazandırıyor. Her şeyi kurtarabilir miyiz, bilmiyorum. Bütün tarihi restorasyonunu hepsini yapsak bile bu ülkede barış yoksa kimse gelmez ama insanlar esenliğe, doğaya, tarihe geliyor, esenliği güvenlikli bir ortamda olursa geliyor. ‘Yurtta barış, dünyada barış’ çok da ezberlediğimiz ve aşamadığımız bir sözüdür. Değerli bir özdeyiş olduğunu yaşadığımız olaylarla daha iyi anlaşılıyor.”

“TÜRKİYE DÜNYADA 6. TURİZM ÜLKESİ OLMUŞTU”

Günay, konuşmasını şöyle tamamladı : “Bizde barış ortamı varken ve bölgede herkesle iyi ilişkiler içerisindeyken, Türkiye dünyada 6. turizm ülkesi oldu. Bakanlığım döneminde Madrid’te Avrupa’nın en iyi turizm organizasyon ödülüne layık görüldük. Fransa, İtalya ve İspanya önümüzdeydi. Sonra Türkiye turizmde yüzde 50’lere düştü. Ne içeride ne de dışarda barış kaldı. Kalkınmanın, iş alanların açılmasının birinci nedeni barıştır. Bunun değerini bilelim. Bölgeye barışı tesis ettiğimiz zaman Hasankeyf’te kurtulur, Batman da kurtulur, bunu yapamasak geri kalan tüm gayretlerimiz kendi kendimizi avutmaktır.”



AHUNBAY, “UNESCO’DA GEÇ KALINMIŞTI”

İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Restorasyon Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Hasankeyf’in 8 kriterinin UNESCO’ya uyduğunu söyledi. UNESCO kriterlerine uygun Hasankeyf’in kriterlerini sempozyumdaki sunumunda açıklayan Prof. Dr. Ahunbay, “Hasankeyf’i sevmemek mümkün mü? Kültür Bakanlığı aracılığıyla UNESCO’ya başvuruldu. Maalesef Hasankeyf için geç kalınmıştı. 1990’da başvuru yapıldığında bize geç kalındığını söylediler. Oysa Hasankeyf UNESCO kapsamında yer alması gereken önemli yerlerden biridir. Çünkü insanlığın yaratıcı değerlerini Hasankeyf’te görmek mümkün” diye konuştu.

Son Güncelleme: 09.05.2016 10:09
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.