TÜİK verilerine göre Batman’da şebekeye verilen suyun yarısı, musluklara ulaşmadan kayboluyor.
Sıcak yaz günlerinde Batman’da suyun adı hep bir şekilde geçer: kimi zaman kesinti, kimi zaman kuraklık ya da baraj seviyeleriyle ile... Fakat asıl kriz, uzakta yani toprağın altında, boruların arasında.
Kenti ayakta tutan suyun yarısı, musluklara ulaşmadan kayboluyor.
TÜİK’in 2022 verilerine göre Batman’da belediye şebekesine çekilen toplam 62,49 milyon metreküp suyun, yalnızca 30,64 milyon metreküpü son kullanıcıya ulaşabildi.
Yani her 100 litre suyun 51 litresi, borulardaki sızıntılardan, hatalardan ya da kayıt dışı kullanımlardan dolayı kayboldu.
Bu oran, Türkiye ortalaması olan %33’ün neredeyse %20 üzerinde. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de üç damlanın biri, Batman’da ise iki damlanın biri kayboluyor.
Suyun Sessiz Kaçışı
Kayıp su denilince akla hemen kaçak kullanım gelse de, asıl payı altyapı alıyor.
Yıllar önce döşenmiş boruların bağlantı noktalarında oluşan çatlaklar, zamanla toprakla bütünleşiyor; kaçan su, görünmeden kayboluyor.
Bu görünmez kaçaklar, yalnızca Batman’a özgü değil, ancak yarı kurak iklim koşullarında etkisi katlanarak artıyor.
Su kaybı yalnızca teknik bir mesele değil; enerji, ekonomi ve çevre açısından da ciddi bir kayıp. Çünkü çekilen her metreküp suyun pompalanması, arıtılması ve depolanması için enerji harcanıyor, kaybolan su, aslında kaybolan elektrik, emek ve bütçe anlamına geliyor.
Kaybolan Suyun Sessiz Hikâyesi
Kentin 2022’de kaybettiği su miktarı, yaklaşık 31,8 milyon metreküp.
Kentin sadece bir yılda kaybettiği su, Batman Barajı’nın doluluk hacminin yaklaşık yüzde üçüne denk geliyor.
Bir başka deyişle, her yıl bir “mini baraj” kadar su, altyapının görünmeyen çatlaklarında yok oluyor.
Kuraklığın konuşulduğu, su tasarrufunun çağrıldığı bir dönemde bu tablo, kaynağı korumadan tasarrufun mümkün olmadığını gösteriyor.
Çözüm: Yeni Kaynak Değil, Kayıp Önleme
Yeni su kaynakları bulmak elbette önemli, fakat en sürdürülebilir su “kayıp suyun geri kazanımıdır.”
Basınç yönetimi, akıllı sayaçlar, sızıntı tespit cihazları ve boru yenileme programlarıyla bu oran düşürülebilir.
Zaten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hedefi de bu yönde: 2033 yılına kadar belediyelerin kayıp oranını %25’in altına çekmek.
Batman bu hedefe ulaşırsa, yılda en az 15 milyon metreküp suyu kurtarabilir.
Bu, hem ekonomik hem çevresel açıdan büyük bir kazanım olur.
Suya Değer Vermek
Suyun değeri, tükendiğinde değil, kaybedildiğinde anlaşılır.
Petrolün çıkarıldığı bu topraklarda, asıl zenginliğin yerin altından değil, boruların içinden geçtiğini fark etmemiz gerekiyor.
Çünkü suyun kaybı, geleceğin sessiz bir biçimde elimizden akıp gitmesidir.
Batman’ın yarını, yeni bir kaynakta değil, mevcut kaynağın her damlasını koruyabilmesinde gizlidir. Unutmayalım kayıp su, kayıp gelecek demek.
Hoşçakalın, bilimle kalın.