Ezidiler, Kürt coğrafyasının zenginliklerine etnik ve kültürel anlamda zenginlik katan inanç kesimlerindendir. Bölgemizde ise ağırlıklı olarak Batmanda yaşam sürmektedirler. Güneydoğu Anadolu bölgesi, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye alanlarında yaşam mücadelesi veren bu halk değişik sebeplerden dolayı son zamanlarda yaşam alanı olarak Avrupa’yı seçmek durumunda kalmıştır.
Diğer dini inanç grupları gibi Ezidi inancına sahip olan insanlarımızın da dönem içerisinde baskı ile karşılaştıkları ve memleketi terk ettikleri bir gerçek. Özellikle Ermenilerin uğradıkları saldırılar neticesinde memleketi terk etmeleri ve ardından süren baskılardan olsun, doksanlı yıllardaki olaylar ve baskılardan olsun yöremizde yaşayan Ezidiler Avrupa ve diğer ülkelere gitti.
Son zamanlarda ise ülkedeki değişimden faydalanarak geri dönmek için çalışmalara başladılar. Ancak yıllarca uzak kaldıkları yaşam bölgelerine tekrar dönmek ve eski yaşam şartlarını tutturmak kolay görünmüyor. Avrupa’da 100 bin civarında Ezidi yurttaşın bulunduğu belirtiliyor. Bunlar da kendi aralarında örgütlenerek taleplerini dile getirmeye çalışmaktadırlar. Son olarak Almanya Ezidi Federasyonu Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a bir mektup yazarak hem geri dönüş konusunda yardım istedi hem de sorunlarını aktarmak için randevu talebinde bulundu.
Federasyon mektubunda sorun olarak gördüğü ve çözümünü beklediği konuları ise ana başlıklar altında sıraladı. ;
Dönüş yapmak isteyenlerin can ve mal güvenliğinin sağlanması,
Dinimizin resmen tanınması ve anayasal korunma altına alınması,
İbadetimizi özgürce yapabilmemizin güvencesinin sağlanması.
İbadet dilimiz Kürtçe’nin öğretilmesi.
Zorlu din dersleri kaldırılmalı.
Anavatanlarından göç etmek zorunda kalan bırakılan Ezidiler kendi köylerine, topraklarına geri dönmeli. İşgal edilmiş köyler gerçek sahiplerine geri verilmeli. Zorla bin bir hileyle Ezidi köylerine yerleşenler çıkarılmalı.
Ayrımcılığın olmaması için nüfus cüzdanından din hanesi kaldırılmalı.
Eğitim ve iş sahalarında, seçme ve seçilmede eşitliğin sağlanması
Ezidilerin kendilerini tanıtmaları için imkan sağlanması.
Ülkemizde yaşayan Ezidilerin sayısının son 50 yılda 50 binden 500’e düştüğünü belirten Ezidiler ise geri dönüşle bu sayıyı çoğaltmayı hedeflemektedirler.
Ezidilerin inançları gereği bir baskı ile karşılaştıkları gerçeği ortada durmaktadır. Ancak Geri dönüş konusunda ortada dolaşan söylentiler ve yapılan açıklamaların iyi incelenmesi gerektiği açık. Daha evvel inanç ve diğer baskılardan dolayı ortaya çıkan mağduriyet pozisyonunun haksız toprak edinme çabası olarak baskı aracı olarak kullanılmaması gerekiyor.
Batman Beşiri ilçesi sınarları içerisinde Ezidi inancına sahip yurttaşlarımızın kaldıkları veya daha evvel kaldıkları 13 köy bulunmaktadır. Bu köyler;
Kelhokê
Înap
Hecir
Texerî
Hemdûna
Bazîvan
Dûşa
Şasım
Şımza
Çınêrya
Feqira
Gedûk ve Qorıx köyleri.
Bu köylerin dokuzunda sayıları az da olsa Ezidi yurttaşlar oturmaktadır. Diğer köyleri ise terk etmişler. Zatken bu köyler içerisinde Kuşçukuru (Kelhokê) ve Uğurca (Qorıx) köylerinde sorun var. Bu köylerin Reşkotan bölgesinde olduğunu da belirtelim. Zaten bu alan dışında da yaşam alanı bulamamışlardır. Bu bölgenin geçmişte de gayri Müslimlerin sığındıkları alanlar olduğunu tarihi bir dip not olarak düşmek gerekiyor.
Kuşçukurunda mahkeme 30 yıl önce terk ettikleri toprakların kararını vermiş. Tapulu 4 bin dönüm arazi kendilerinin ve o zamandan kalma 7 ev. Bu bölümle ilgili sorun yok. Köyün sınırlarındaki toplam arazi ise 11 bin dönüm. Ezidi yurttaşlar tapulu arazinin yanında bulunan 7 bin dönümlük alanında kendilerine verilmesi mücadelesi veriyorlar. Bunu isterken de köyde 30 yıldır oturan ve o toprakları işleyen köylülerin köyü tamamen terk etmesini istiyorlar. İşte bu nokta ve istek sorun çıkarıyor.
Şimdi bir komisyonun kurulduğu ve işin nasıl çözüleceğini araştırdığı dillendiriliyor. On üç köyden sadece iki köyde sorun çıkıyor olmasının gerçek nedeninin ne olduğu ve kimin haksız olduğu konusunda da bir görüşün ortaya çıkması bekleniyor.
Aklıselim mantık işin ideolojik bir baskıya veya ayrıştırmaya yönelmemesini gerektiriyor. İşin Hazineye ait arazi meselesi olduğu ve kişiler arasında meydana geldiği gerçeği ile hareket edilirse daha sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün olabilir. Bu nedenle iş inanç ve Aşiret çatışmasına dönüştürülmemeli. Aksi durumda çaba ortalığı karıştırmaktan başka işe yaramayacak düşüncesindeyiz.