Eski Gercüş evleri doğal iklim koşulları ve ekonomik faaliyetlere uygun olarak inşa edilmişlerdir.

Eski evlerin büyük çoğunluğu iki katlıydı. Evler doğa ve iklim koşulları göz önüne alınarak yapı malzemesi olarak taş, kireç ve topraktan yararlanılmıştır.

İki katlı evin alt katı kasır şeklinde taş ve kireçten yapılmıştır. Eski evlerin temeli bazen 10 metre derinlik kazılarak kaya zeminine oluşturarak temeli atılırdı. Taş duvarların kalınlığı en az 70 Cm’ydi.

Alt kat bölümlere ayrılırdı. Bir oda kışın hayvanların yemi için samanlık olarak yapılırdı. Bir küçük oda tarım işlerinde kullanılan öküzler, eşek, at ve inekler için yapılırdı.

En büyük oda ise küçükbaş hayvanlar için yapılırdı.

Her evin geniş bir avlusu olurdu.

Avluda yazın hayvanlar için üstünün bir bölümü ikinci kata bitişik olarak kapanırdı.

Evlerin ikinci katı oturma odası ve tahılların saklanması için; Kuvar dediğimiz topraktan depo olarak yapılmıştır.

Evlerin ikinci katı yine taş duvarlardan yapılıyordu.

Taş duvarın iç ve dış tarafı kesme taşlarından yapılıyordu.

Evlerin ikinci girişinde küçük bir salon ile ayrılmış odalar bulunurdu.

O odalardan birisi yatma ve yemek odasıydı.

Yatma odasında duvar içine oyulmuş şekilde yatakların konulduğu, buranın bir perde ile kapatıldığı yataklık bulunurdu.

Özellikle durumu iyi olan evlerde 15-20 takım yatak bulunurdu.

Üst katın diğer bir odasında TIFIK dediğimiz bugünkü şömine görevini yapan ve yemeklerin pişirildiği bölüm bulunurdu.

Tıfık’te ateş devamlı bulunur, buda evin bilhassa kışın ısınmasını sağlardı.

Evin üst katın tavanı taş duvarların üzerine kalın kalaslar bir metre aralıkla konulur ve üstü tahta döşeme yapıldıktan sonra en üstü toprak ile kapatılırdı.

Kış mevsiminde yağan kar veya yağmurdan sonra evin damı; ‘Gundor’ dediğimiz log ile sıkıştırılırdı. Üst kata taş merdivenlerle çıkılırdı.

Alt katın üstüne evin giriş kapısının bulunduğu yerde geniş bir balkon görevini yapan bir bölüm olurdu.

Eski Gercüş evleri bitişik yapılırdı.

Genellikle iki ev arasında küçük bir pencere yapılırdı.

Bu pencere çok amaçlı kullanırdı. Örneğin evin birinde yemek esnasında ekmek bitti veya evin hanımı yemeği yaparken tuz bitince hemen o pencerenin önüne gelerek; ciran ciran diye pencereyi tıklar karşı komşu gelince istediği ne ise onu isterdi.

Bu pencere yolu ve zamanı kısaltırdı.

Evin komşusu evden çıkıp avluyu dolaşıp komşusuna gitmesi hem zaman alır hemde yol uzardı.

Bu pencere evlerden birinin ev kadını yalnız kaldığında pencereyi tıklayıp komşusu ile sohbet eder ve dertleşirlerdi.

Eski Gercüş evleri bilhassa maddi durumu iyi olanların evlerinde kesme taş kullanılırdı, bu taşların üzerine geometrik şekiller, kuran ayetleri ve hayvan figürleri işlenirdi.

Gercüşün evleri doğaya, yöresel iklim koşullarına en uygun evlerdi, çünkü yöremize en uygun yapı malzemesi taş, kireç, toprak ve tahtadır.

Ama maalesef üzülerek belirtmem gerekir ki yeni yapılan evler bu malzeme ve yapı şekline uymuyor. Türkiyenin her yerinde yapı malzemesi aynı olmuştur.

Gercüşte yeni yapılan evler betonarme evlerdir. Betonarme evler bilhassa romatizma hastalığının artmasına vesile olmuştur.

Gercüşte 19. Yüzyılda yapılmış iki konak vardır. Bunlardan ilk yapılanı Yusuf Ağa Konağıdır.

Yusuf Ağa Konağının şimdiki sahibi Av. Zeki Ekmen’nin anlattığı üzere Konağı tahminen 1800’li yılların sonuna doğru yapıldığıdır.

Yusuf Ağa Konağı 3 katlıdır.

En alt katı o günün koşullarına göre gelen misafirlerin hayvanları için ahır olarak yapılmıştır.

Konağın geniş bir avlusu vardır.

Bu avlu sıcak mevsimlerde gelen misafirlerin hayvanları için yapılmıştır.

Konağın alt giriş kapısı iki, üç, altı süvarinin birlikte rahatlıkla geçebilecekleri yükseklikte ve genişlikte bir kapıdır.

Alt kattan orta kata çıkmak için geniş taş merdivenler vardır.

Konağın ikinci katı gelen misafirler için 4 yatak odası, bir mutfak ve büyük yemek salonu vardır.

Üçüncü katta Yusuf Ağanın oturduğu ve Harem denilen kattır.

Bu kata konağın üst tarafında taş merdivenlerle çıkılıyor.

Üçüncü kata çıkmak için bir alt katın merdiveninin başında anahtarlı bir kapı ile çıkılıyordu. Bu anahtar Yusuf Ağanın ailesinden birisinde olurdu.

Bu katta da 4 yatak odası, mutfak, yemek salonu ve tüm Gercüş ovasının göründüğü geniş bir eyvan vardı.

Bu eyvandan gercüş ovasının tümü rahatlıkla görünür, insan seyrettiğinde gönlü ferahlardı.

Bedrettin Ağa Konağı; Eski Belediye Başkanlarından Bedrettin Ekmen’in anlattığı üzere Konak 3 katlıdır.

Bununda en alt katı gelen misafirlerin hayvanları için ahır olarak yapılmıştır.

Konağın ön ve yan tarafında geniş bir avlu vardır.

Bu konağın alt giriş kapısı altı süvarilerin rahatlıkla geçebileceği bir kapı vardır.

Ahırın arka tarafından gelen misafirler için yatma yeme banyo odaları vardır.

İkinci kat Osmanlı Devleti zamanında medrese olarak kullanılmıştır.

Cumhuriyetin ilanı ile Gercüş İlkokulu sonra Halk Evi ve daha sonra Sağlık Ocağı olarak kullanılmıştır.

Konağın alt tarafında iki katlı bir bina daha yapılmıştır.

Bu bina Kaymakamlık ve Kaymakam Lojmanı olarak kullanılmıştır.

Konağın 3. Katı Harem olarak kullanılmıştır.

Konağın üçüncü katına üst taraftan bir üstü kapalı bir kapı ile girilir.

Konağın bütün odalarında banyo vardır.

Banyoya giren kişi arkadan kapıyı kapattığında hiç kimse içeri girmezdi.

Bugün bu iki konakta sit alanıdır.

Editör: Admin