En güçlü söz, sessizce etki yaratan sözdür…

Sessizce hafızalarda yer edinen bir dili kullanabilmek bilge kişilere özgüdür. O yüzden bu kişilerin her sözü önyargılı bir kabul görür. Şehrimizde son zamanlarda, yeni vakıflar ve dernekler peş peşe kuruluyor. Kimi aşiret, kimisi de şehir adını taşıyan sivil toplum kuruluşlarının bu şehrin geleneksel örf ve adetlerini sürdürmeye yönelik amaç ve projelerine de bu sütunlarda yer vermeye çalışıyoruz.

Abone Ol

Bu önemli oluşumlarda dikkat çekici bir hareketlilik var. Sessizce, kendinden emin adımlarla ve sakin söylemleriyle hafızalarda yer edinen ve olabildiğince ön planda olmaktan sakınan ama sahada gayretle ve etkili çalışanlardan özellikle biri var ki dikkatimizi ona yöneltmek zorunda kalıyoruz. Elbette bu şehrin her bir STK’sı, her vakfı ve her derneği bir renktir ama bir vakfın başındaki isim, sessizce, gözlerden uzak ama önemli çalışmalar yapıyor…

DİKKAT ÇEKİCİ BİR HAREKETLİLİK

Batman’da 20–30 yıl önce sivil toplum örgütü temsilcilerinin sayısı sınırlıydı.

Şehir büyüdü, birçok alanda olduğu gibi STK sayısında da artışın olması doğal.

Batman’ın vakıfları, dernekleri ve platformları var artık…

Evet, yukarıda da değindik; sessizce, hafızalarda etki bırakan sözleriyle karşımıza çıkıyor.

Çok konuşmuyor, sahadaki çalışmaları sözleri olsun istiyor.

Sözünü ettiğimiz kişi, farklı çevrelerde, farklı mecralarda hep benzer cümlelerle anılıyor:

“Bu adam sözleri ve yaptıklarıyla yeni bir bakış açısı yaratıyor.”

Batman Çağdaş okurları bu sütunlarda daha önce de işlediğim için hatırlayacaklardır ama bilmeyenler de olabilir.

Farklılığıyla dikkatimizi çeken bu kişi eğitimci Ömer Cangir’dir.

Bugün biraz da ondan söz etmek istiyorum.

Ailesiyle birlikte yürüttüğü iş kollarının yanı sıra onu sadece bir STK yöneticisi ya da bir vakıf başkanı olarak görmek, onu ifade etmede biraz eksik kalır.

Onu farklı kılan yegâne özellik; sakin, ağırbaşlı ve sözlerini gerektiği şekilde kullanan, yalnızca yaptıkları ve yapacakları ile ilgilenip yürüdüğü yolu genişleten yönüyle tanımlamak daha doğru bir ifade olacağına inanıyoruz.

SIRADIŞI BİR İSİM

Eğitimcilikten gelen bir disiplin, sivil toplumdan gelen bir vicdan ve son yıllarda özellikle iş çevrelerinde yürüttüğü temaslar ve çalışmalarla şekillenen pratik, çözüm odaklı bir akıl…

Çevremizde böylesi özellikli bir kariyere sahip kişi sayısının fazla olmadığını düşünüyoruz.

Belki de bu yüzden Cangir’in adı son dönemde emin adımlarla, istikrarla ilerleyen öncü biri olarak anılıyor.

Bir süre önce başında bulunduğu BATGEV’in başkentteki etkinliğinde yaptığı konuşmada kurduğu şu cümle hâlâ hafızalarda:

“Gök taksinin dar sokaklarında yürüyen ayaklar…”

Bu ifade, bir nostalji cümlesinden ibaret değildi.

Şehrin ortak hafızasına, geçmişine ve insanına dokunan bir dili işaret ediyordu.

Salondaki pek çok isim için o an, Cangir’in meselelere sadece bugünden değil, geçmişin izlerini takip ederek baktığı anlaşıldı.

Kendisiyle konuştuğunuzda bir makamdan ya da bir koltuktan söz ettiğini duyamazsınız.

Büyük, iddialı cümleler kurmaz.

Daha çok şehrin nereye gittiğini, nelerin eksik yapıldığını ve en önemlisi gün geçtikçe hoşgörü dilini ve kapsayıcı özelliğimizi kaybettiğimizi anlatır.

Bu yönüyle klasik söylemlerin ve alışılagelen beklentilerin uzağına düştüğünü görmekteyiz.

Cangir’in başka bir özelliği ise; yürüttüğü çalışmalarda dar bir çerçeveye sıkışmadığını, olabildiğince geniş bir perspektiften baktığının görülmesidir.

Batman merkezinden ilçelerine, farklı sosyal çevrelerden farklı düşünce dünyalarına kadar uzanan pozitif bir temas dili kurmaya çalışıyor.

Bu yaklaşım, şehri parça parça değil, bir bütün olarak okuma çabasının sonucu gibi duruyor.

SESSİZ AMA KAPSAYICI BİR DİL

Kimseyi dışlamadan, kimseyi merkezin dışına itmeden, Batman’ın her ferdine eşit mesafede gören bir anlayış…

Kimi zaman akademik bir Kürtçeyle kurulan derinlikli cümleler, kimi zaman sade ve doğrudan bir halk dili kullanması, Cangir’in dile mutlak hâkimiyetinden ileri geliyor. Bu hâkimiyetin de kendine ve bilgisine olan güveninden kaynaklandığına inanıyoruz.

Belki de bu yüzden adı anıldığında kentin farklı yerlerinde aynı şekilde nitelendirilerek anılıyor.

Sahadaki en dikkat çekici yönlerinden biri de halk arasında oluşan gerilimlere yaklaşımıdır.

Bugüne kadar birçok konuda taraf olmadan, herkesi kendine has kapsayıcı özelliğiyle, sessizce ama etkili bir barış dili uçmayı tercih etti. Bu çabalar çoğu zaman görülmese de mutlaka şehrin hafızasında yerini alacaktır.

BATGEV Vakfı için inşa ettiği ofis de aslında bu yaklaşımın somut bir göstergesi gibidir.

Sıradan bir mekân değil; hayli düşünülerek tasarlanmış, sade, nitelikli, kurumsal ve insanı odak alan bir anlayışın ürünü.

Bir süre önce sözünü ettiğim ofiste sevgili Ömer Cangir’in konuğu oldum.

Duvarlardan çok, orada hâkim kılınmak istenen atmosfer dikkat çekiyordu; gösterişten uzak ama iddialı, aceleci değil ama hedefi olan bir duruş.

Belki de Cangir’i farklı kılan tam olarak bu özelliklerdir: söylediklerini önce mekânda, sonra sahada inşa etmeye çalışması.

Attığı her adımda ortak bir çizgi göze çarpıyor.

Modern ama halktan kopmayan, kaliteli ve kendine has doğal bir duruş…

Ne popülizme yaslanıyor ne de tepeden bakan bir yaklaşım sergiliyor.

Bu sayede hem iş dünyasında hem de sivil hayatta farklı kesimlerle aynı anda rahatlıkla konuşabiliyor.

Batman’ın bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğu şey, yeni isimlerden çok yeni bir dil üretmektir.

Polemikten uzak ama geri de durmayan, kimseyi kırmayan ve hedef almayan yeni bir yol, yeni bir dil kurma çabası…

Cangir’in son dönemlerdeki çabası tam da bu noktada dikkat çekiyor.

Bu yazıyı bir övgü ya da ilan olarak okumak doğru olmaz.

Çünkü bazı kesimler yüksek sesle konuşmaz, işine odaklanır ve gelecekte herkes o ismi hatırlar.

Batman’da son dönemde dikkatle izlenen bu sessiz ama etkili işler yapan isimleri bir kenara not etmekte yarar var.

Ömer Cangir de o isimlerden biri olabilir.

Şehrimizde ayrıştırıcı değil, birleştirici öncülerin çoğalması dileğiyle…