Elmedina’nın anılarını anlatan büyüklerimiz kalmadı!

Çocukluğumuz Bağlar, İkiztepe-Gırbereşk mahalleleri, Gülbaraj, Beşevler ve Batman Çayı kıyısında geçti. Yarım asır önce o bölge verimli topraklarıyla Batman’ın tahıl, sebze ve meyve ambarıydı…

Abone Ol

Gırbereşk doğumlu iş insanı arkadaşım Metin Güneş’in babası, merhum Abdulkadire İsa’nın Batman Çayı kenarında su değirmeni vardı. Yaz sıcağında, o değirmenin hemen yakınındaki pınardan akan buz gibi suyu kana kana içerdik.

GÜLBARAJ’DA GEÇEN GÜNLER

Önceki gün Petrol-İş Sendikası Batman Şubesi’nin Batman Çayı kıyısındaki Gülbaraj su deposunun olduğu tesisteydik.

TPAO’nun motopompla 70 yıl önce içme suyu ihtiyacını karşıladığı 34 dönümlük alanda halen 3 devasa içme suyu kuyusu var.

Hâlen bu kuyulardan su boru hattıyla Batı Raman, BOTAŞ ve TÜPRAŞ’a ulaşıyor.

O tesise gidince Gülbaraj ile çevresindeki mahallelerde geçen çocukluğum canlandı gözümde.

Evimiz “Komando Caddesi” olarak bilinen 12. Cadde üzerindeydi.

İkiztepe-Gırbereşk doğumlu okul sıra arkadaşım Metin Güneş, kış, kar, yağmur, çamur, yaz, toz demeden ince uzun stabilize yoldan yaya gelir, birlikte Batman Lisesi’nin yolunu tutardık.

Komando Caddesi, şehrin en ücra yerleşim birimlerinden gelerek okula giden öğrencilerin buluşma güzergâhıydı adeta.

Bahar ayları geldiğinde TPAO’nun Site yerleşkesindeki petrolcülerin çocuklarıyla Gülbaraj tesislerine pikniğe giderdik.

O gürül gürül suyun aktığı Gülbaraj tesislerinin bahçesinde sayısız gül ve meyve ağacı vardı.

O tesisin adı da o güllerden geliyordu zaten.

Kırmızı-pembe renkli dünyanın en güzel çiçeklerinin yaydığı kokuların olduğu o Gülbaraj tesisini önceki gün gezerken duygulandım, hüzünlendim.

Oraya pikniğe her gittiğimizde, dönüşte mutlaka arkadaşım Metin Güneş Gırbereşk Köyü’nde bizi ağırlar, evlerine götürürdü.

O TESİS BİZİM İÇİN ÇOK ANLAMLIYDI

Batman’ın çekirdeğini oluşturan El Medina 1926’da sulara gömülmüştü.

O şirin kasaba-ilçenin devamı ise Gırbereşk, bir diğer adıyla İkiztepe olmuştu.

İkiztepe’yi imar edenlerin başında Güneş ailesi gelirdi.

Rahmetli Abdulkadire İsa’nın imar ettiği köy, şimdi her ne kadar mahalle statüsündeyse de biz orayı hâlen ‘köy’ diye telaffuz ediyoruz.

Çünkü bizim kuşak orayı hep köy olarak anımsıyor.

Batman Çayı kıyısında bir zamanlar eski yerleşim birimleri ve höyükler akarsuyla iç içeydi.

Yine iş insanı Metin Güneş’in babası Abdulkadir Güneş’in iki su değirmeni vardı.

Bölgedeki birçok kasaba, belde ve köy sakinleri buğdaylarını öğütmek için bu değirmenlerin yolunu tutarlardı.

O zaman debisi yüksek olan Batman Çayı’ndan gelen suyla değirmenler 7/24 buğday öğütürdü. Rahmetli Abdulkadir Güneş’in ortanca oğlu Yaşar Güneş, bir sohbetimizde o değirmenlerde öğütülen kaliteli undan yapılan tandır ekmeğinin damak tadını anlatmıştı bizlere.

O su değirmenleri yarım asır öncesinin un fabrikaları gibiydi ve çiftçiler için çok önemliydi, hatta hayatîydi.

Batman Ovası’nın belki de ilk durağı Güneş ailesinin Batman Çayı kıyısındaki değirmenlerdi.

O zamanlar 14-15 haneden oluşan İluh’ta oturanlar bile buğdaylarını öğütmek için Güneşlere ait su değirmenlerinin yolunu tutardı.

Batman Çayı kenarındaki değirmenler büyük bir nimetti o dönemler.

ESKİYE DAİR BİR TEK O TESİS KALMIŞ

Neredeyse aradan 50 yıl geçmiş.

Önceki gün konuk olduğum Gülbaraj ve çevresi çok değişmiş.

O bölge de öyle hızlı gelişmiş ki artık yeni çevre yolları ve Batman’ın son mahalleleriyle İkiztepe neredeyse birleşmiş.

Gırbereşk ve İkiztepe sakinlerinin çoğu köyden ayrılmış.

Ne eski su değirmenleri kalmış ne de kaynak suları.

Yalnızca Gülbaraj Tesisi’nde liseli arkadaşım Metin Güneş ile anılarım canlılığını koruyor ve o günler bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor.

Kelek-salla karşı köylere yolculuk yaparken o azgın sulara düşeceğiz diye yaşadığımız korkulu anlar ve Batman Lisesi’nden Komando Caddesi’ne gidene kadar kilometrelerce yol kat ettiğimiz ince uzun yolda derslere geç kalma korkusu birbirine karışırdı…

Piknik günlerinin benim için ayrı bir önemi vardı ve o günü kaçırmamak için matbaadaki işlerimi erkenden bitirip piknik yoluna koyulurdum.

Şimdi artık ne Gülbaraj tesisindeki kırmızı güller var ne de meyve ağaçları.

Ne de bize Elmedina anılarını anlatan büyüklerimiz.

Bunları yazarken Gırbereşk-İkiztepe köyünden gelip Batman’ın ticari ve sosyal hayatının en önemli parçası olan ne kadar çok dostumuz ve arkadaşımızın olduğunu fark ettim.

Güneş ailesi, Yanar ailesi, Akın ailesi, Kılıçıkan ailesi, Karabulut ve Eren aileleri…

Bu aileler Batman’ın her alanında aktif ve en önemli parçalarıydı.

Tabii bu arada 19 Mayıs, Beşevler ve Bağlar’da ve Batman’ın her yerinde damlarda kurulan tahtların üzerine uzanıp gökyüzünü seyretmenin olağanüstü zevkini ve Gülbaraj’da yediğimiz meyvelerin unutulmaz tadını anmadan geçmiş olmayalım…

Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın…