El Medina’nın hüznü sevince dönüşüyor

Batman-Diyarbakır il sınır çizgisi olan Batman Çayı büyük bir deltaydı. 100 yıl öncesine kadar bu deltada El Medina, Diyarbakır’ın Siirt sınırındaki son ilçesiydi. 1986’da merhum Turgut Özal’ın temelini attığı Batman Barajı, aslında yıllar önce yaşanan sel taşkınlarını da önlemişti.

Abone Ol

1926 yılında sel sularının haritadan sildiği El Medina’nın yerinde artık mavi yeşil kuşak projesi, o akarsu kıyısına hayat verecek. İlk etabı 136 dönümü bulan mavi yeşil projesinin ikinci etabına eklenecek 720 dönümle yeşil alan devasa bir büyüklüğe ulaşacak. Bu projenin tamamlanmasıyla Güneydoğu’nun, belki de Türkiye’nin sayılı yeşil alanlarından biri olacak.

ŞEHİR MERKEZİNDEKİ PROJE

Geçen yılın son aylarında mavi yeşil projesi start almıştı.

İlk etabın oluşturduğu 136 dönümlük alanda çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.

2026 yılının ilk ayında müjdeli bir haber daha geldi Batman Çayı kıyısı için.

Mavi yeşil projesi tamamlandığında, Batman’daki tüm parkların toplamından daha geniş yeşil alan olacak…

100 yıl öncesine kadar Batman Çayı’nın iki yakası bu bölgenin en güzel yeriydi.

100 yıl öncesinde tekstil ürünlerinin üretildiği El Medina, komşu Diyarbakır’ın ekonomisini canlı tutan tek ilçesiydi.

1926’da yatağına sığmayan azgın akıntı bizi El Medina’dan yoksun bırakmıştı.

Hep hüzünle andığımız o ilçeye en yakın yerleşim birimi günümüzde Gırbereşk, yani İkiztepe Mahallesi’dir. Aslında İkiztepelilerin çoğu El Medinalıdır.

Batman’ın çekirdeği olan bu yer sular altında kalınca, Gırbereşk’i yaşam alanına çeviren bir isim vardı; o da bölgede yarım asır önce örnek çiftçi olan merhum Abdülkadir Güneş’ti.

Diğer bir adıyla Abulkadirê İsa’ydı.

Gırbereşk, Kürtçe siyah tepe anlamına geliyor.

Belki de bir zamanlar höyüktü.

Dikkat ederseniz Bismil Ovası’ndan Batman Ovası’na kadar uzanan yapay höyükler var.

Günümüzde bu höyüklerin büyük bir bölümü maalesef bilinmiyor.

Yapılacak kazı çalışmaları Batman’ın tarihini güncelleyecektir.

Bu paragrafımızla Batman Üniversitesi’ne bir hatırlatma yapmış olalım.

El Medina’nın ruhunu canlandıracak önemli projelerden biri de mavi yeşil projesidir.

İlk etabına başlandı, şimdi ise gözler ikinci etapta.

BİR DÖNEMLER SİTE’NİN YEŞİL ALANI KULLANILIRDI

1955 yılında o dönemin petrolcüleri için yapılan Site Mahallesi, mimari ve altyapı olarak Amerikan kasabalarını, sosyal olarak da Ankara’nın Çankaya semtini andırıyordu.

Amerikalıların projesini yaptığı bu site, aradan 70 yıl geçse de hâlâ Batman’ın örnek semtlerinden biridir. Altyapısıyla, parklarıyla, yeşil alanlarıyla hep örnek semt olmuştur.

Geçmişte Batman’a gelen konukların çoğu Site’yi gördüklerinde şaşırır, “Burası ayrı bir dünya” derlerdi. Zaman zaman yazılarımızda Site için Lüksemburg, Batman’ın diğer kesimleri için ise Bangladeş yakıştırması yapardık.

Yaz ayları geldiğinde Batman’daki termometreler 45-50 dereceyi gösterirdi.

Sıcaktan bunalan Batmanlılar, 5-6 derece daha serin olan Site’ye akın ederdi.

O dönemler Batman’da yeşil alan yok denecek kadar azdı; aslında Atatürk Parkı dışında yeşil alan da yoktu.

Petrolcüler için Elazığ Sivrice Gölü’nün kenarında tatillerini geçirmek amacıyla tesis yapılmıştı. Petrolcüler tatillerini Sivrice Kampı’nda geçirirlerdi.

1990’da Batman il olunca yavaş yavaş şehrin temelleri atıldı ama yeşil alan yine şehrin en büyük sorunu olarak durdu.

Batmanlılar yaz mevsiminde serin bir ortam için ya Nusaybin Beyazsu’ya ya da tarihi Malabadi Köprüsü’nün çevresine giderdi.

Batman Çayı kıyısı ise kumluk alan sayılırdı.

Yaz mevsiminde kum ocaklarının çektiği kum yüzünden onlarca genç serinleme uğruna canından olurdu.

Batman Çayı denilince kumluk alan akıllara gelir, bir de kontrolsüzlük nedeniyle dönümlerce alan tarım yapılamaz hâle gelirdi.

Şehrin çöp atıkları, inşaat molozları ve atık sular Batman Çayı’nın berrak akan suyunun rengini değiştirirdi.

Batman Çayı’nda artık mavi yeşil proje var.

Son yıllarda herkesin dikkatini çeken bu proje şekilleniyor.

Bu projeyle bu alan bambaşka bir hâle bürünecek.

Tematik bahçeler, ateşsiz piknik alanları, aqua park alanı, çocuk oyun alanları, açık hava egzersiz alanları, bisiklet parkuru, spor alanları; bir futbol sahası, iki basketbol sahası, iki tenis kortu ve sosyal donatı alanlarıyla mavi yeşil proje bu şehrin belki de en önemli yatırımlarından biri olacak.

Batman’ın böyle nitelikli, marka değeri yaratan projelere ihtiyacı var.

Eminiz ki bu projeler bittiğinde Batmanlılar, şehrin çok yakınına gelmiş olan bu alandan kopmayacak. Batman’ın yeşil bir şehir olması için gerekli olan Batman Çayı kıyısı, somut bir projeyle hayat bulacak.

Herkesin sevinçle beklediği bu “Mavi Yeşil Projesi” umut verici bir gelişmedir.

********

BATMAN’IN İLK KADAYIFÇISINI KAYBETTİK

Batman’ın ilk kadayıfçısı Hüseyin Kurt’tu.

Aslen Diyarbakırlı olan Kurt, 70’li yıllarda geldiği Batman’a ömrünü adadı.

O, Batmanlıları çok sevdi; Batmanlılar da onu sevdi ve bağrına bastı.

Dört yıl önce özel bayram sayımızda Hüseyin Kurt’la röportaj yapmıştık.

Hüseyin Usta bize yarım asır öncesinin Batman’daki esnaflarını anlatmıştı.

Bu şehrin ilk lokantacılarının Şanlıurfa’nın Siverek ve Hilvan ilçelerinden gelen ustalar olduğunu söylemişti.

Tatlıcılar ise komşu Diyarbakır’dan gelmişti şehrimize.

Hüseyin Usta, 1972’nin Mayıs ayında geldiği Batman’da baklavacı Şükrü Sapan ve Ayhan Usta’dan mesleği öğrendiğini ifade etmişti.

O dönemlerde çırak olarak çalıştığı ustalardan en iyi kadayıfın nasıl yapıldığını öğrenmişti.

O röportajda Batman’ın eski ustalarının isimlerini teker teker saymıştı Hüseyin Usta.

Batman’ın ilk ustaları; İbo Belaş, kahveci Tosun, Zehir Ali, Süvari İhsan, Garip Ahmet, Hacı Toto, kellepaçacı İpek Kardeşler Adil, Şahin ve İzzet Usta’ydı.

Bu eski esnafların çoğunun Hakk’ın rahmetine kavuştuğunu söylemişti.

Son yıllarda o da amansız hastalığa yakalanmıştı.

Maalesef Hüseyin Usta’yı da kaybettik.

Yaptığı kadayıf midemizin lezzet köşesini doldururken, şehrimizin sınırlarını da aşmıştı.

Kadayıflarında kendi evine yapıyormuş gibi özenen, kendi çocukları yiyecekmiş gibi fıstık ve ceviz miktarından hiç kaçınmadan bolca koyan Hüseyin Usta’nın bu ahlaklı esnaflığını bilenler, uzak olduğunu hiç düşünmeden yurt dışından bile sipariş verirlerdi.

Hüseyin Usta artık aramızda yok.

Ama biz onu, yaptığı lezzetli kadayıfların tatlılığıyla hatırlayacak, anacağız…