Geçtiğimiz hafta gazetemizde yer alan bir haberi okuduğumda, gelişmeye önce inanmak istemedim.

Halk arasında ‘Koca Karı İlacı’ gibi bir tedaviden söz edildiği için inanmak istememiştim. Sonra, halk sağlığı konusunda çocukluğumda tanık olduğum hadiseler aklıma gelince, ‘neden olmasın’ dedim..

Neden mi söz ediyorum?

Eğitim Araştırma Hastanemizin bir ünitesinde ‘Hacamat’ (Kan alma veya kupa, çay pardağı ile terapi) yapılacağı, bunun için MHRS uygulaması üzerinden randevu alınabileceğine dair haberimizden söz ediyorum.

Meğer bildiğimiz hacamat çağdaş bir tedavi yöntemi olmuş da haberim yokmuş. Konumuzla ilgili haberimize bakalım: “Batman Eğitim Araştırma Hastanesi’nde oluşturulan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Ünitesi hacamat ve ozon terapi uygulaması ile hasta kabulüne başladı. Merkez hakkında bilgi veren İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri; ‘Geleneksel ve tamamlayıcı tıp fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, bunlara tanı koyma, iyileştirme veya tedavi etmenin yanında sağlığın iyi sürdürülmesinde de kullanılan, farklı kültürlere özgü teori, inanç ve tecrübelere dayalı, izahı yapılabilen veya yapılamayan bilgi, beceri ve uygulamaların bütünüdür. Hastanemiz GETAT ünitesinde ilk etapta kupa terapi (hacamat), ozon terapi gibi alternatif tıp uygulama alanlarında hizmet verilecektir. GETAT Merkezine başvurmak isteyen vatandaşlarımız, 182’yi arayarak veya MHRS uygulaması üzerinden randevu alabileceklerdir’ dedi.”

https://www.batmancagdas.com/saglik/hastanede-hacamat-ve-ozon-terapi-unitesi-h77350.html

**

**

HACAMAT’I ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ BİLİRİM…

Haber böyle. Demek ki modern tıp ne kadar gelişse de, bizden önceki nesillerin kimi rahatsızlıklar için uyguladıkları bazı yöntemlerin, sağlıktaki başarılarının belki de önüne geçemiyor.

Çocukluğumdan beri hacamat tedavisinden haberdarım.

Pek çok kişinin rahatsızlıklarının hacamat yöntemiyle kan aldırarak tedavi edildiğinin tanığıyım.

Hatta çay bardağı ile terapide merhum Annemin bir uzman hekim gibi olduğunu hatırlıyorum.

Çok küçüktüm, yanlış hatırlamıyorsam ciddi soğuk algınlıklarında, romatizmal rahatsızlıklarda merhum Annem, çay bardağı ile terapi yaparak pek çok kişiye şifa için vesile oluyordu.

Merhum Babam ne zaman rahatsızlansa, merhum Annem çay bardağı ile terapiye başlar, elinde tutuşturduğu kağıdı ateşe vererek bardağın içine atar, bardağı ise babamın sırtına yapıştırırdı!

Birkaç bardak kullanıyordu.

Bardaklardaki kağıt yandıkça babamın sırtındaki deri şişer ve kırmızılaşırken, şifa bulurdu.

Ayrıca köyde rahatsızlanan pek çok kadın da annemin yanına gelerek bardakla terapi denilen tedavi için ricacı olur, hepsi şifa bularak bol dua ederdi.

**

**

Yine çocukluğumdan beri bildiğim esas hacamat ise kafadan kan aldırmaktı…

Kuvvetli baş ağrısı veya başka rahatsızlıklar yaşayanlar, tedavi için yörede ‘Hacamatçı’ olarak nam salmış kişilerin yanlarına giderdi.

Kaç kez buna da tanık olmuştum.

Rahatsızlananların önce kafası veyahut başlarının bir tarafı sıfır makine ile traş edilirdi. Koldan kan aldırtanlar da vardı.

Bir tahta veya ağaç dalının ucuna bağlanmış jilet parçası ile kan aldırılırdı.

Büyük bir dikkatle jiletle kafa derisinde çizikler açan Hacamatçı, dökülen kanları bez veya pamukla temizlerdi.

Şöyle bir anım da var; Merhum Mele Abdullah’e Tımoki’nin oğlu merhum Abdurrezak, bir gün ünlü bir Hacamatçı’nın yanında kan aldırırken jiletle defalarca vurulmasına karşın kanı akmamış.

Hacamatçı, “Nasıl olur, ilk vuruşumla herkesten kan aldırırım” diyerek büyük şaşkınlık yaşamış.

Bunun üzerine Merhum Abdurrezak, “Durun, kolumda babamın yaptığı Nıvışt-Bazubend var” demiş. Kolundakini çıkarınca ilk vuruşla kanı akmış. (Alçakça bir saldırıda katledildi, rahmetle yad ediyorum.)

**

**

Evet, köyde yaşadığımızda yaralanma veya ciddi hastalıklar dışında kimse sağlık kuruluşlarına başvurmazdı.

Misal, büyük ihtimalle bademcik (Tonsilit) rahatsızlığı nedeniyle ben ve benim gibi nice küçük çocuklar yüksek ateş ile adeta havale geçirirken, tedavi olarak tandırların, odun kömürlerinin siyah isleriyle alnımız haç veya hilal şeklinde karalanırdı!..

“Dolunay halindeki Ay’a bakmayın, yoksa ‘Sermara’ hastası olursunuz” diyerek bize tembihlerlerdi. Yüksek ateşten sürekli halüsinasyonlar gördüğümü hatırlıyorum.

Çocuklara uygulanan geleneksel tedavi yöntemlerini doğru bulmuyorum. Ancak hacamat ve kupa terapisi gerçekten rahatlatıcı bir tedavi yöntemiydi.

Batman Eğitim Araştırma Hastanesinin bir ünitesinde hacamat yapılması bence olumlu bir gelişmedir. Bu bölümdeki tedavi için, “Geleneksel ve tamamlayıcı tıp fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, bunlara tanı koyma, iyileştirme veya tedavi etmenin yanında sağlığın iyi sürdürülmesinde de kullanılan, farklı kültürlere özgü teori, inanç ve tecrübelere dayalı, izahı yapılabilen veya yapılamayan bilgi, beceri ve uygulamaların bütünüdür” diyerek tanımlama yapan, bilmediğim ve tanımadığım haberde geçen Sağlık yetkilisi ile inşallah tanışacağım . Şifa Allah’tandır. Tedbir bizden, şifa Allah’tan. Sağlıkla kalınız

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.