Düzenin en güzelini,
Yaşamın en huzurlusunu yaşamak isteriz.
Lakin bu isteklerin gerçekleşmesi için hiçbir adım atmazsak bunun gerçekleşmeyeceğini de bilmemiz gerekiyor.
Yaşamın dört dörtlük kurallar çerçevesinde yürümesini talep edip, hiçbir kurala uymama çelişkisi her halde en fazla bizde kendini buluyor.
Vatandaş olarak, birey olarak her şeyin dört dörtlük olmasını talep etmekte üstümüze yok. Üstelik bulduğumuzu her eksikliği anında etrafı duyurmaktan da tek bir saniye geciktiğimiz görülmemiştir. Lakin aynı duyarlılığı neden kurallara uyma konusunda göstermediğimizi de merak etmiyor değiliz?
Vatandaş olarak gördüğümüz aracın yanlış parkını, hızlı gidişini, ışık ihlalini hemen bildirmekteyiz.
Lakin aracımızı yaya çizgisinin üzerine park etmeyi, hız sınırını ihlal etmeyi, kırmızı ışıkta geçmeyi de ihmal etmeyiz.
Bu durumda suçlu elbette bu konuda ceza yazandadır!
Yaya geçidini kullanmaz, uyarı levhalarına dikkat etmez, sağımıza solumuza bakmaz, telefonla konuşurken yola balıklama dalarız ama bir kaza olduğunda mutlak surette yetkililer ve ilgililer suçludur?
Yayalar için yapılmış üst geçiş yerine yolu doğrudan geçeriz lakin olumsuzlukta levhanın olmadığını bahane eder, çarpan şoförü suçlu göstermekten imtina etmeyiz.
Yağmur bardaktan boşalırcasına yağdığında mazgallar tıkandığı için oluşan su birikintisini manşetlere taşımayı ihmal etmeyiz lakin o mazgalların neden tıkandığı her nedense aklımızın ucundan geçmez!
Etrafın kirlilikten geçilmediğini, yeşil alanların azlığını, bankların yetersizliğini her fırsatta dile getiririz lakin çöplerimizi tükürüğümüzle birlikte ortalığa atmayı, ağaç fidelerini kırmayı, bankların tahrip etmeyi de ihmal etmeyiz!
Kentin ulaşımının dört dörtlük olmasını isteriz. Bu hakkımız deriz lakin ulaşımdaki aksaklıkların ne kadarında bizim de katkılarımız olduğunu görmeyiz.
Araçlarımızı otoparklara değil kaldırımlara park ederiz. Durak dışında indirme bindirme işlemlerine destek sağlarız. Araçta yer olmadığı halde ayakta binmeye razı oluruz lafı gelince de neden olumsuzluk yaşandığını yargılarız. Araç sürücüleri bir yandan trafik sıkışıklığından, kural dinlemezlikten yakınır öte yandan ceza aldıklarında isyan eylemleri yapar!
Aynı şey temizlikte de öyle, bina yapımından da böyle…
Kural tanımazlık işimize geldiğinde iyi gelmediğinde kötü oluyor.
Oysaki işin aslı öyle değil.
Bir düzen içerisinde yaşayabilmek için bireysel çıkarlarımızdan çok toplumsal çıkarlarımıza ve uyumumuza özen göstermemiz gerekiyor. Toplu olarak yaşamak kurallara uymayı gerektiriyor. Toplu yaşamda belirlenen ortak kurallara uymamak ceza ile neticelendirilir. Bu nedenle ceza aldığımızda bir şeyleri yanlış yaptığımızı kabul etmemiz ve bu yanlışı tekrarlamamamız gerekiyor.
Hiçbir kurala uymadan düzenli bir yaşam sürmeyi hesaplamak yanlış hesap yapmak demektir. Hepimiz yaşam tarzımızı gözden geçirmek zorundayız. Eksikliklerimizi, aksaklıklarımızı görmek durumundayız. Bir kenti idare edenlerin de insan olduğunu sadece onların çabaları ile bir kentin düzelemeyeceğini kentin yaşayanları olarak bizim de kurallara uymamız gerektiğini hatırlamak gerekiyor.
İşlerin rayında yürümesi için destek olmamız lazım eğer destek olamıyorsak hiç olmazsa köstek olmayalım ki insanlar bizim için bir takım hizmetleri gerçekleştirmeyi başarsınlar.
Sadece isteyerek düzenin sağlandığı dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. En düzenli olarak kabul gören yerler yurttaşların kurallara tam olarak uydukları ve düzeni korumaya çalıştıkları yerlerdir. Biz toplum olarak daha kaldırım üzerine çöp atan hemşerimizi uyaramıyoruz bile. Uyardığımızda gözümüzün üzerine bir yumruk yiyip mor gözlerle eve dönmeyi hesaplamamız gerekiyor. Ancak enteresandır cadde kirliliğinden en fazla şikâyet edenler de uyarıldıklarında şiddete yönelenlerdir!
Küçüklerimize örnek olan büyükler olmak istiyorsak düzenli bir yaşam sürmek için gerekli olan kurallara uymamız gerekiyor. Küçükler büyüklerini örnek alarak yaşamda yol almaya çalışırlar eğer bizler de kurallara uymak konusunda gerekli duyarlılığı gösterirsek emin olun ki bu toplum kısa sürede kendi düzenini çok rahat bir şekilde kuracaktır.
Bunun için var olan toplumsal değerlerimizi korumalıyız.
Hizmetimize sunulmuş olan olanakları iyi değerlendirmeli ve korumalıyız.
Parklarımıza, yeşil alanlarımıza, yollarımıza, kaldırımlarımıza, toplumca yararlandığımız ne varsa onlara sahip çıkmalı ve bunlara yenilerinin eklenmesini talep etmeliyiz.
Kurallara uymalıyız ki düzenimiz korunsun!