Artık eğri oturulduğunda da doğru konuşmanın zamanı geldi. Bölgemizde ve islam coğrafyası adıyla tanımlanan topraklarda radikal islam olarak tanımlanan siyasal akımlar diğer islam mensupları ile islam olmayan topluluklar için tehlike yaratmaya devam ediyor.
Afganistan da üzerlerine gidile gidile hırçınlaştırılan kesimler kendi iç dünyalarında radikalleşip normal değerlerden uzaklaştıktan sonra etraflarını da etkilemeye başladılar. Dış dünyadan kopuk olmaları onları radikalleştirirken saldırılar da hırçınlaştırıldı. Sonrada dünyanın başına el kaide, el Nusra, IŞİD ve benzeri adlarla bela olmaya başladılar.
Son olarak egemenlik kurmak istedikleri alan Irak ve Suriye çizgisini takip eden Sünni Müslümanların çoğunlukta oldukları bir alan. Bir hilafet devleti ilan ederek kendilerince uygun gördükleri değerlerle o toprakları idare etmek. Bunu yaparken de cennet umutları ile yaşıyorlar.
Uygulamalara bakıldığında ise kazanmak için her şey mubah felsefesi. Bu nedenle de korku salıyorlar. Birçok kesimin kutsal gördüğü değerler onlar için yerle bir edilmesi gereken değerler. Yaşam felsefeleri ve tarzları insanlık değerleri ile uyuşmuyor. Ne laftan anlıyorlar ne edepten.
İlk başlarda Şii kesimler karşısında tampon oluştururlar düşüncesi ile desteklenen ve hareketleri karşısında sessiz kalınan bu kesimler elde ettikleri gücün verdiği ilhamla artık kendisini destekleyen ülkeler ve insanları için de tehlike yaratmaya başladılar. Kürtçedeki tabiriyle tam da bir “Bıhıko” rolüne bürünmüş görünüyorlar. Önlerine kim çıkarsa saldırmaktan geri durmuyorlar. Gözleri kararmış yani. Dolayısıyla bu halleri hayra alamet değil çünkü bu mantıkla ne kadar insan öldürürlerse öldürsünler başarılı olma ihtimalleri yok. Hiçbir zaman bir şeye sahip olmadıkları için bir baltaya sap olmadıkları için sahip olmanın ne anlama geldiğini de sorumluluklarını da bilmiyorlar çünkü. Ortadoğunun geniş çöl alanlarını Afganistan’daki, Pakistan’daki dağlık kesimlere benzetiyorlar ki korkunç bir şekilde yanıldıklarını eninde sonunda göreceklerdir.
Şu an itibariyle bu korkunç insanlar ve güçleri karşısında kendi topraklarını savunanlar Kürtler oldu. Şii dünya karşılarında her ne hikmet ise tutunamıyor. Ellerindeki silahlar ve arkasındaki güce rağmen bu durumu anlamak mümkün olmuyor. IŞİD çetesinin başında bulunanların Sünni dünyanın askeri komutanları olduğu, onların sağladıkları istihbarat ve taktiklerle hareket edildiği artık saklanamıyor. Şimdilik Saddam ordusunun bazı komutanları deniliyor ancak ileride başka ülkelerin askeri uzmanlarının var olup olmadığı da daha net ortaya çıkacaktır.
Bu çeteler islam devleti ve felsefesi adına insanlık ve islamla alakası olmayan uygulamalar sergiliyorlar. Bazı uygulamalarını hatırlamakta faysa var. Bu güne kadar uyguladıkları yöntemler ile ilgili olarak basına düşen iddialar insanı hayrete düşürüyor.
Suriye uygulamaları ile haberdar olmuştuk. Herkes evdeki iki kızından birini onlara verecek. Kimin kocası üç ay eve gelmezse o kadın IŞİD militanlarının oluyor. Herkes onlara destek olmak zorunda ya da alanı terk etmek zorunda. Keçilerin kıçları görünmesin diye bez bağlanacak. İşgal ettikleri yerlerdeki malları almaları yetmiyor gibi bir de insanları alıyorlar. Kadınlara tecavüz serbest. Esir aldıkları kadınları kadın pazarlarında satıyorlar. Esir aldıkları insanların başlarını bıçak ve kılışlarla kesiyorlar. Kendilerine katılan yabancı militanlara tecavüz ettikleri ve her militanın bir üyelik bir de nikah numarası olduğu da gelen iddialar arasında. Yakaladıkları insanları toplu öldürmekten çekinmiyorlar. Bunu yaparken de çocuk, Yaşlı, Kadın, Silahsız ayırımı yapmıyorlar. Çekildikleri alanlarda yaşama dair hiçbir iz bırakmamakta kararlılar.
Ve şimdi Kürtler bu vahşi çetelere karşı kendilerini ve topraklarını korumak için onurlu bir mücadele veriyorlar. Hem kendilerini hem insanlık onurunu korumaya çalışıyorlar. Kıt imkânları ile bütün yetmezlikleri ile. Dünya tam da bu noktada bir insanlık dersi ile karşı karşıya bulunuyor. Bir insanlık imtihanı ile karşı karşıya bulunuyor. Kimse bana dokunmaz demesin. Eninde sonunda herkes bu yapılardan nasibini alır. Çünkü insanlık değerlerine saldıran bir yapı ile karşı karşıyayız.” Kürtleri yok etsinler benim silahım var durdururum” diyenler yanıldıklarını çok acı bedeller ödeyerek anlayacaklardır. Bu nedenle iş o aşamaya gelmeden Kürtlere gerekli destek ve yardım sağlanmalı bu insanlık düşmanları durdurulmalıdır. Hem insanlık için hem islam için bu zorunlu bir tavır.