Pirinç tarlaları, incir, nar ve domatesin yetiştiği Derdile çevresini görünce “Ben burada aylarca kalmaya razıyım” demiş. 47 yıl önce o köyde ne elektrik vardı ne de yol. Kuş uçmaz, kervan geçmez yollardan ulaştıkları Gönüllü-Derdile’de film ekibiyle tam 6 ay kalan Türkan Şoray’ın kaldığı o ev, hâlâ aynı şekilde duruyor ve zamana meydan okuyor…
EŞSİZ YERLEŞİM BİRİMİ
Bir tarafı Mava Dağı, diğer tarafı Sine Haco Tepesi, bir yönü de Kürtçe ‘Lat’ dedikleri büyük taşın çevresine yayılan Derdile köyünün güzelliklerini saymakla bitmez.
Kış mevsiminde konuk olduğumuz Gönüllü’yü hafta sonu bir de baharın son günlerinde görelim diye yola çıktık.
Gercüş’e daha birkaç kilometre kala köy yoluna saptık.
Ama Batman-Gercüş karayoluna yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki köyün sağlı sollu üzüm bağları ve fıstık bahçelerinin eşsiz manzarası bizi yarım asır öncesinin o eski yerleşim birimlerine götürdü.
Devasa kayaların altından akan buz gibi kaynak suyu, köyün bereketli topraklarına hayat veriyor.
O su güzergâhı üzerinde yetişen pirinç, coğrafi işaret almış.
Pembemsi organik domatesler ilaç gibi.
Ya incir, badem, tayfi-mezrone üzümü ise yazılması gereken ayrı bir konu…
Sıcak havanın yavaş yavaş kendisini hissettirdiği şu günlerde yerli ürünler olgunlaşıyor.
Birkaç hafta sonra o ürünlerin bir bölümü sofralarda olacak.
Abbaralı (Geçitli) taş konaklar… 47 yıl önce Türkan Şoray, Talat Bulut ve filmde rol alan sanatçılar bu köye konuk olduklarında o dönemlerde ne TPAO’daki misafirhanede ne de Beyaz Saray’da konaklamışlar.
Onlar, o küçük Mardin’i andıran yerleşim birimindeki taş konaklı evlerde kalmayı tercih etmişler.
Abbaralı taş konaklı evler, Batman-Mardin il sınırında da var.
Abbaralı evler hâlâ kiler olarak kullanılıyor.
Yaz mevsiminde serinliğin olduğu o konakları terk edemiyorsunuz.
Kış mevsiminde de sıcak havasıyla günümüzün modern binalarına adeta meydan okurcasına konfor sağlıyor.
Gönüllü-Derdile Köyü Muhtarı Nasreddin Kavak, çocukluğunda Türkan Şoray’ın kaldığı evi bize göstererek; “Bakın, köyün ortasındaki şu evde Türkan Hanım yorulmadan, usanmadan, ter dökerek mükemmel bir filmi gerçekleştirdi. Çocuktuk. Türkan Şoray bize bir yerde hem kültürümüzü hem de o dönemlerde bu coğrafyada yapılan erken evlilikleri içeren bir eseri beyaz perdeye taşıyordu ama biz o yıllarda o filmin bizim hikâyemizi yazdığını bilmiyorduk, sonradan öğrendik. Bizim kültürümüzü bizler kadar bilirlerdi” diyordu
‘Hazal’ aslında bu coğrafyanın hikâyesiydi.
Hâlen birçok kişi YouTube üzerinden o önemli yapıtı izleyip bölgenin gerçeğiyle buluşuyor.
DİN VE KÜLTÜR MOZAİĞİNİN OLDUĞU KÖY
Hazal filminin çekildiği Gönüllü köyünün ortasında bir başka hikâyeye de tanık oluyoruz.
Süryanilere ait kilise… Ezidi toplumunun geçen yıl köye kazandırdığı Quba Pir Ali Kültür Evi de bu coğrafyanın güzel bir rengini daha bizlere anlatıyor.
Ezidi toplumunun geleneği o küçücük binanın odalarında ziyaretçilere açılmış.
Pir Ali’nin asasının dokunduğu su çeşmesi, dilek köşesi ve sohbetlerin yapıldığı bu önemli mekânı çok sayıda yerli ve yabancı konuk ziyaret ediyor.
Ezidilerin Gönüllü-Derdile’ye kazandırdıkları bu mekânın yanı sıra bir de Şeyh Ahmed Türbesi var.
Türbenin çevresi bir süre kaderine terk edilmişti ama Ezidiler, Kültür Evi binasını yaparken türbenin onarımını da üstlenmişler.
Şeyh Ahmed Türbesi, Ezidi Kültür Evi ve Süryani Kilisesi yan yana.
Bunların bir arada yan yana durması, bu coğrafyanın hoşgörü toprakları olduğunun en büyük kanıtı değil mi?
Herkes kendi inancına göre o yatırları ziyaret edip, inancına göre dua etmesi ayrı bir huşu hissi uyandırıyor.
Devasa kayalıkların dibinden akan gürül gürül suyun boy attırdığı ceviz ve incirleri bir arada paylaşıp kardeşçe ayrılıyor bu güzelim köyden.
Gün batımıydı…
Köyden ayrılmak üzereyken yanımıza gelip “Hoş geldin” diyen 60 yaşındaki Ramazan Kavak anlatmaya başladı:
“Türkan Şoray’ın film çektiği yıl ben köyden ayrıldım. İzmir’e gittim. Özel eğitim kurumlarında uzun süre çalıştım. Yıllarımın büyük bölümü gurbette geçti. Köyüme döndüğümde yabancı kaldım çünkü yeni kuşakla karşılaştım. Yeni yüzler önüme çıktı. Şimdi de köyümün yabancısı oldum. Keşke gitmemiş olsaydım. Bu köyün havası, doğası, suyu bir başka güzel. Dünyanın hiçbir yerinde böyle güzel bir köy göremezsiniz.”
Biz de bugünkü yazımızı İzmir’den köyüne dönüş yapan Ramazan Kavak’la ilgili, “İyi ki dönüş yapmış, darısı gurbetteki diğer hemşerilerimize,” diyerek yazımızı noktalıyoruz…
Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın…