DÜNYA DİL GÜNÜ

Abone Ol
Türkiye bir uygarlık yaratıp yarattığı uygarlığın hızlı dönüşümüne ayak uyduramadığından yıkılmak zorunda kalan Osmanlı hanedanlığının son kalıntıları üzerinde tutunabilenlerden oluşan bir ülke. Ama aynı zamanda uygarlıklara beşiklik etmiş kutsal Anadolu toprakları üzerinde bulunan bir ülke.
Yani anlaşılacağı gibi hem yönetim bazında hem de coğrafik anlamda değişim ve dönüşümleri yaşamış ve yaşamaya müsait bir alandan bahsediyoruz. Göç alıp uygarlık geliştiren alanların aksine sürekli nüfus değişimine uğramış olsa da yerlerini terk etmeyip kendi varlıklarını sürdüren birçok kavim yaşamakta.
Bu özelliklerinin bir gereği olarak da çok kültürlü bir ülke. Bu güne kadar ister üzerinde devlet denilen sistem yapısı ile yönetilen olsu ister olmasın bir çok kültürü barındıran toprak parçaları veya alanlar sahip oldukları bütün zenginlikleri koruma gayreti göstermişlerdir. Elbette bunun istisnaları da mevcut. Sahip oldukları kültürel zenginlikleri yok etmeye çalışan, tek bir kültür ve tek bir insan tipi yaratma peşinde olanlar da olmuştur. Hitler bunlardan birisiydi. Amacı olan yüce Alman ırkını yaratmak için denemediği metot yapmadığı insan Hakları İhlali kalmadı. İkinci Dünya savaşını çıkardı ve halen lanetle anılıyor.
Uygar toplumlarda artık yok etme ve yok sayma anlayışları genel kabul görmüyor. Demokratik ve İnsan Haklarına saygılı yönetim anlayışları çerçevesinde kültürel varlıkların korunması çabası gösterilmeye çalışılıyor. Bu kapsamda yeryüzünün en kıymetli varlıklarından ve zenginliklerinden olan dillerin korunması için de büyük bir gayret sarf ediliyor. Yeryüzünde bulunduğu tahmin edilen 6 bin civarındaki konuşulan dil’in korunması için çalışmalar yürütülüyor. UNESCO’nun 2000 tarihinden bu yana büyük bir özveri ile üzerinde durduğu konulardan bir tanesi de yeryüzünde bulunan dillerin yaşatılması için çaba gösterilmesidir. Dünyada bulunan 200’ün ezerindeki devlet sınırları içinde kalan 6 bin dilin korunması gerekmektedir. Dünya ülkelerinin baskın olarak kullandıkları dil sayısı 150 dil civarındadır. Dolayısıyla bu dillerin yüzde 90’lık bir kesim tarafından kullanıldığını kabul edersek geri kalan diller kalan nüfusun %10’u tarafından kullanılmaktadır. Bu da demek oluyor ki geri kalan diller yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadır.
21 Şubat Dünya Dil Günü münasebetiyle KURDÎ DER tarafından da bir etkinlik düzenlendi. Yılmaz Güney Sinema Salonunda Pazar günü gerçekleştirilen etkinliğin konukları Kürt Dili konusunda duyarlı olanların yabancıları olmadıkları iki isimdi. Sami Tan ve Mehmet Şahin. Panel de Kürt Dili konusunda katılımcılara bilgiler verildi. Moderatörlüğünü Brahim Ronizêr’in yaptığı panelde dinleyiciler salonu boş bırakmamışlardı.
Konuşmasına salonun doluluğundan duyduğu memnuniyetle başlayan Sami Tan, Ana dilin önemine değinerek milliyetçi bir anlayışın hâkim olduğu bir eğitim sistemi ile dilleri yaşatmanın mümkün olamayacağı gibi bu anlayışın birlikte yaşamanın da önüne çıkan önemli bir engel olduğunu ifade etti. Demokratik ve özgür bir toplum istediklerini belirten Tan;”Bunun için de sadece dil eğitiminin yeterli olmadığı aynı zamanda bir statüye gerek duyulduğunu” belirtti. Yürütülen Milli Eğitim politikasını sadece Kürt sorununun önünü tıkamakla kalmayıp aynı zamanda demokrasi, eşitlik ve özgürlüğün de önünü tıkadığını belirten Tan bu anlayışın değişmesi gerektiğini vurguladı.
Daha sonra söz alan Mehmet Şahin ise, Batmanda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ettikten sonra Kürt dilinin tarihi ve konumu hakkında bilgiler verdi. Bir ülkeyi işgal edenin üzerinde durdu temel konunun o ülkenin dili olduğunu vurgulayan Şahin bunun boşuna olmadığını belirtti.”Her şeye tamam diyenlerin neden dile hayır dediklerini?” sorgulamak gerektiğini belirten Şahin;”Çünkü dil özellikle insanı insan yapan unsurdur. İnsanlar dilleri ile tanınmışlardır ve tanınıyorlar. Aynı zamanda ulus da dili ile tanınır ve dili ile tanınmıştır. Aynı zamanda dil ortak bir yaşamın temelidir” diyerek dil olmazsa toplumun anlaşmasının da mümkün olmadığını vurguladı.
Panel daha sonra mezun olan öğrencilerin sertifikalarının verilmesi ile tamamlandı.Panele bir çok demokratik kitle örgütünün yanı sıra BDP ve Belediye Yöneticileri de katıldılar.