DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ

Abone Ol
5 Haziran insanoğlunun kendisi ile uğraşmayı bırakıp kendi etrafına bakmasının bir zorunluluk olduğunu hatırlatan önemli günlerden biriydi. Başka bir değişle Dünya Çevre günüydü.
İnsanoğlu yeryüzündeki diğer varlıklardan farklı bir niteliğe sahiptir. Düşünebilme, konuşabilme, anlaşabilme ve geliştirebilme yeteneği. Bu yeteneklerin olumlu veya olumsuz kullanılması ise tamamen kendisine bırakılmıştır.
İlkel insan zaten doğa ile iç içe yaşadığından doğa ile gizli bir anlaşma halindeydi. İhtiyacı kadar tükettiğinden dolayı doğanın kendisini yenileme fırsatı zaten bulunmaktaydı. Ancak insanoğlunun aklını kullanması ve teknik gelişmeler sağlaması ile doğaya üstünlük sağlaması dengelerin değişmesine neden olmuştur.
Kentsel yaşamın başlaması
Tüketim kültürünün değişmesi
İnsan sayasının artması ve bilinçsiz tahribatlar doğanın giderek dengesinin bozulmasına neden olmuştur.
Doğada en büyük destekçimiz şüphesiz yaşam kaynağımız olan oksijeni üretin ağaçlar ve yeşilliklerdir. Onlar olmazsa biz yaşayamayız. Doğumdan ölüme kadar hemen hemen her aşamada bunlardan yararlanırız. Her insan doğumundan ölümüne kadar kullandığı araç ve gereçler sebebiyle doğanın bu müthiş sunumundan faydalanır. Yazdığımız kalem, çizdiğimiz kâğıt buradan gelir.
Günümüzde üretimin artması ve çeşitlenmesi nedenleri ile artık doğada hemen dönüşüm sağlayamayan birçok ürün ortaya çıkmıştır. Özellikle petrol türevi ürünlerin dönüşümü başlıca sorunlardandır. Nükleer ve zehirli atıkların durumu ise üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Yer altına gizlenin mayınlardan tutun da çöpe attığımız pet şişelere kadar yaşamın bütün alanlarında çevreyi kirleten bir yapı oluşturduk. Ancak bu çevre bizim yegâne yaşam alanımız. Başka bir dünya yok veya biz daha bulamadık. O zaman doğayı ve çevreyi yani yaşam kaynağımızı ve alanımızı korumamız gerekir. Bu bir ihtiyaç değil bu bir zorunluluktur.
Gılgameş, Enkido ile birlikte ormandaki kutsal büyük ağacı kestiğinde büyük bir başarıya imza attığını sanmıştı. Oysa sonradan gerçeğin öyle olmadığını ne güzel anlamıştı. Gılgameşin devrinin üzerinden çok zaman geçti. Kutsal Ağaç hala kutsallığı ile dimdik karşımızda duruyor. Artı dönem onu/onları kesme devri değil çoğaltma devri. Sorun sadece ağaçlarla ilgili değil. Çevremizi düzenli ve temiz tutmak doğadaki diğer varlıkları da korumak bizim temel görevlerimizdendir. Bu dünyayı geçmişimizden miras aldık ve gelecek nesillere miras bırakacağız. Aldığımız emanete sadık kalmak onu korumak ve aldığımız durumdan daha kötü bir durumda geleceğe bırakmamamız gerekmektedir.
Dünyamız artık SOS veriyor. Bu nedenle Dünya Çevre günlünü beklemeden yaşamı kurtarmak ve daha güzel bir ortamda yaşam için çevremizi koruma altına almamız gerekmektedir.
Doğa ve çevre başta nükleer atıklar olmak üzere modern dünyanın çöplüğü haline getirilmemelidir. Üçüncü dünya ülkelerinin toprakları gelişmiş ülkelerin çöplüğü değildir. Denizler korunmalı suya gerekli özen gösterilmelidir. Dünya su kaynakları bilinçsizce tüketilmemelidir. Doğa silahlardan ve yok edici etkilerinden kurtarılmalıdır.
Bütün bunları yaparken bilinçli birer insan olarak çöpümüzden başlayarak çevremizdeki her atığı değerlendirilebilecek bir ortamda doğaya sunmalıyız. Herkesin düzenli bir yaşam için ve yeşil bir dünya için en az bir ağacının bulunduğu bir dünyada yaşamak dileğiyle.