DÜNE DAİR HER ŞEY DEĞİŞTİ

Abone Ol

Son yıllarda kentte sosyal yaşam çoğunlukla büyük festivaller ya da fuarlar, Belediye etkinlikleri ya da özel mekanlarla sınırlı kalıyor. Bazen bunlar bile olmuyor. Yani kentin kültürel nabzı daha çok küçük ölçeklerde mahallelerde, sokak aralarında atabilecekken biz onu yalnızca büyük sahnelerde arar olduk…

Eski petrolcüler anlatır; “Raman kampında Türkiye’nin ilk açık hava sinemasını kurduk. Yaz akşamları herkes sandalyesini, minderini alır MTA’nın yaptığı beton basamaklara oturur, film izlerdi. O açık sinema sadece film izlemek değil, kampta oturanlarla kaynaşmak, birlikte gülmek ve birlikte duygulanmak demekti. Günümüzde teknoloji her şeyi alt üst etti.”

BATMAN’IN RUHUNA DÖNÜK ETKİNLİKLER

Sanatsal, kültürel ve sosyal aktivitelerin bölgesel noktalara homojen yayılmalı.

Günümüzde internet bağımlılığı herkesi evlere kitlemiş durumda.

Bu bağımlılık olgusu sürekli çocuklarımız ile ilgili dile gelmekte.

Oysa biz büyüklerde de aynı bağımlılığın pençesindeyiz.

Sanırım aksini savunacak çıkmaz.

O yüzden ‘kültürel aktivite’lerin her mahallede olabilecek şekilde homojen yapılması gerektiğine inanıyoruz.

Her aktivite bir alana yayıldığında; kalabalık olması açısından ilgisini yitirir ama bu aktivitelerin mahallede ulaşılabilecek merkezlere inşa edilmesi veya mevcut bina ve alanlarda yapılması rahat bir ortam sunacağı için ilgi artacak.

Haliyle insanlar evde oturmak yerine bu merkezlere gidecek.

Havalar serinledi.

Kuşkusuz gözler şimdi de önümüzdeki günlerde yapılacak aktivitelere çevrildi.

Bugüne kadar hiç yapılmayan bir etkinlikten söz etmek istiyoruz.

O da petrolün başkentinde uluslararası ‘Petrol’ panelinin yapılmamasıdır.

Ne acı bir şey…

BU ŞEHİR HER ZAMAN YENİLİĞE AÇIK

Oysa zaman zaman yerel, ulusal ve uluslar arası panellerde ülkenin ilk petrolün bulunması, gelişimi ve petrol ile ilgili yaşanmışlılıkların anlatıldığı, sunulduğu ne güzel olurdu değil mi?

Neredeyse 70 yıl öncesinde ‘ Meymune Boğazı’na ayak basan, daha sonra 1.200 rakımlı ‘Raman Dağı’na çıkan bu ülkenin ilk petrolcülerinin o kadar önemli ve ilginç öyküleri var ki…

Bugüne değin neden böyle bu etkinlik yapılmadığına dair diye kendi kendimize hayıflanıyoruz.

Evet, bu şehir her zaman yeniliğe açık.

Katılımcı ve de canlı bir kent oldu.

Şimdi bu canlı kimliği daha da güçlendirmenin en güzel yolu, petrolün başkentine uluslararası bir ‘Petrol’ panelini kazandırmak.

‘Kara Altın’ın bulunmasında emeği geçen çok önemli değerler bu şehirden gelip göçmüştür ama bu şehir böylesi bir etkinliği hep atlamıştır ya da umursamamıştır.

2007 Yılında Batman için sıra dışı etkinliklerle adından söz ettiren Vali merhum Recep Kızılcık, kültürel ve arkeolojiye yönelik ‘Uluslar arası Kültür ve Turizm’ sempozyumu düzenlemişti.

O sempozyum büyük yankı uyandırmıştı.

Türkiye’nin yanı sıra Amerika’dan ve Avrupa’dan önemli bilim adamları, Batman’ın kültürel dokusunu bilimsel anlamda değerlendirmişti.

Aradan tam 18 yıl geçmiş olmasına rağmen halen birçok araştırmada o kaynak kitaplar konuşuluyor.

Şimdi de beklentinin uluslararası petrol panelinde olduğunu belirtmek isteriz.

Türkiye’de ilk petrolün bulunduğu dağ olan Raman, ‘Kara altın’ın açık hava müzesi olduğunu hatırlatmayı da görev biliriz.

Ama biz bu açık hava müzesinde bugüne kadar ne ulusal ne de uluslar arası bir etkinlik düzenlemiş değiliz.

Bu durumun bizim için büyük bir eksiklik olduğunu belirtmek istedik.

Ve Batman ruhu ile uyumlu etkinlik ve panellerin yapılmasının zamanının geldiğini hatırlatmak isteriz.

RAMAN’DA İLK AÇIK HAVA SİNEMASI

1950’li Yılların başında Maden Teknik Arama Enstitüsü’nün petrol aramalarını sürdürdüğü Raman Dağı’nda Amerikalı mühendisler için haftada 3 gün yabancı, yerli personel içinde 4 gün Türkçe filmler açık havada oynanıyordu.

Ülkede açık hava sinemasının oynandığı bir kaç yerden biri belki de ‘Raman Dağı’ydı.

Yıllar öncesinde Raman yerleşkesinde oturan sakinler, yaz akşamları sandalyesini minderini alır, MTA’nın yaptığı oturma yerlerinde film izlerdi.

Tabi ki o sinema sadece film izlemek için değil, kamp sakinleriyle kaynaşmak, birlikte gülmek ve duygulanmak demekti.

O sinema kültürü daha sonra Batman merkezine yayıldı.

1970’ten 1990’a kadar Batman merkezde 10 sinema vardı.

Açık sinemalar gece yarılarına kadar film oynatırdı.

Açık sinemanın etrafındaki evlerde oturanlar, damlara çıkıp film izlerdi.

Damlarda küçük çocukların bağıra çağıra, sinemalarda gösterilen film sahnelerine tepki ve coşkuları yankılanırdı.

O sinemalarda yaşanan zevk başka olurdu.

Bugün o günleri anımsayınca aslında mahallelerin kendilerinin büyük bir sahnesi olduğunu düşünüyoruz.

YERYÜZÜNÜN EN GÜZEL DÜĞÜNLERİYDİ

Kuşkusuz son dönemlerde Batman ve ilçelerindeki festival ve fuarlar da sosyal hayata yeni bir soluk getirdi.

Bu tür etkinlikler gündelik yaşama da renk katıyor.

Yıllar önce Atatürk Parkı’nda açık sahne konserleri hem yerel sanatçıların hem de halkın katılımıyla kültürel canlılığı dışa yayardı.

O eski etkinlikler kent içinde bir zenginlikti.

Artık önümüz ‘festival’ ve ‘fuar’ dönemi.

Umarız, organizasyon işini üstlenecek kurum ve kuruluşlar gerek kitap fuarı, gerekse de diğer aktiviteler için bu şehrin dününü de hesaba katıp, yukarıda da değindiğimiz gibi dar bir alanda değil, herkesin bir arada olacağı yerlere bu aktiviteleri taşımış olurlar.

Çocukluğumuzda en güzel düğünler, mahallelerdeki düğünlerdi.

O düğün ve nişanlarda aldığımız haz, şimdiki salonları geride bırakırdı.

Mahallelerin sokaklarında gördüğümüz güzel düğünlerin belleklerdeki izi hala duruyor.

Hafta sonu; Batman Çağdaş’ın bulunduğu sokakta eski geleneği yaşatan bir düğünden de bir kareyi siz okurlarımızla paylaşmayı bir görev bildik.

Defle evinden uğurlanan gelinin ailesine veda ettiği an duygu dolu anlar yaşattı.

Açık hava düğüleri nasıl ki mahalleliyi bir araya getiriyorsa bugün de bazı aktiviteler aynı ruhu yeniden yansıtabilir.

Unutmayalım; kültür ve sanat aktiviteleri yoğun katılımlarla anlam ve değer kazanır.

Özetle, kültür sokakta,

Sanat da mahallede olmalı diyoruz.

Sağlıkla kalın…