Öncelikle dokunulmazlıkların kaldırılması meselesinin hassas bir mesele olduğunu belirtmekte fayda var.
Dokunulmazlıklar durup dururken kabul edilmiş bir durum değil. Siyasetçilerin rahatça düşündüklerini ifade etmeleri için hazırlanmış olan bir zırhtır. Türkiye gibi ülkelerde de bu zırhın varlığı gereklidir. Çünkü bizim ülkemizde yaklaşımlar güçlünün veya çoğunluğun durumuna göre değişmeye müsaittir.
Siyasetçinin görevi siyaset yapmaktır. Başka bir söylemle siyasetçi ülke sorunlarının aşılması noktasında fikirlerini açıkça ifade etmeli ve çözüm yollarını serbestçe dile getirebilmelidir ki meselenin çözümüne katkı sunabilsin. Eğer bu konuda kendisine bir güvence sağlanmaz ise bu görevi gerçekleştirmesi de pek mümkün olmaz. Bu nedenle siyasetçilere dokunulmazlık zırhı verilmiştir.
Lakin siyasetçilerin de bu zırhı yerinde ve usulüne kullanmaları gerekmektedir.
Türkiye’de bu korunma durumu bütün alanlarla ilgili olarak kullanıldığından dolayı da zaman zaman eleştiri konusu olmuştur. Bu nedenle dokunulmazlıkların tamamen kaldırılması için öneriler de yapılmıştır. Fakat bu güne kadar bu gerçekleştirilmemiştir.
Bize göre asıl olan dokunulmazlıkların tamamen kaldırılmasıdır lakin çok açık görünmektedir ki ülkemizin içinde bulunduğu siyasal ve sosyal konjektör an itibariyle dokunulmazlıkların kaldırılmasına müsait değildir.
Mesela 17-25 Aralık operasyonları döneminde dokunulmazlıklar olmasaydı Türkiye’nin yaşayacağı durumu tahmin edebiliyor musunuz?
Ya da mevcut konjektörel durumda HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırıldığını düşünün bu durumun ortaya çıkaracağı durumun vahameti de ortada!
Ülkenin doğu yakasında yaşananları sadece bir cepheden değerlendirirseniz asmayı kesme politikasını algılamanız kolay olabilir lakin eğer meseleyi iki yönlü ve ülke bütünlüğü açısından değerlendirirseniz kazın ayağının gösterildiği gibi olmadığını da hemen anlarsınız.
Malum ortalık karışınca kurunun yanında yaşın yanması da olağan görülür lakin görünen odur ki son dönemde yaşadıklarımızda yaşın yanında kuru yanmaktadır. Kentlerde sürmekte olan bir savaş süreci yaşıyoruz ve en kısa sürede bu handikaptan kurtulup normale dönmek gerekiyor. Bunun yolu da legal siyaset yapanları meclisten atmaktan değil daha çok desteklemekten geçer. Çünkü seçilmiş olan siyasetçilerin meclisten atılması ve tutuklanması uygulamasını bu ülke daha evvel gördü. 1994’te de yine birileri ortamı pohpohlayıp gazladı ve sonuçta DEP milletvekilleri meclisten atıldı. Peki, bu karar Türkiye’yi hangi alanda başarıya götürdü?
Götürmedi elbet.
Sorun da çözülmedi. Yıllar sonra bu kararla meclisten çıkarılıp cezaevine atılan insanlar tekrar halkın oyları ile meclise gelmediler mi?
Geldiler!
Demek ki çözüm yolu bu yol değil. Nasıl ki parti kapatma meselesinin yanlışlığı görülüp bu tavırdan vazgeçildiyse milletvekili dokunulmazlıklarının da kaldırılması doğru değil ve bundan vazgeçilmesi gerekiyor. Hele hele Kürt siyasetçilerin bu duruma maruz kalmaları çok değişik sonuçlara ve olumsuzluklara neden olabilir.
Milliyetçi Hareket Partisinin yaptığı başvurunun hükümete ve iktidara bir komplo olduğunu da belirtmek gerekiyor. Çünkü zaten parlamento da dördüncü parti olan ve dokunulmazlıkların kaldırılmasının kenarından bile geçemeyecek bu partinin istediği AKP eliyle HDP milletvekillerini meclisten attırtmaktır. Yani bir taşla birden fazla kuş vurma gayreti! Bir yandan Türkiye’deki milliyetçi kesimlere “bakın biz ne kadar kahramanca dilekçe veriyoruz!” tavrı sergiliyorlar öte yandan AKP’yi oldubittiye getirerek isteyip yapamadıklarını AKP’ye yaptırtmaya çabalıyorlar.
İktidarın ve AKP’nin bu oyuna gelmemesi gerekiyor. Çünkü AKP’nin siyasal duruşu ve konumu ile MHP’in konumu arasında dağlar kadar fark var. Bu farklılık dönemsel hareketlere göre şekillenmemeli ve değerlendirilmemelidir.
Türkiye’nin çıkarları, birliğinin sürdürülmesi temel politika olarak benimsenmeli ve adımlar ona göre atılmalıdır. Düşünce ve yaklaşım tarzı ne olursa olsun siyasi partilere ve legal siyaset yapmak isteyenlere yol açılmalıdır. Herkes düşüncesini açıklamalı ve sonucu halkın yaklaşımı belirlemelidir. Bunun dışındaki yaklaşımlar bizi düzlüğe çıkarmaz aksine bataklığa sürükler. Unutulmamalıdır ki HDP’lilerin bir kısmı meclisten atılırsa geri kalanların da çekilmesi gündeme gelebilir. O zaman bu parti meclisten çekilir ve Türkiye siyasetinin dışında kalır. Sanırım böylesi bir durumda bölgeyi ve sorunlarını dile getiren parti MHP olmaz değil mi?
Kısadan hisse dokunulmazlık meselesi mevcut koşullarda mayına basma anlamı taşıyor. Bu mayınlı alana girmemek ülkenin selameti için daha sağlıklı bir yaklaşım olur kanaatindeyiz. Siyasetçilerin de konuyu bu anlamda değerlendirmesinde fayda bulunmaktadır.