DOĞANIN KALBİNE GEZİ!..(2)

Abone Ol

Dünden devam

İki saatlik bir tırmanıştan sonra Helqis dağının zirvesine çıktık. Her tarafta badem ağaçları bulunuyordu. Bu kez hedefimde iki yıl önce zirvesine yaklaştığım ‘Çiyaye Pihane’ (Pıhan Dağı) vardı…

İki yıl önce yine Mayıs ayında Pıhan dağına tırmanmıştım. O zaman hedefimde hem zirve, hem de Ters Laleleri görüntülemek vardı…

Olası mayın korkusu nedeniyle en sarp kayalıkları tırmanmış, zirveye yakın noktadan geri dönmüştük. Bu kez kayalıklar yerine dağı dolanarak çıkmayı denedik. Yine sarp ve keskin kayalıklardan geçtik.

Pıhane dağının hemen arkasında ‘Heliz’ denilen bitkiler arasında geçerken bir ara fotoğraf çektirmek için oturdum. Oturmak için hamle yapmamla birlikte bir yol arkadaşımın ‘Yılan’ diye bağırdığını duydum…

Simsiyah bir yılan otların arasından akıp gidiyordu…

Üzerine basmama ramak kala ayaklarımın altından kaçan yılanın peşine düşen bir akrabamı uyardım. Yılanın öldürülmesine şiddetle karşı çıkıyordum.

Ancak üzülerek belirteyim ki genç akrabam sesimi bile duymadı. Elindeki sopa ile yılanı öldürdü. Yaklaşık iki metre boyundaki yılan gerçeği hepimizi korkutmuştu.

Yol boyunca sürekli olarak o yılanı konuştuk. Yılanların öldürülmesine karşı çıkmama bazı köylülerimiz bir anlam veremiyordu. Oysa doğadaki canlıların korunması gerekiyor. O dağın başında bulunan yılanı öldürmenin gereği yoktu. Özetle yılanın öldürülmesinden dolayı çok üzüldüğümü ifade etmek isterim.

Geçtiğimiz Pazar günü ilimiz sınırları dahilinde bulunan ve doğasıyla insanları büyüleyen bir dağa gitmiştim. Beton kent Batman’dan biraz uzaklaşırken, gerçekten de memleketimin doğal güzelliklerinden habersiz insanlarımıza acımıştım…

Doğanın kalbine diye yorumladığım gezi ile ilgili izlenimlerimi bu yazıda da paylaşmak istiyorum.

Kürtçede ‘Pıhane’ denilen dağ, Helqis sıradağlarının en yüksek zirvesinde bulunuyor. Ancak kayıtlarda Helqis dağına pek rastlanmıyor.

Nedenini bana sormayınız. Çünkü bu konuda bilgim yok!..

Yöre halkı her tepeye, dereye, tümseğe bir isim verdiği gibi, bahse konu sıradağlarına da ‘Helqis’ adını vermiştir.

Resmi kayıtlarda ise Helqis olarak bildiklerimiz, ‘Sason Dağları’(Aydınlık Dağları) olarak geçiyor.

Gümüşörgü(Tımok), Yedibölük (Mişrita), Hergemo ve isimlerini bilmediğim birkaç köyün çevrelediği dağa ‘Çiyaye Pihane’ deniliyor. Uzaktan bakıldığında bir saatte tırmanabileceğiniz izlenimini veren dağa, testere gibi kayalıkları nedeniyle ancak 2-3 saatte tırmanabiliyorsunuz.

TERS LALELERİ GÖRÜNTÜLEDİK…

Köyden çıktıktan 7 saat sonra nihayet henüz solmamış Ters Lalelere ulaşacaktık…

O an çocuklar gibi sevindiğimi belirteyim…

Saatler süren tırmanış ve yürüyüşten sonra nihayet hedefimize ulaşmıştık. Pihane dağının zirvesine yakın noktada kalan ters laleler adeta büyüleyiciydi…

Bol bol fotoğraf çekerek, Ters Laleleri kamuoyuna tanıtmak istedim. Mensubu bulunduğum Batman Çevre Gönüllüleri Derneği adına endemik bitkilerle ilgili araştırma yapmak için zaten dağlara tırmanmıştım.

Söz konusu endemik bitkilerle ilgili basın açıklaması ardından çok sayıda dostun sitemleriyle karşılaştım. Başta bazı meslektaşlarım olmak üzere kimi dostlar, “Doğanın kalbine seyahat ederken niye bize de haber vermedin?” diyorlardı.

Gidiş ve gelişimiz 12 saati bulmuştu. Namaz, yemek ve dinlenme payı olarak 3 saati çıkardığımda, en az 9 saat zorlu yürüyüş ve tırmanış yapmışız. Kaç kişi o zorluğa dayanabilir ki?

Dostlara, doğaseverlere tavsiyem; her yıl özellikle Nisan ayında Helqis ve Pihane dağlarına çıksınlar. Çünkü Nisan, Ters Lalelerin yoğun şekilde açtığı aydır. Mayıs ortalarında gittiğinizde yüzlerce ters lalenin çiçeklerini döktüğünü görürsünüz.

İkinci tavsiyem; bizim gibi bir günde sayısız yeri keşfetme yanlışına düşmesinler…

En iyisi kamp yapa yapa o dağlarda gezinmektir. Güvenlik açısından endişe edilecek bir durum yoktur. Sayısız köyden insanlar o dağları gezip, pancar topluyorlar çünkü.

Ters Lalelerin korunması için iki yıl önce çağrıda bulunmuştum. Bir Üniversite ters laleler üreterek satmış ve döner sermayesine 500 milyar kazandırmıştı. Süleyman Demirel Meslek Yüksekokulundan söz etmiştim. İşte iki yıl önce yaptığım o çağrı: “Bir üniversite bu lalelerden 500 milyar gelir elde ediyor, ancak biz köküyle birlikte yok etmeye çalışıyoruz. İçimizdeki bazı çıkarcılar değerlerimizi talan ediyor. Maalesef, Hakkari´de resmi koruma altına alınan bu güzelim bitki, burada adeta katliamdan geçirilmektedir… Sason-Kozluk sınırındaki Helkis Yaylası ve Pıhan Dağı´nda yetişen Ters Laleler, birilerinin ticaret metaı olmuş durumda. Geçen yıl güpe gündüz, iki büyük torba içerisinde Mem-u Zin Parkı´nın önünde ´çiçek soğanı´ denilen kökleriyle birlikte satılan Ters Lale gerçeğine tanık olmuştum… Kişisel çıkarı için birileri, bütün topluma ait olan değerleri talan edebiliyorsa, oturup düşünmek gerekir… Sayın Valimiz, Sason ve Kozluk Kaymakam ve Belediye Başkanları ile jandarmaya da bu konuda görev düştüğüne inanıyorum. Muhtarlar aracılığıyla köylülerin bilgilendirilmesi, ters laleleri soğanlarıyla birlikte sökenlere karşı cezai yaptırımların olacağı konusunda uyarılması büyük önem arz edecektir diye düşünüyorum.”

Evet, il yöneticilerini bir kere daha duyarlı olmaya davet ediyorum. Bunu önemsemelidirler. Çünkü doğadaki güzelliklerimizi yitirdiğimizde, Kızılderili şefin söyledikleri başımıza gelecektir…

ÖNERİLERİM VAR...

Zorlu yolculuğumuzu sürdürdük. Pihane dağının zirvesinden bütün çevredeki dağları ve ovaları net görebiliyorduk. Kar yedik, kayak yaptık...

Taze bademler yedik. Buz gibi bir su kaynağının başında çayımızı demleyerek yorgunluk attık...

Bu arada şiddetli dolu yağışı ile karşılaştık. Hazırlıksız gittiğimizden en yakındaki mağaraya sığındık. Heyecan dolu bir gün yaşayarak akşam saatlerinde yorgun argın köye döndük...

Şehir yaşamından arada bir de olsa uzaklaşmanızı ve doğanın kalbine yolculuk yapmanızı öneriyorum.

Bir önerim de il yöneticilerine olacak. Bu kentin tanıtımı için de ilgilileri, resmi kurumları göreve çağırıyorum...