Arap Baharının gelmesi Ortadoğu halklarına özgürlük olarak algılanmıştı ama kan kusmalarına ve ölmelerine neden oldu. Eski düzen yerine yeni özgürlükçü düzenler beklenirken istikrarı bulmak imkânsızlaştı.
Mısır’da, Irak’ta, Yemen’de, Libya’da, Ürdün’de her gün insan yaşamının yitirildiği çatışmaların sürdürüldüğü haberlerini almaktayız.
Bu savaşların kamuoyuna yansıyan yönü özgürlüklerin artmasıydı ama gerçek neden şüphesiz enerji savaşlarında güç sahibi olmaktan ibarettir.
Dünyanın güçlü ülkeleri biraz daha güçlenmek için Ortadoğu’nun enerji kaynaklarını veya sahip oldukları enerji kaynaklarını nasıl daha faydalı bir şekilde kullanırızın hesaplarını yapıyor.
Bu savaşın elbette bu kumpas içerisinde ortaya çıkardığı bir gerçek daha var ki o da göç ve insan ticaretidir.
Savaşlar kötüdür derken kast edilen zincirleme olumsuzluklardır.
Şimdi olayı biraz daha açmaya çalışalım. Türkiye hava sahamızı ihlal ettiği gerekçesi ile Rus savaş uçağını düşürdü. Bu uluslar arası hukuktan ve egemenlik hakkımızdan dolayı sahip olduğumuz bir yetki ve tartışmanın da manası yok. Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki Rusya Ortadoğu çöplüğünde öten horozlardan bir tanesi. Bu örtülü çatışmanın ardından meydana gelen gelişmelerden gördük ki mesele biraz da doğalgazın Avrupa’ya taşınması sırasında izlenecek güzergâhlarla bağlantılı bir mesele. Rus Doğal gazının Avrupa’ya rahat ulaşması için alternatif yolların kapalı tutulması gerekiyor ki bu Rusya’nın işine gelsin.
Bunu yapılabilmesi için de Suriye üzerinden yeni bir güzergâhın olmaması gerekiyor. Yani daha açık bir ifade ile Rus doğalgazına alternatif olan Ortadoğu doğalgazının Avrupa’ya ulaşmasına engel çıkarmak gerekiyor ki bunu sağlayan da Esad rejimi oluyor.
Peki, bunun alternatifi neymiş?
Bunun alternatifi de Katar doğalgazının Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması…
Yani uçak düşer düşmez meselenin doğal gazda bütünleşmesi boşuna değilmiş? Bunu somut olarak nereden anladık?
Türkiye’nin apar topar Katar ziyaretinden ve imzalanan anlaşmadan.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rus doğal gazına karşılık alternatifsiz olmadıklarını beyan eden açıklamalarından sonra gelen şu haberden; “BOTAŞ ile Katar milli petrol şirketi, Türkiye'nin bu ülkeden uzun vadeli ve düzenli LNG ithalatı yapmasını sağlayacak ön mutabakat zaptı imzaladı.
Edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Katar ziyareti sırasında imzalanan mutabakat zaptı, daha önce dönemlik anlaşmalarla bu ülkeden yapılan LNG ithalatına uzun vadeli bir perspektif kazandıracak.
Taraflar bu çerçevede asıl anlaşmanın altyapısını oluşturmak için hazırlığa başladı. Katar'dan LNG ithalatının miktar ve vadesinin de yer alacağı asıl anlaşmanın en kısa sürede imzalanacağı belirtildi. “
Tabi bağlantılı olarak bir de göç meselesi var. Hani Avrupa birliğinin aniden rota değiştirerek zirveye Türkiye’yi davet etmesi ve ardından AB kapsamında yeni fasılların açılması meselesi ile vize uygulamasının kaldırılmasına yönelik çabaları…
Mesel özetle şu. Avrupa önümüzdeki dönemde olası sıkıntıları yaşamak yerine Ortadoğudaki savaştan kaçanları evinde kontrol etmek yerine onları Türkiye’de tutarak masraflarını karşılamaya katkı sunması ve ardından da eğer diğer şartlar gerçekleşirse zaten çoktan olması gereken vizesiz seyahate izin verme. Bunun için önerilen para miktarı ise 3 milyar dolar.
İzlenen Türkiye politikalarına bakıldığında bu fena bir anlaşma değil. Çünkü bir tek kuruş gelmese bile hükümetin genel kabulüne uygun olarak bizim Suriyede ve diğer ülkelerden gelen göçmenlere bakmamız gerekiyor. Bu sıkıntıyı zaten çekiyoruz. Bu yüzden içerde de göçmenlere yönelik bir dizi sorun yaşandı. Ama ülke alıştı. Yani Avrupa bir kuruş vermese de yük bizde. Ancak mesele bu insanları ülke içine almakla bitmiyor. Bunların binbir türlü sorunu var bunlara da çare bulmak gerekiyor. Avrupada gelecek para bu insanlara şu ana kadar harcanan parayı bile karşılamaz. Ama gerçeğin görülmesi açısından önemli. Diğer önemli bir durum da bu göçmenlerin Türkiye’nin elinde bir koz olarak Ortadoğu politikasında kullanılması olacak. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü Suriye masasında söz sahibi olmak için elinizde bir kozunuzun olması gerekiyor değil mi?
Başından beri söylediğimiz gibi Türkiye’nin Suriye politikası yanlış.
Yaklaşımı yanlış.
İttiffak ettiği güçler yanlış ve eksik.
Katar doğal gazını alacak olan Türkiye bu gazı hangi boru hattı ile getirecek ve bu boru hattı kimin toprağından geçiyor?
Kürtlerin!
Türkiye’nin en sağlam müttefikinin kim olması gerekiyor?
Kürtler!
Peki, Türkiye’nin Kürt politikası doğru mu?