Doğadaki hiçbir şey değişimden azade değildir…

Önceki gün Batı Raman Dağı’ndan Batman’ı görüntüledik. Tecrübeli deklanşörler İrfan Tapan ve Reşat Yiğiz arkadaşlarımızla Recepler köyündeki siyah altın haberimizin fotoğraflarını çektikten sonra hakim bir tepeden şehri izledik…

Abone Ol

25 yıl öncesinde tek şeritli Batman-Akça-Binatlı yakınından geçen karayolundan Hasankeyf’e yol alırken yolun iki tarafındaki araziler Batman’ın en verimli tarım topraklarıydı. Ama o verimli topraklar betona yenik düştü maalesef…

DEĞİŞİM KAÇINILMAZ

AMA FARKLI SEÇENEKLER VARDIR

Batman’ın 85 yıllık bir geçmişi var.

İlçeleri bile bu şehirden daha eski.

Hasankeyf, 12 bin 500 yıllık antik bir kent…

Sason 4 il’e ilçelik yapmış…

Gercüş, Kozluk ve Beşiri de petrolün başkentinden daha eski ilçeler.

1930’lu yıllara kadar 14 haneli İluh’un 80-85 yılda yarım milyonu geçeceğini kimse aklının ucundan geçirmezdi.

Bu şehir artık kabuğuna sığmıyor.

Elbette değişim kaçınılmaz.

Kuşkusuz şehirler de değişir ama nereye kadar ve de ne ölçüde?

Yerinde kentsel dönüşümün Batman’ın 50-60 yıllık ömrü olan eski mahalleleri için kaçınılmaz ve ertelenmez olduğunu her zaman yazıyoruz.

Şehrin göbeğinde kalan iki komşu mahalle Cumhuriyet ve Şirinevler’de semt sakinlerinin aylardır bekledikleri kentsel dönüşümün durumu da önümüzdeki günlerde netleşecek.

Yukarıda da değindik;

doğadaki hiçbir şey değişimden azade değildir, yalnız kentsel dönüşüm bir kentin sosyal, kültürel, ekonomik, tarihi ve doğal değerlerin, sembol haline gelen bina ve alanların korunarak, şehrin ruhuna uygun yeniden dizayn edilmelidir ki, anılarımızın olduğu yerlere yabancılaşmayalım.

Bu şehirde eskiye dair, daha önemlisi geçmişimizin izlerini taşıyan bina ve alanların çoğunu muhafaza edemedik.

Örneğin eski Hükümet Konağı-Valilik binası…

Eski Belediye hizmet binası…

Yine eski Batman Lisesi binası gibi korunması gereken 60-70 yıllık binaları ortadan kaldırdık. Oysa bir tarih ve geçmişin izleri saklıydı o yapılarda.

Özellikle belediyenin mimari yapısı farklı olması açısından korunabilmesi önemliydi.

Modernleşme ve yenileşme adına inşaat sektöründeki firmaların hayata geçirdikleri modern konutlar ne acı ki, Batman’ın kendine özgü kent dokusuyla, yerel değerleri ve yaşam kültürüyle bütünleşen ruhu ortadan kaldırdı.

BETON YEŞİLİ YUTTU

Son yıllarda betonun yeşili yuttuğu Batman’da artık kent dokusuyla uyumu olmayan Batı’daki yapıların benzeri konutlar, şehrin belleği olan yapıları tuz buz etti.

Eski mahallelerin kendine özgün fiziksel koşulları bozuldu.

Tabii insanlar arasındaki o eski dayanışma ve güzellikler de binalar gibi yıkılmaya başladı.

Yeni yapılar akıllı diye eski evlerle beraber komşuluk ilişkileri de ortadan kalktı.

O eski mahallelerin sıcaklığı yok artık maalesef.

Yazar arkadaşım, dostum Recep Kadak kitabında anlattığı, İluh Tepesi’ndeki yarı beton, yarı kerpiç evlerin camlarında birbiriyle selamlaşan, merdivenlerle dam yoluyla birbirlerine gidip gelerek sıcak komşuluk ilişkileri yaşayan komşuların olduğu bölümü okuduğumda, günümüz ile karşılaştırmış ve çok üzülmüştüm.

Batman’ın gelişen yeni konut sitelerinin yapıldığı gerek Hasankeyf yolu gerekse de villa bölgesi sayılan Kanatlı-Tayyar bölgesinde yapılan konutlarda oturanlar, Batman’ın eski gelenek ve göreneklerini de yaşayamaz hale geldi.

Son yıllarda şehrin gelişen bölgelerine baktığımızda; yatay beton binaların, kaldırımları işgal eden arabaların olmadığı, bizim çocukluğumuzun güzelim Batman’ı;

çevresi bağlarıyla, bahçeleriyle ve hububat alanlarıyla kucaklaştığı o güzelim şehrimizin olmadığını görüyoruz artık.

Eskiden petrolcüler 1.200 rakımlı Raman ile hemen yanı başındaki Batı Raman’a çıktığında Batman ovasının güzelliğiyle büyülenerek romantikleşip şiirler yazardı.

HER EVİN ASMA BAHÇELERİ VARDI

1970 ve 80’lerin Batman’ında avlulu evlerin bahçelerinde mutlaka asmalar, dut ya da birkaç meyve ağacı vardı.

Bahçe kapıları asla kilitlenmez; üstüne üstlük sadece komşular değil, yoldan gelip geçenlere de ikram edilirdi.

Her mahallenin orada yaşayan insanların kendine özgü yemek ve lezzet alışkanlıkları vardı.

Meyvenin dalından, sebzenin toprağından yendiği şanslı zamanların çocukları olarak ağaçlara tırmanır, birinden iner diğerine çıkardık.

Yarım asır önce her ailenin albümünde Batman’ın birbirinden güzel bahçelerde piknik hatıra karesi vardır mutlaka.

Site semti, eskiden beri Ankara’yı andıran bir mahalle gibiydi.

1955 yılında Raman yerleşkesine yerini bırakan Site, az da olsa o eski fiziki yapısından bir şey kaybetmiş değil…

Ya diğer mahalleler…

Petrol-İş Sendikası’nın yarım asır önce Batman’a kazandırdığı Bahçelievler semtindeki bahçelerden eser yok artık.

Ziya Gökalp Mahallesi’nin bir bölümüne de Bahçelievler deniliyordu.

O Bahçelievler’in yerinde şimdi çok katlı yapılar var.

Çocukluğumuzun geçtiği Bağlar Mahallesi’nde dönümlerce alanı kapsayan bağ vardı.

Semt adını o bağdan almıştı.

Şimdi o bağın yerinde soğukluk yayan binalar var.

Batman’ın çevresindeki eski köyler de şehrin birer mahallesi oldu.

Tilmerç-Demiryolu, Korik-Aydınkonak, Erköklü-İrmi, İkiztepe-Gırbereşk, Karayün-Gürzosk-Okçular, TOKİ Kardelen-Cegerlu köyleri de Batman’ın birer yeni semti oldu.

Gün batımında Receplerden Batman’ı izlerken Hasankeyf yolunun iki yakasındaki beton yığını görünce;

“Nerede o eski Batman” diyerek hayıflandım.

Özetle, üzülsek de betonun yükseldiği, yaşam kalitemizin düştüğü bir şehir olduk artık…

Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın…