‘DİKTEPE’ DEYİP GEÇMEYİN

Abone Ol

*Batman-Bismil karayolu güzergahında ‘Xıncıka’ Köyü dibindeki eski höyüğe tepe deyip geçmeyin. Yola sıfır Diktepe 1500’lü yıllarda Elmedina’ya bağlı son antik yerleşim birimiydi.

*Bir zamanlar ‘Şadi Kalesi’nin olduğu yerleşim alanı, yılda 500 akçe vergi veren yerdi. O kalede halen eski dönemlerden kalma bazı binaların temelleri de bulunuyor. 

KALE-TEPE…

Batman-Bismil karayolunda ‘Xıncıka’ Köyü virajında gizemliliğiyle sizi muhteşem görünümüyle Diktepe höyüğü karşılıyor.

Karayolu genişletme çalışmaları kapsamında yıllar önce Diktepe höyüğünün ucundan da bir parça alınmıştı.

Yüz yıl öncesinden Batman Çayı’nın berrak suları, Diktepe höyüğünün dibinden akarmış.

O dönemler Çay yatağı bu kadar geniş değildi.

Barajlar yoktu. 

Su, bir yolunu bulup istediği yerden akardı.

Batman’ın çekirdeği olan 14 haneli İluh ise Elmedina kasabasına bağlıydı.

Elmedina’nın geçmişi tarihte Sümerlere kadar uzanıyor.

1926 Yılında Batman Çayı’nın tarihten sildiği ELmedina ile Diktepe höyüğü arasında geçen suyun karşı yakasındaki tepelerden biri de  ‘Tujo’ idi. O dönemlerde Tujo Tepesi’ne doğru su üzerinden taş savuran Elmedinalı gençler olurmuş.

Tabi ki bunlar şehir efsaneleri.

Son antik yerleşim birimi olan Diktepe Höyüğünün zirvesinde eski dönemlere ait binaların temellerine rastlamak mümkün günümüzde.

1500’lü Yıllarda ‘Şadi Kalesi’ olarak bilinen Diktepe, Osmanlı döneminde yılda 500 akçe vergi veren bir yerleşim birimi unvanını da elinde bulundurmuş.

İşte memleketin tarih kokan bir bölgesi daha.

Gizemli Diktepe höyüğünün öyküsü de kısaca böyle.

YILLAR SONRA MİSAFİR AĞIRLAYACAK

2024’ün İlk aylarında turizme kazandırılacak Batman Ovası’nda önemli eserlerden biri de Beşiri-Kira Dağı eteğindeki ‘Mor Kuryakus Manastırı’.

Neredeyse 6 yıldır restorasyon çalışmaları süren bu muhteşem yapıt, artık turizm için konukları ağırlamaya ‘hazırım’ diyor.

Her şeyden önce yüzyıllar öncesinde yapılan bu şaheser yapıtın restorasyonuna imza atan kurum ve kuruluş yöneticilerine teşekkürler.

30-40 Yıl öncesi hayvan ahırı ve samanlık olarak kullanılan bu önemli Manastır, geçmişten günümüze birçok kültürü de barındırmış.

Süryani, Ermeni, Ezidi ve şimdi de manastıra ait arazilerde yaşamını sürdüren Sunniler de o devasa yapıtın gölgesinde ‘şen’ bir köyü; adını katma değeri yüksek ürün olan fıstıkla ünlendirmiş.

‘Dera Qira’ olarak bilinen Süryani Ortodoksların bir zamanlar önemli bir dini eğitim kurumu olan Mor Kuryakus Manastırı, 63 yıl aradan sonra ayağa kalkıyor.

Bir zamanların ‘hoşgörü’ mekânı olan bu önemli yapıt, yörenin ‘inanç turizmine’ büyük bir ivme kazandıracak. 

Batman’da ‘inanç turizm’ potansiyelini hayata geçirmek belki de ‘Mor Kuryakus’ manastırı ile başlayacak projedir. 

‘Tur Abdin’, Mardin’den Cizre’ye, Diyarbakır’dan Batman Çayı’nı kapsayan bölgeye ‘Dicle’ adıyla da bilinir. 

Bu önemli manastır bazen uzun yolculuklarda ‘konaklama’ yeri olarak kullanılmış.

Hatta Müslümanlar ile Hristiyanlar arasında şöyle bir anlaşma yapılmış; “Müslümanların yolculukları esnasında güzergahlar üzerinde bulunan manastırlarda üç gün boyunca misafir edilecek.”

İşte o ‘hoşgörü’ manastırı yıllar sonra misafir ağırlamaya hazır.