**Günümüzün dijitalleşen dünyasıyla birlikte ortaya çıkan dijital hastalıklara dikkat çeken Öğr. Gör. Ayşen Yalman, Çağdaş’a önemli açıklamalarda bulundu.

**Teknolojinin gün içerisinde aşırı tüketilmesi bireylerde fiziksel ve psikolojik sorun yaşattığını belirten Yalman: “Artık çok sık duyacağımız, hastanelere ve polikliniklere başvuran hasta sayısının arttığı bir döneme girdik. Şu anda 40’a yakın dijital hastalık var” diyor.

ÇAĞIN HASTALIĞI…
Çağın insanlarının ellerinden düşürmediği akıllı cep telefonları ve tablet cihazlar ile dizüstü veya masaüstü bilgisayarların ana unsur olduğu hastalıklar sıklıkla görülmeye başlandı. Bunlara sosyal medya hastalıkları, internet hastalıkları veya dijital çağ hastalıkları adı veriliyor. Akdeniz Üniversitesi Öğretim görevlisi Ayşen Yalman, Çağdaş’tan Gülnaz Gök’e ‘çağın hastalıkları’na dair önemli açıklamalarda bulundu. Bireylerin günde 7 saat internet başında zaman geçirdiklerini, her 2 dakikada bir telefonun ekranına baktığına değinen Öğr. Gör. Ayşen Yalman: “Normal yaşamdan uzaklaşıp hızla simüle edilmiş bir dünyada yaşamaya başladık ve isteklerimiz, arzularımız ve eylemlerimiz gerçeklikten uzaklaştı ve dijitalleşti. Dijital olmayan ve aşırı teknolojik olmayan hiçbir şey bizi mutlu etmemeye başladı” diyor.

“BİR AYRIMIN EŞİĞİNE GELDİK”
Yalman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ayrışmanın temel köklerini değişen algı boyutu oluşturuyor. Günümüzde sosyal medyanın da daha aktif olarak kullanılmaya başlanmasıyla, yeni tanımlanan veya daha önceleri internet kullanımıyla tanımlanmış ancak artık daha sık karşılaştığımız bazı hastalıklar bulunuyor. Aslında bir nevi bağımlılık diyebiliriz. Bağımlılık denildiğinde klasik anlamda kimyasal madde kullanımını içeriyor fakat kimyasal olmayan davranışsal bağımlılıklar da söz konusu olabiliyor. Sosyal ağ araçlarına bağımlılık hali madde bağımlılığı ile ortak sonuçlar doğurduğundan eşdeğer kabul ediliyor ve önemseniyor. Burada da reel yaşamda olduğu gibi semptomlar-hastalıklar-bozukluklar karma bir şekilde hekimlerin önüne gelmektedir ve ilerleyen dönemlerde de gelmeye devam edecektir.”

40’A YAKIN DİJİTAL HASTALIK VAR
40 Civarında dijital hastalığın olduğuna da dikkat çeken Yalman: “Tanımlanmış tanı kriterleri ve tedavi protokolleriyle ilgili detaylı çalışmaların çoğu tamamlandı. Artık çok sık duyacağımız, hastanelere ve polikliniklere başvuran hasta sayısının arttığı bir döneme girdik. Tıp profesyonelleri de bu konudaki çalışmalarını derinleştirdi ve neredeyse bitirdi. Dijital hastalık teşhisi nasıl konulur ve hangi kriterler baz alınmalıdır ile ilgili çalışmalarını bitirdiler. 40'a yakın dijital hastalık türü var. Dijital obezite, nomofobi, siberhondrik, fomo etkisi, tıkınmalı izleme, ego sörfü, sosyal medya dismorfofobisi bu hastalıkların en yaygın türleri” dedi.

“HER 3 KİŞİDEN 1’İ DİJİTAL OBEZ”
İnsanların ‘dijital obez’e dönüştüğünü de kaydeden akademisyen Ayşe Yalman, şöyle devam ediyor: “Dijital obezite, kişinin dijital ortamlarda, zihinsel, bedensel ve ruhsal sağlığını bozabilecek ölçüde, aşırı, dağınık, birbiri ile bağlantısı olmayan bilgi, içerik ve bildirim alması olarak tanımlanıyor.  Yapılan araştırmalara göre dünyada her 3 kişiden 1'i dijital obez adayı ya da obez şu anda. Nasıl ki vücuda ihtiyacı olan kalori miktarından fazla yükleme yapılınca obez bireyler oluyor, aynı biçimde dijital ortamlarda zihne aşırı yükleme de dijital obeziteye yol açıyor. Dijital medya içeriğinin aşırı tüketimi sonucunda bireyler bağımlı hale gelerek, daha fazla tüketme isteği duymakta ve dijital obez adayı haline gelmektedirler. Dijital obezite, gereğinden fazla dijital tüketim sonucu ortaya çıkan bir durum olarak ifade edilmektedir. Bu noktada hayatımızda büyük kolaylıklar sağlayan teknoloji, aşırı ve bilinçsiz kullanım sonucu bazı olumsuzluklar da barındırmaktadır. Bireyler söz konusu ortamlarda ne kadar çok vakit geçirirlerse o kadar fazla veriye maruz kalmaktadırlar. Teknolojinin aşırı kullanımına bağlı olarak, gün boyu teknolojiden kopamaz hale gelen bireyler, sunulan içerikleri tüketmeye devam ettikçe psikolojik ve fiziksel açıdan sorun yaşayabilmekte, bireyler giderek ‘dijital obezlere’ dönüşmektedir.”

“DİJİTAL DİYET YAPILMALI”
Dijital Obezite; Nomofobi, Fomo, Siberkondria, EgoSörfü, Selfitis, Photolurking, Like Bağımlılığı, Cyberloafing, Tıkınmalı İzleme (binge-watching) gibi pek çok dijital hastalığa zemin hazırlandığını da ifade eden Yalman, Dijital Obezite’nin sebep olduğu diğer sorunlar şu şekilde sıraladı: “Dikkat dağınıklığı, konsantrasyon ve odaklanma sorunu, yüz yüze iletişimde azalma, sosyal hayattan kaçınma ve gerçek hayattan kopma, akademik gelişimin olumsuz etkilenmesi, sorumluluk almaktan kaçınma, kas ve iskelet ağrıları vb. bedensel sorunlar, dijital göz yorgunluğu ve diğer göz sorunları, uyku bozuklukları, anksiyete, depresyon vb.psikolojik hastalıklar, davranışsal bağımlılık, aile içi zayıf iletişim, sürekli veri-bilgi akışı ile zihnen ve bedenen yorgunluk,fizikselobezite. Ekran karşısında geçirilen zamanı ve maruz kalınan dijital içerikleri gözden geçirmek, aşırıya kaçan problemli kullanımların farkına vararak çözüm önerileri geliştirmek, teknolojiyi doğru ve dengeli kullanma alışkanlıkları edinmek bireylerin zihin ve beden refahını artıracaktır. Teknoloji ve ekran kullanımına kısa aralar verilerek “dijital diyet” (dijital detoks, dijital oruç) yapmak, gereksiz, zararlı ve çöp içeriklerden zihni arındırmada fayda sağlayacaktır.”

“DİJİTAL HASTALIKLAR GERÇEK
HASTALIKLARLA BENZER”
Teknolojinin oluşturduğu dijital hastalıkların gerçek hastalıklarla benzer olduğuna da işaret eden Yalman, sözlerini şöyle tamamladı: “Kimyasal ya da sindirim sistemiyle vücuda yerleşen bir hastalık olmasa da uzun döneme yayılan bir biçimde, zorlayıcı ve iyi tasarlanmıştır. Dolayısıyla etkileri bakımından gerçek hastalıklarla benzerlikler gösterir. İyi tasarlanmıştır çünkü üretilen ürünler kullanıcıları tarafından çoğunlukla memnuniyetle karşılanır. İnsanlar memnuniyetle karşıladığı ürünlerin sadece fayda ve motivasyon yaratan yönlerine odaklanır. Dolayısıyla sakıncaların sorgulanmadığı süreçlerin sonunda toplumun dijital olarak zehirlenmesi kaçınılmazdır. Burada dikkat çekilmesi gereken bir noktaysa diğer hastalık durumlarında başvurulan maddeden uzak durma, ondan kaçınma eğilimi teknolojik ürünler söz konusu olduğunda pek mümkün gözükmemektedir. Alternatif yolların başında teknolojiyle olan ilişkinin hafifletilmesi ve dijital hastalıkların hayatın bir köşesinde olduğunun kavranması, hayatın dengelenmesi, dijital detoks ve teknolojik ürünleri kullanmadan önceki dönemlerdeki ilişkilerin hatırlanması gibi çözümler gelir.” (Gülnaz Gök’ün özel haberi)

Editör: Yunus Yasak