Demokratik Toplum Kongresi Diyarbakır’da yapmış olduğu son toplantı ile Demokratik özerklik tartışmalarını üst perdeden dilendirmeye başladı.
Ekolojik ve demokratik yerel yönetimler modeli tartışmalarından sonra gelinen aşamada Kürtler için uygun model olarak belirtilen özerklik, toplumun kendisini neye göre ayarlaması gerektiği noktasında da fikir vermiş olacak.
Demokratik özerklik anlayışını benimseyip benimsememek bir yana en azından ne istendiği ve ne yapılacağı konusuna netlik kazandırılmış oldu.
Somutlaştırılırsa hayata uyarlanması bir müddet alsa bile en azından yapılacak talepler ve düzenlemelerin nereye varacağını kestirmek mümkün olacaktır.
Son otuz yılık mücadele incelendiğinden demokratik özerklik modelinin Kürtler açısından makul bir yönetim tarzı olarak öngörülmüş olsa bile büyük hedef olmadığı bilinmektedir.
Öte yandan devlet açısından ele alındığında bu talebin kabulü konusunda geleneksel retçi anlayışların bir kenara bırakılması gerektiği aşıkiradır. Çünkü girmeye çalıştığımız AB’nin Yerel yönetimler özerklik şartı sözleşmesinin maddeleri incelendiğinde -ki Türkiye çekince koymuştur- mevcut talebin bu çerçevede ele alınması ve uygulanmasının mümkün olduğu zaten görülecektir.
Demokratik özerklik; toplulukların bulundukları alanlarda kendilerini idare edecek kararları almalarını öngören bir yönetim modeli olarak görünmektedir. İç işleyişinde kendi parlamentosu tarafından karalar alınan ve bu karaların uygulandığı bir yönetim. Dış işlerinde ise Merkezi hükümete bağlı bir yönetim tarzı. Daha açık bir algılayış ile federal bir yapılanma türü örgütlenme olarak da görülebilir.
Bu aşamaya nasıl gelindi.
Kürt meselesini takip edenler gelinen son aşamada taleplerin somutlaşması ile çözümün artık mümkün olduğunu çok rahat olarak görebilirler. Bağımsız bir Kürt ülkesi talebinden özerk yönetim talebine gelininceye kadar yirmi altı yıllık bir silahlı mücadele süreci yürütüldü.
Öte yandan Kürtlerin varlığını kabul etmeyen, Kürtlerin, kara basma sonucunda ortaya çıkan kart kurt seslerinden esinlenerek kendilerine Kürt diyen dağlı Türkler olduğunu savunan bir anlayıştan Kürtlerin varlığını kabul eden bir yönetim anlayışına gelindiğini de görmek gerekir.
Son tahlile baktığımızda Kürtler bağımsız bir devlet isteğinden, Türkler, Kürtlerin varlığını kabul etmeme anlayışından vazgeçmiş görünmektedirler.
Bu durumda yapılması gereken sakin bir ortamın oluşturulması, birbirini kabul eden, kabulü yasalarla perçinleştiren ve bir arada daha rahat ve mutlu yaşamın yollarını açacak olan demokratik yasaların çıkarılmasını mümkün kılacak bir ortamın hazırlanması için çaba göstermektir.
Ülkenin demokratik bir anayasaya olan ihtiyacı bundan sonraki süreçte çok daha net olarak ortaya çıkacaktır.
Talep netleştiğine göre yöntemin de artık değişmesi gerektiği ortadadır. Şiddet beraberinde ayırımcılığı da getirir. Çünkü ortak olan bağların kopmasına neden olur. O zaman şiddet ortamının ortadan kaldırılması gerekir. Bunun yolu da ilk etapta silahların susmasını sağlamak ve sonrasında yapılacak düzenlemelerle silahların tamamen ortadan kaldırılmasını gerçekleştirmektir. Bu yol çözüme de hizmet edebilir. Ama her şeyden önce sürece dürüst yaklaşım göstermek gerekmektedir. Şark kurnazlığı ile gerçekleştirilecek olan yönelimler son umudu da ortadan kaldırabilir.
Meselenin çözümü isteniyorsa kazanım ve kayıplardan ziyade sonuç alınıp alınmayacağına odaklanmak gerekmektedir. Türkiye, Kürt sorunu ile yoluna devam edemez artık. Bu sorunu çözmek zorunda. Kürtlerde sorunun çözsümü için uygun ortamın yaratılmasından üzerlerine düşen görev yerine getirmek zorunda.
Bu çatışmalar yüzyıl daha sürse sonuç bugünkü durumdan farklı olmayacaktır. Bu savaşın kazananı olamaz. Bir nesil çatışmalı ortamın sonuçları ile büyüdü. Bu süreklilik arz etmemelidir. Süreklilik arz ederse nesiller birbirinden uzaklaşır ve ortak yaşam algıları değişmeye başlar. Çıkaracağınız hiçbir yazılı kural onları duygusal olarak bir arada tutmaya yetmez. Bu seviyeye gelmeden ne yapılacaksa artık yapılmalıdır.
Demokratik özerklik Türkiye’de ortak bir yaşam için uygun olan modellerden biridir. Bu talep için çok sevinmenin de oturup ağlamanın da bir anlamı yok. Sorun çözümlenmek isteniyorsa eğer, sanırız artık çözüm için altyapı oluşturulmuştur.