DEMOKRATİK BİRLİK SORUNLARI ÇÖZER

Abone Ol
Türkiye aslında mantıksal olarak sorunlarını da çözümlerini de bilen bir ülke durumuna geldi. Temel mesele sorunları çözme konusundaki gayret ve iradede yatıyor.


Son dönemlerde yaşadıklarımıza bakarsak aslında cesaret konusunda da bir sıkıntımızın olmadığı açık.


Önümüzdeki dönemlerde dünyanın sayılı ülkeleri arasında yerimizi almak istiyorsak artık kocaman bir yük durumuna gelen sorunlarımızdan kurtulmamız gerekiyor.


Kurtulalım kurtulmasına ama nasıl?


Bu soruya üç temel yaklaşım ile cevap vermek mümkün


Birincisi gelişmiş dünyanın demokratik sistemi ile sorunların çözümünü sağlamak


İkincisini Ortadoğu devletlerinin yaptıkları gibi dikta rejim modeli ile sorunların çözümünü sağlamak


Üçüncüsü ise sorunları çözme yerine sorunlarla yaşama


Ülkemizdeki gibi sorunları olan ülkelerin başlarından geçen süreçleri iyi inceleyip sıkı dokuduğumuzda aslında sorunlarını nasıl çözdüklerini anlamak o kadar da zor değil.


Güney Afrika modelinden tutup Avrupa ülkelerinin vardıkları sonuçlara kadar elimizde bir düzine örnek model var.


Bunların içinden yapımıza en uygun modeli bulup uygulamaya geçirmemiz durumunda sıkıntılarımızdan kurtulmamız mümkün.


Diğer iki modelin çözüme katkı sunmadığı açıktır.


Libya lideri Muammer Kaddafi kadar yurttaşlarına avantaj sağlayan bir lider ve ülke zor bulunurdu. Lakin yakın dönemi bilenler Kaddafi’nin başına gelenleri hatırlayacaklardır. Kendi halkı tarafından linç edilerek yok edildi.


Yine yanı başımızda ırakta Saddam Hüseyin liderliğindeki baas rejiminin örneği var. Bütün gücüne ve ihtişamına rağmen bu lider de halkı tarafından devrildi ve idama mahkum oldu.


Bu liderlerin ülkelerindeki sorunları zorla çözmeye çalıştıklarını hatırlatmaya gerek yok.


Bir de sorunları ile birlikte yaşamaya çalışan ülkeler var. İran gibi…


Şah dönemini İslami devrim ile bitiren Humeyni liderliğindeki İran uygulamaya koyduğu islami rejime rağmen sorunlarını çözmeyi becerebilmiş bir ülke olamadı üstelik rejim değişikliği ile modern dünyadan da kopan bir ülke oldu.


Aklın yolu bir olduğuna göre ülkemizde de sorunların çözümünü en sağlıklı yollardan bulmamız gerekiyor.


Modern dünyadan kopmadan


Hak ve adaletin sağlandığı


Özgürlüklere dayalı


Demokratik bir yapı


Ve birlikte bir yaşam…


Aksi alternatiflerin bizi düzlüğe çıkarmayacağı açık.


Kaldı ki yıllardır kendi sorunlarımızı yok sayarak veya şiddet yöntemleri ile ortadan kaldırmaya çalışarak bu noktaya geldik.


Sorunlar biteceğine büyüdü.


Dertler katlanarak arttı.


Üstelik bu dönemde etrafımız ateş çemberi herkes elinde bir meşale ile yakacak bir yer arama derdinde. Gözler dikilmiş bir fırsat kollanmakta iken bizim farklı yollara başvurmamız yanlış olacaktır.


Son darbe girişim sertleşen siyaset ortamını yumuşatmış görünüyor. Ülkenin yönetim sistemine ve demokratik yapısına yönelimlere karşı bütün yurttaşlar olarak karşı çıkmış bulunmaktayız.


Hangi taraftan olursa olsun siyasi partiler hükümetin yanında yer almış.


Düzenlenen mitinglerde ortak dil ve vurgu demokrasinin geliştirilmesine yönelik.


O halde yapılması gereken yeniden bir araya gelmenin kapılarını aralamak olmalıdır. Bu ülkenin birlik ve dirliğini bir kesimi dışlayarak sağlamanın imkan dahilinde olmadığını görmemiz gerekiyor. Bizler bunu gördüğümüze göre devlet büyüklerinin de bunu görüyor olması gerekir.


Darbeden sonra parlamentoda bulunan bütün siyasi partiler aynı duyarlılığı gösterdi. Sayın Cumhurbaşkanı daha sonra yaptığı görüşmelere bir siyasi partiyi davet etmedi. Daha sonra yapılan değerlendirmelerde de aynı tavrın sürmekte olduğunu görmekteyiz. Bu yaklaşımın nedeni kamuoyuna ikna edici bir şekilde açıklanırsa bizlerde konuyu anlamış olacağız.


Çünkü bizler iyi biliyoruz ki demokratik birliktelikler sorunların çözümüne katkı sunmaktadır. Dışlanmışlık her zaman bir kesimin küskünlüğüne neden olur. Dönem birlikteliği pekiştirme dönemidir. Ayrışma ve dışlanmadan çok çektik çünkü.