Dehşetin izleri

Abone Ol

Kan donduran olay, Eskihamur (Nevale) köyüne 1 kilometre uzaklıkta sayılırdı. Olay yerine vardığımızda kelimelerle anlatılamaz izlere rastladık. Olayın yaşandığı yerdeki 2-3 ağaç, önceki gece yaşanan olayın belki de tek görgü tanığıydı. O ağaçların dili olsa da önceki gece yaşananları anlatabilse…

Düşünün; bir baba ve eşinin gözü önünde, 5 ve 7 yaşlarındaki henüz çocukluklarını bile yaşayamayan Zehra ile Akın Can’ın hunharca katledilmesine insanın inanası gelmiyor. Gazetemizin sürmanşetindeki “İnsan, insana bunu yapar mı?” başlıklı haber her şeyi özetliyordu aslında.

CANA KIYMA VAHŞETTİR

Ölüm, insanoğlunun ensesinde olan, hatırlandıkça ürperten bir sözcüktür.

Acımasız olduğu, geri dönüşü ve telafisi olmadığı için insanlığın varoluşuyla birlikte bu sözcükten korkulmuş, üzüntü duyulmuş, duygusal boşluk yaratmıştır.

Öldürmek, cana kıymak ise vahşet ve dehşet kelimeleriyle anılmıştır.

Birini öldürmenin altındaki neden ne olursa olsun, katilin güdüleriyle hareket ettiği bilinegelir; doğada güdüleriyle yalnızca hayvanlar eyleme geçer ve hiçbir hayvan besini dışında hiçbir canlıya saldırmaz ve yok etmez.

O yüzden insanoğlu, aklı sayesinde canlı yaratıklar arasında en güçlü ve en vahşi varlıktır.

Aklı ve gücüyle yaptıkları, bilim ve teknoloji alanında yaptıklarından bellidir.

Öldürme eylemleriyle en vahşi yaratık olduğunu görüyoruz.

Öldürme ve cana kıyma vahşettir.

Hiçbir açıklama öldürme eylemini haklı çıkarmaz.

Nedeni ne olursa olsun, her öldürme eylemini kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz ve şiddetle kınayacağız.

Bir çocuğa el bile kaldırmanın hastalıklı bir yaklaşım olduğunu öğrendik, biliyoruz.

O yüzden çocuklar dile gelince; melek, çiçek, masumiyet sembolü canlanır kafalarda.

O meleğin, o çiçeğin ve o masumiyetin yok edilmesini, önce Allah’ın sonra okurlarımızın vicdan yargısına havale ediyoruz.

ŞOK EDEN OLAYIN İZİ

Şanlı ailesi, pazar akşamı güzel umutlarla düğüne hazırlanmıştı.

7 Yaşındaki Zehra Şanlı ile 5 yaşındaki Akın Can Şanlı, anneleri Takibe ve babaları Mehmet Şanlı ile düğüne gitmişlerdi.

Düğün sonrası eve dönüşlerinde, köy girişine varmadan pusu kuran iki araç onları bekliyordu.

Her şeyden habersiz o masum çocuklar var ya…

Birer çiçek ve gül olan çocukların kafasına sıkılan o kurşunlar insanı içten yaralıyor.

İki aracın çapraz ateşe tuttuğu Şanlı ailesinde anne, baba ve her şeyden habersiz iki çocuk katlediliyordu.

Bu coğrafya o kadar acımasız olaylara sahne oluyor ki, anlatmakta, tasavvur etmekte bile aciz kalıp kahroluyor ve “Bu vahşeti hiç kimse yapamaz” diyoruz.

Önceki gün olayın yaşandığı köydeydik.

Köy, vahşetin yarattığı iklimin sessizliğindeydi.

Kimse olayla ilgili yorum yapmak istemiyordu ama o masum çocukların nasıl hunharca katledildiğine herkes isyan eder bir haldeydi;

“5 ve 7 Yaşındaki çocuklara nasıl kıydılar?”

Batman Çağdaş’ın sürmanşetinde “İnsan, insana bunu yapar mı?” başlıklı haberin yanında, anne ve babanın ortasında duran 5 yaşındaki Akın Can Şanlı’nın gülen yüzü herkesi ağlattı.

O masum çocuğun gülümseyen yüzüne bakıp da ağlamamak, gözyaşı dökmemek elde mi…

Saldırının nedeni ne olursa olsun; o iki masum çocuğun katledilmesini kimse kabullenemiyor, içine sindiremiyor ve bu tür vahşetleri sindiremeyecekler.

Bu mu insanlık…

Hani derler ya sözün bittiği yerdeyiz.

Gerçekten de öyle.

Bu olay için söylenecek tek bir söz daha var: “Tarifi olmayan acı…”

KAN İZLERİ DURUYORDU

Beşiri Ovası’nda çukur bir bölgede kurulan yerleşim birimine Kürtçe “Nevale” adı verilmiş.

Türkçe adı Eskihamur olan bu köy, geçmişten günümüze zaman zaman kavgayla, toprak anlaşmazlıklarıyla hep gündemdeydi ama yıllar sonra öyle bir vahşet yaşandı ki…

Hem de insanın kanını donduracak ölçüde.

Bu olayı kime sorarsanız sorun, herkes farklı yorumluyor.

İnsanoğlu konuşmaya, yazmaya başladığı günden bugüne kadar cana kıyma hep kabul edilemez ve nefretle anılmıştır.

Ona rağmen cana kıyma ve katletme hâlâ yaşanıyorsa; bugün uygarlıktan değil, ilkel yaşamdan konuşmak daha evladır.

Bir yandan bir baş ağrısı için çeşitli doktor ve çeşitli ilaç tedavileri karşısında, hunharca katledilmesi vahşetten başka hiçbir kelimeyle açıklanamaz.

Defin sırasında, köyün son noktasındaki mezarlığa ulaştığımızda baba Mehmet Şanlı, çocukları Zehra ve Akın Can’ın mezarları yan yanaydı.

Anneleri Takibe Şanlı ise Batman merkeze yakın konumdaki Akça-Tilmiz karşısındaki Petrol Mezarlığı’nda defnedildi.

Anne ayrı yerde defnedildi.

Baba ile çocukları ise köy mezarlığında.

Çok garip…

Düşünün; bir ailenin ölümlerinde bile mezarlar ayrı ayrı yerlere defnediliyor.

Ailelerin önde gelen isimleri nereye karar verdiyse, defin işlemleri de oraya yapılıyor.

Yazımızın başında da Eskihamur köyüne 1 kilometre kaldığında bölgede kupkuru bir ovada sadece 3 ağaç olduğuna dikkat çekmiştik.

Ve o ağaçların dibinde önceki gece işlenen vahşi cinayetin faillerinin dışındaki tek görgü tanığı belki de o ağaçlardı.

O ağaçların dili olsa da konuşabilse.

İki aracın çapraz ateşe tuttuğu Şanlı ailesinin bulunduğu araçta anne ve babanın yanı başındaki iki küçük masum çocuğun da katledilmesi yürek yaktı.

İşte bu topraklarda bitmek bilmeyen husumet, kan davaları ve kurban edilen çocuklar…

Daha fazla yorum yapmak gereksiz bizce.

Çünkü sözün bittiği yerde artık cümleler yetersiz kalıyor.

5 Yaşındaki Akın Can ve 7 yaşındaki Zehra’nın gülümseyen yüzleri yok artık.

Birer melek olan o masum çocukların bir husumete mi yoksa başka bir olayın kurbanı mı olduğunu göstermek kadar acı bir şey olamaz.

Son söz olarak herkesin; herhangi can yakıcı bir eyleme kalkışmadan önce kendi aile fertlerini ve kendi çocuklarını göz önünde bulundurmalarını, düşünmelerini isteriz.

Eminiz, o zaman hiçbir can yanmaz…