CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI

Abone Ol
Son günlerin tartışma konularından biri de yeni cumhurbaşkanlığı sarayı. İsmi konusundaki tartışmalarla yaygınlaşan tartışmalar daha sonra maliyetin açıklanması ile boyutlandı. Devlet temsilliyetini sağlayan insanların kalacakları mekanların, kullanacakları makamların, gidip gelecekleri araçların tartışma konusu yapılması çok da gerekli olduğunu düşünmeyenlerdenim. Ancak bazı dönemlerde yapılan bazı işlerin vicdani sorumluluklarla bağdaşması gerektiği de açıktır.
Türkiyenin bu dönemde tartışmalara neden olacak bir saraya ihtiyacının olup olmadığını en iyi bilen yine devletin yöneticileridir. Devlet yöneticileri bir yandan ekonomik sıkıntılar ile başa çıkmak için binbir dereden sular getirirken başka alanlarda dudak uçuklatacak işlere imza atmaları tartışmalara neden oluyor.
Atatürk orman çiftliğine yapılan yeni cumhurbaşkanlığı sarayı konusu da böyle bir mesele. Gazete haberlerine düşen verilere bakıldığında bütçe açığının önemli bir bölümüne denk gelen bir para ile yapılan harcama sırasında hatırı sayılır bir yeşil alan da yok edilmiş. Gerçi bu ağaçların yerine yenileri dikilir ve daha güzel bir çevre düzenlemesi de yapılabilir. Lakin tartışmalı olarak yapılan ve atılan her adım ve iş tansiyonu yükseltiyor.
Başbakanlık olarak düşünülen ve tasarlanan binanın yapımı için 1 milyar 370 milyon lira harcandığı belirtiliyor. Oldukça önemli bir rakam. Rivayet edilmektedir ki bu bina için kullanılan ödenek kamu yatırımlarını hızlandırma fonundan ve başbakanlık örtülü ödeneğinden sağlanmış. Her iki kalemdeki ödenekler olağanüstü konularda kullanılan ödenekler! Gerçi açıklanan verilere göre örtülü ödeneği en fazla kullanan başbakan olarak Sayın Erdoğan ismi ortaya çıkmış ancak bunu sadece bina yapımına bağlamamak lazım. Malum tırlar dolusu malzemeler yurtdışına gönderilerken de mutlaka bir ödenek lazım olmuştur.
 Bir de uçak meselesi var. Çıkan haberlere göre cumhurbaşkanın kullandığı uçağın maliyeti 410 milyon lira. Bu yatırımlar gerekli ve öncelikli ise helal u hoş olsun. Ancak öncelikli değilse bu sıkıntılı zamanda konu farklı boyut kazanır. Gösteriş ve israf meselesi gündeme gelir ki bu dikkat edilmesi gereken bir husus.
Devlet büyüklerinin kullandıkları imkanların neyi ifade ettiği veya edip etmediği de önemli bir konu. Bu neden sayın sezgin Tanrıkulu’nun sorduğu soruları hatırlatmakta fayda var.
" 'cumhurbaşkanlığı sarayı' bir ülkede kalkınmışlığın göstergesi midir? 1 milyar 568 milyon tl ödeneğin ne kadarı söz konusu bina için kullanılmıştır?

Cumhurbaşkanlığı sarayının yapımı Türkiye’de kalkınma önceliği midir?

Kamu yatırımlarını hızlandırma ödeneği cumhurbaşkanlığı sarayının yapımı için neden kullanılmıştır?

Kalkınma bakanlığına cumhurbaşkanlığı sarayının bir an önce bitirilmesi için talimat verildiği iddiası doğru mudur? iddia doğru ise, bu talimatı kim vermiştir?

Başbakanlık sarayının cumhurbaşkanlığı sarayı olarak kullanılması için yapılan bir protokol var mıdır? Varsa içeriği nedir?” diyor.
Bu konuyu elbette sadece muhalefetin gözü ile göremeyiz. Konuya bir de başka açıdan bakalım. Yarın öbür gün Türkiye’de sistem değişir ve başkanlık sistemine geçersek, ya da buna yarı başkanlık sistemi diyelim. O zaman bu ülkeye böyle bir yatırım gerekli midir, değil midir?

Meseleye bir de bu taraftan bakalım. 2023 vizyonu gerçekleşir ise bugün konuyu eleştirenler o saraya yerleşmek için koşuşturmazlar mı?
Sonuç olarak yapılan bu tür yatırımlar konusunda kamuoyu önünde tartışmaktan ise yetkililerin usulünce tartışmalarında fayda var. Malum yiyecek ekmek ve aş bulamayan insanlar bu rakamları görünce psikolojileri bozuluyor. Çankaya’nın hazineleri çalışmasını görünce yeni bir saraya ihtiyacımızın olmadığı açık. Lakin halkın yarısının oyunu alan bir başbakanın böyle bir saray yapmasını yadırgamamak lazım. En azından bu yatınım devlet mülkiyetinde kalan bir yatırım. Ya örtülü gitseydi ne diyecektiniz bakalım!