Şimdiki kuşak el dizgisiyle hazırlanan gazetelerin hangi aşamadan geçtiğini bilmez. Düşünün, biz 1970 ve 80’li yıllarda gazetelerin hem baskı operatörü, hem muhabiri hem de dağıtıcısıydık. Mesleğin en çileli döneminde çalıştık. Veysi Uzunboylu arkadaşımız bu mesleğin çilesini çeken emekçilerdendi. Uzunboylu, uzun bir süredir sağlık sorunlarıyla boğuşuyordu. 11 Ayın sultanı Ramazan ayında Hakk’a yürüdü. Uzunboylu’yu rahmetle anıyorum….
MESLEĞİN ÇİLESİNİ ÇEKEN EMEKÇİYDİ
Yarım asır öncesinin gazeteciliği her koşulda zordu.
Gerek gazetenin basımı gerekse de habere ulaşmada sıkıntılar çok büyüktü.
1970-80’li yıllarda Batman Doğuş, Yeni Zaman ve 80’den sonra Çağdaş’ı el dizgisiyle hazırlardık.
Bu mesleğin gelişimi ve gazetelerin var olması için üstatlarla birlikte büyük çaba sarf eden arkadaşlarımız vardı.
70’li yıllarda henüz ortaokul öğrencisiyken önce matbaacılık, sonra gazeteciliği meslek edindik.
Üç arkadaş da aynı yaştaydık…
Veysi Uzunboylu, Faruk Erten ve bendeniz…
60-61 doğumluyduk.
Okula giderdik ama o zamanlar her çocuk gibi bizler de kalan zamanımızın büyük bölümünü matbaa ve gazetede geçirirdik.
Şimdiki teknolojinin ‘T’si yoktu.
Her şey klasik teknoloji çağındaydı.
El dizgisi ve el pedalıyla hazırladığımız gazeteleri hazırlamak her baba yiğidin harcı değildi.
Üstümüz başımız boya ve matbaa mürekkebiydi.
Bazen mürekkep bizi siyah renge boyardı.
Kurlun harf ve çizgiler de benzinle silindiğinde yine gazetenin mutfağında çalışanlar tabiri caizse mürekkep ve yakıt kokardı.
Gazete hazırlandıktan sonra kentin eski hamamının olduğu 16. Cadde’deki Halit Vural’ın hamamında banyo yaptıktan sonra evin yolunu tutardık.
UZUNBOYLU’NUN ARDINDAN
Veysi Uzunboylu ile 90 öncesine kadar birlikte çalıştık sayılır.
Faruk Erten ise 90’dan sonra çileli mesleğe dayanamayıp, Kocaeli’nin yolunu tutmuştu.
Veysi Uzunboylu ise gazetecilikten sonra matbaacılıkla geçimini sağlamayı sürdürmüştü.
Ama fotoğraf meraklısıydı…
Ortaokul ve lise döneminde fotoğraf makinesini yanından ayırmazdı, daha çok yakınları, arkadaş çevresinin hatıra karelerini dondurmaya çalışırdı.
Fotoğrafçılığı o kadar sevmişti ki, Batman’da ilk hareketli fotoğrafı yani iki yandan aynı şekilde görülen fotoğrafı çerçeveletmişti, Atatürk resminin olduğu bu hareketli fotoğrafı Batman Lisesi’ne armağan etmişti.
O zamanki Batman Lisesi müdürü, o çerçeveyi öğretmen odası girişi sahanlığının sağ duvarına asmıştı.
Çok uzun yıllar o hareketli Atatürk fotoğrafı o duvarda asılı kalmıştı.
Onun iyi sanatsal yönünü de anmak istedim.
Sağlığı el vermeyince matbaacılık mesleğine de veda eden arkadaşım Veysi eve kapanmıştı.
Bağırsakları dışarıda, zor koşullarda yaşam mücadelesini veriyordu.
Gururluydu, bir ihtiyacı olduğunda da kimseye kendisinin sorununu anlatmazdı.
Bazen ondan haber almak için arkadaşımız Kutbettin Barlak’tan bilgi alırdım.
Barlak da onun yakın çevresinden biriydi.
Veysi’nin sağlık sorunlarını anlatınca, onun düştüğü durumu dinlemek adeta kahrediyordu beni.
Yaklaşık yarım asır önce bu şehrin ilk Şoförler Odası Başkanlığını yapan merhum Şükrü Uzunboylu, onun büyük oğlu Veysi’nin üzücü sağlık durumuna çok üzülüyordum.
Veysi, zorunlu olmadıkça evden dışarı çıkmazdı.
İhtiyaçlarını karşılamak için ara ara dışarıya çıktığından haber alıyordum ama son 1 yıldır hiç görüşmemiştik.
1 hafta öncesiydi, Kutbettin Barlak ile telefonla görüşürken, Veysi’nin de durumunu öğrenmeye çalışıyordum.
Sağlığının hiç iyi olmadığını haberini hep de Barlak’tan alıyordum.
11 Ayın sultanı Ramazan’ın yarısında Veysi Uzunboylu arkadaşımızı kaybettik.
Onu ebediyete uğurladık maalesef.
Ama biz daha çok iyi, mütevazı bir arkadaşımızı kaybetmenin acısını yaşıyoruz.
Mekanı cennet olsun.
Arkadaşımız Veysi’yi bu meslekte en fazla çile çeken isimlerden biri olarak anacağız.
****
BİR KÖYDE YAŞATILAN GELENEK
Neredeyse Batman ile birleşecek olan Binatlı-Bıleyder ‘mahalle’ statüsüne kavuşmanın hazırlığında şu günlerde…
300-400 yıllık bir köy, belki de birkaç ay sonra Batman’ın bir mahallesi olacak.
2.600 nüfuslu köyün kaderi belki de mahalle statüsüyle tamamen değişecek.
Batman-Hasankeyf karayoluna yanaşık Binatlı’ya indiğimizde konuk olduğumuz İbrahim Eren, ‘Tarım Müzesi’nin altyapısını çoktan kurmuştu.
Eski gaz lambasından oraka, kıl çadırından buğdayın öğütüldüğü taş değirmenine kadar aklınıza tarımla ilgili ne alet varsa köydeki evinin bahçesinde toplayan 72 yaşındaki Eren’i kutlamak gerek.
100-150 yıl öncesinin tarım aletlerinin tümünü bahçesinde bir araya getiren Eren, eski geleneği gelecek kuşağa hatırlatıyor.
Sadece Batman’da değil, bölgede gördüğü tarıma dair ne varsa bahçesini küçük bir ‘tarım müzesine’ dönüştüren İbrahim Eren, aslında şehrin dünü ile bugünü arasında kopmaya yüz tutan bağları bize tekrar hatırlatıyor.