ÇOCUK DA YAPAR KARİYER DE

Abone Ol
 
 “Anneler, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamaları gerekir. Merkeze iyi nesiller yetiştirmeye almalılar.”
 
Kıyameti koparan bu söz Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na ait. Kendi değer yargıları içerisinde değerlendirildiğinde oldukça masumane ve hedef gösteren bir söz ancak değer yargıları hep bir taraftan olmuyor elbet bir de sorunun muhatabı olanlar var. Yani kariyerini kendisi seçmek isteyen kadınlar.
 
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var son zamanlarda kimse artık kadınlar hakkında olumlu ya da olumsuz yazı yazmak istemiyor. Özellikle demokrat taraftaki birçok erkek yazarın bu konuda hassasiyetleri var. Çünkü konunun muhatapları tarafından ya yanlış anlaşılıyorlar ya da tepki görüyorlar. Amaçları gönül kırmak olmadığı için tartışmalı bir ortam yaratma yerine konuya değinmemeyi yeğliyorlar. Bu da ayrı bir sorun yaratıyor tabi.
 
Sağlık bakanı doğum yapan bir anneyi ziyareti sırasında kamuoyuna yönelik söylediği sözlerdeki mantık “ kadının yeri evidir, çocuklarının yanıdır” mantığıdır. Her ne kadar kadınların çalışmamasından yana değil gibi açıklamalar yapılmış olsa da işin özü budur. Nitekim ; “Anneler, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamalıdır” belirlemesi yapan Bakan, “Annelik asla vazgeçilmeyecek, insanlığın varoluşundan sonuna kadar var olacak bir kariyerdir. Annelik tartışılmasız ve kutsal bir kariyerdir” dedikten sonra şöyle devam ediyor : “Birileri şunu derse ki, ‘Bunu siyasetçiler tartışmasın’... Bir ülkenin bütün sorunlarını siyasetçiler öncülük yapar ve tartışır. Çünkü o siyasetçiler millet tarafından seçilmişlerdir. Bunu söyleyenler ya demokrasi taraftarı değildir ya da millet taraftarı değildir. Milli iradeye saygı gösteren milletin seçtiklerine de saygı gösterecek.”
 
Özetle sayın bakan diyor ki bu halk bizi seçmiş ise biz;
 
Bu halkın kaç çocuk doğuracağına da,
 
Nasıl yaşayacaklarına da,
 
Kariyerden ne anlayacaklarına da karar verir ve tartışırız.
 
Daha geçen seçim sonucunda yapılan balkon konuşmasında “biz kimsenin yaşam tarzına karışmayacağız” diyen Sayın Erdoğan’ın konuşmasına nispet yaparcasına…
 
Peki, bu duruma kadınlar ne diyor?
 
İlk tepki kadın yazarlardan geldi. Yazar Elif Şafak, Bakan Müezzinoğlu’na tepki göstererek: “Annelik ‘kariyer’ değildir, kadınların hangi kariyeri seçip nasıl yaşayacaklarına siyasetçiler değil, kadınlar karar verir” dedi. Kadın Derneklerinin başkanları hemen tepkilerini ortayı koyup açıklamayı beğenmediklerini belirttiler. Bir de siyaset ayağı var işin. Siyasetteki kadınlardan CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer: “Kadını sosyal, kamusal alandan dışlayıp eve hapsetmeye çalışıyorlar. Annelik bir kariyer de babalık bir kariyer değil mi? Neden sürekli kadına ayar vermeye çalışıyorlar? Çocuklar sadece annenin mi? Öncelikle annelik, bir kariyer değil bir tercihtir. Çok isteyip de çocuk sahibi olamayan kadınlar ne yapacak? Bakan bu söylemleriyle onları incitebileceğini dahi düşünemiyor.” CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz: “Bizler bunun doğru olmadığını kanıtlayan insanlarız. Kendi partisinde de kariyer yapan kadınlar var. Bu denli aşağılanmaya onların ses çıkarmamalarına da hayret ediyorum.” MHP Genel Başkan Yardımcısı Zühal Topcu: “Tarihimizde, inancımızda kadınlara çok güzel yerler veriliyor. AKP iktidarında ise kadının adı yok. Kadınlar için ayrı bir gizli gündemleri var herhalde, kadını ortadan kaldırmak, toplumdan yok etmeye yönelik.”
 
Görüldüğü kadarıyla konuşan kesimin ya da konuşmayı göze alan kesimin cevabı gecikmiş değil. Yani özetle kadınlar sosyal yaşamdan, iş yaşamından ve politik yaşamdan çekilme niyetinde değiller. Kazanmış oldukları ve kazanılmış haklarından geri adım atmak istemiyorlar ve kendilerine yönelik kararların da kendilerine bırakılmasından yanadırlar.
 
Sonuç olarak; hükümet son zamanlarda Türkiye toplumunun yaşam tarzını almış olduğu oyların yüksekliğine dayanarak değiştirmek için bir yandan altyapı çalışmaları yürütüyor bir yandan da konuyu en üst perdeden seslendirerek tartışmaya açıyor. Bu durum dini değerler ve geleneksel alışkanlıklara dayandırılarak meşrulaştırılmak isteniyor. Böylece toplumun yarısını oluşturan kadınlar söz ve karar sahibi olma yerine verilen söz ve kararlara uyma ile karşı karşıya bırakılmak isteniyor ki bu doğru bir yaklaşım tarzı değil. Kadını eğitilmemiş bir toplum, kadını sosyalleşmemiş bir toplum, kadını siyasileşmemiş bir toplum ayakta kalamaz, ilerleyemez, gelişemez. Bu nedenle kadını eve hapsetmek yerine davranışları ve yaşamını kendisinin kararına bırakmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Erkek egemen anlayışa sunulur.