CEZAEVLERİNDEN ŞİKAYETLER

Abone Ol
Demokratik hukuk devletlerinde işler; grupların, iktidarların, kesimlerin, çetelerin, erk sahibi kişilerin istedikleri gibi değil milletin ortak iradesinin temsil ettiği organlar tarafından kabul edilen yasalar ve hukuk kurallarına göre yürütülür


Bu yürütme işleri düzenlenirken de herkesin konumuna ve yaptıklarına göre değerlendirildiklerini de hatırdan çıkarmamak gerekiyor.


Mesela kanun önünde herkes eşittir ve ispat edilmediği ve mahkeme kararı ile kesinleşmeyene kadar insanlar suçsuz kabul edilir. Bireyler veya gruplar işledikleri bir suç konusunda toplumun bireyleri veya grupları tarafından değil, millet adına devletin organları tarafından cezalandırılır ve cezaları infaz edilir.


Bunun bir sonucu olarak her aşamada muhatapların sahip oldukları ve kısıtlanan hakları bulunmaktadır. Bu kuralların tamamı yazılı bir şekilde düzenlenir ve herkese açık kurallar olarak bilinir.


Bu kurallara uyulmadığı zaman hukuk kuralları ve işleyiş doğaldır ki ihlal edilmiş olur. Bu ihlal durumunda da ihlali yapanların nasıl bir müeyyide ile karşılaşacakları yine kanuni düzenlemelerde yer alır. Bu düzenlemeleri uygulamayanlar da suç işlemiş sayılırlar.


Bir vatandaşın özgürlüklerden faydalanma hakları olduğu gibi suçlu olan vatandaşların da bir takım hakları bulunmaktadır ve bu haklar devlet güvencesi altında bulunmaktadırlar. Örneğin cezaevine gönderilen bir tutuklu veya hükümlü gözlem altına alındığı andan itibaren devlet koruması altındadır. Hakkındaki işlemler yasaların belirlediği ölçüler çerçevesinde yerine getirilir.


Ancak son dönemlerde gazetelere ve haberlere yansıyan gelişmelerden anlamaktayız ki özellikle tutuklu ve hükümlüler konusunda cezaevlerinde ve uygulamalarda sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Kanunun suç saydığı işleri yapanların bu suçun karşılığı olan cezayı çekmeleri konusunda elbette kimsenin bir şey diyecek hali yok. Şeriatın kestiği parmak acımaz misali toplum düzeni adına bu cezalar kabul edilir. Lakin ceza içinde ceza ve yaptırımlar meydana gelirse o zaman hukuk kuralları içerisinde bu yanlış işlerin de takibe alınıp gereğinin yapılması gerekiyor. Suçlu olsalar bile insanların cezalarını insan onuruna yakışır bir şekilde çekmelerinin sağlanması gerekiyor. Cezaevlerinde olsalar bile kanunun tanıdığı haklardan hakkaniyetle faydalanmaları gerekiyor. Unutulmamalıdır ki demokratik hukuk devletinde ceza müessesesi adaletin sağlanması ve suç işleyenleri topluma kazandırılması için işler ceza uygulamaları eğer bir intikam alma aracı haline dönüşürse o zaman işleyişin bir taraflarında sızıntılar ortaya çıkmaya başlar.


Bu nedenle kanunlar kişilere göre işletilemez. Devlet hissiyatlarla değil hukuk kurallarına göre işler ve işletilmelidir. Herkesin hukuk kuralları çerçevesinde haklarını kullanması asıl olandır ve bunun dışındaki uygulamalar yanlıştır.


Bu konu ile ilgili çıkan bir haberi örnekleyerek yazımızı bitirelim.


“Kamuoyunda Alaattin Çakıcı'nın avukatı olarak tanınan Avukat Mehmet Sinan İnce, Cezaevi'nde ziyaret ettiği eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk'ü darp ettiğini açıkladı. Cezaevi'nde ziyaret ettiği müvekkilinin yanı sıra darbe girişimi nedeniyle tutuklu bulunan Öztürk'ün de adını görüş tutanağına yazan İnce, daha sonra yaşananları sosyal medya hesabından şöyle anlattı: "Bu sefer saklanabilecek veya ört bas edilebilecek şekilde değil alenen ve yüzünden kanlar akarken teslim ettim bu haini infaz koruma memurlarına Avukat Görüş Odasında. Bunların hepsi güvenlik kameralarında, mahkum yakınlarının, Sincan 2-No'lu F-Tipi 2. ve 1. Müdürlerinin gözleri önünde cereyan etmiştir ilaveten infaz koruma memurlarının gözleri önünde bu onursuz piç yalvara yalvara ağlayarak yalvarmıştır." İnce açıklamasının devamında şunları söyledi: "Bize yakışanı yaptığımıza inanıyoruz değerli dostlarım ve alacağımız her türlü cezanın da arkasındayım gerekiyorsa avukatlık ruhsatımı da iğrenç kumpasları ile iptal edebilirler, hiç farketmez çünkü bu kadarla kalmayacak !!!"


Adalet Bakanlığı yetkilileri, İnce’nin talebi üzerine Öztürk’ün avukat görüşme odasına getirildiğini doğrularken herhangi bir saldırı ya da darp olmadığını ifade etti. Hürriyet gazetesine konuşan bir yetkili, “Görüşme odasına gelen Öztürk ‘Tanımıyorum, görüşmeyeceğim’ dedi ve avukat İnce görevliler tarafından odadan çıkarıldı. Herhangi bir darp söz konusu olmadı" dedi.( Birgün 03.08.2016 16:28)”


Kısadan hisse; cezaevlerinden son dönemde çok değişik şikâyetler gelmeye başladı. Yöneticilerimizin devletin bu alandaki işleyişini hukuk kuralları çerçevesinde takibe almaları olumlu bir adım olacaktır. İşkenceye sıfır tolerans iddiasında bulunan bir yönetimde eğer yukarıdaki haberde belirtilen kişiler adalet sağlamaya çalışırlarsa demokratik hukuk devleti ilkesi yara alır.