Cennetin Kayıp Toprakları Yavuz Ekinci’nin Tene Yazılan Ayetlerden sonra çıkardığı ikinci romanı. Kitap tanıtımı için kullanılan bilgilerden derlediğimiz aşağıda sizinle paylaşıyoruz.
“Yavuz Ekinci ikinci romanı Cennetin Kayıp Topraklarında, üç kuşağın “coğrafya kaderdir” dedirten hikâyesini anlatıyor. Yaşadıkları coğrafyanın acılarına hapsolmuşların, aile olmanın ölümcüllüğünü taşıyanların ve cennetin gelmesini yüzyıllarca bekleyenlerin hikâyesi bu.
Kitaptan: Oysa adını tıpkı kocam Hasan’ın salavat getirdiği gibi içimden tekrarlayıp dururdum her gece. Öyle ki kimi geceler nefesimi bile “Aram! Aram!” diye aldığım oluyordu. Fakat bunca yıldır ne hiç kimse kanayan yaramı ne de yüreğimde durmadan büyüyen ve içimi yakıp kavuran bekleme çölümün kuraklığını görebildi. Aram, sen tiksinerek baktığım çeyizimde, başımı yaslayıp daldığım kenarı işlemeli yastığımda, pencerenin önüne kurulup baktığım ovada, her sonbaharda elbiselerimin arasına koyduğum narda, saf bir umutla açtığım kapının kolundaydın. Sen her yerdeydin ve hep yanımdaydın. O huzursuz ve bitmeyen gecelerde Hasan sırtını ceset gibi bana dönüp ağzı açık horlayarak uyurken, ben yerimden silkinip, yaz güneşinin altında şişen ve pis kokan zehirlenmiş bir ineğin leşine bakar gibi iğrenerek ve tiksinerek bakıyordum ona. Sırf bana sarılıp uyumasın diye çoğu geceler ondan kaçarak gidip yaşama umudum olan zavallı oğlum Mirza’ya sarılıyordum. Yataktan kaçıp Mirza’ya sıkı sıkı sarıldığım o gecelerde hayallerden birinin gelip beni alıp götürmesi için saatlerce tavana bakıp beklerdim. Bütün bu gecelerde oğluma o kadar çok sarıldım ki zamanla o da benim gibi içine kapanık, korkak, ürkek, üzgün, huzursuz ve suskun birine dönüştü."
Yavuz Ekincinin bu romanının yanında daha evvel çıkardığı kitapları ise; “Üç öykü kitabı Meyaser’in Uçuşu, 2004;
Sırtımdaki Ölüler, 2007;
Bana İsmail Deyin, 2008)
Ve ilk romanı Tene Yazılan Ayetler, 2010’den oluşuyor.
Cennetin Kayıp Toprakları Ekinci’nin beşinci kitabı.
Yavuz diğer eserlerinde olduğu gibi yine bu kadim toprakların yaşamından esinleniyor. Bu toprakların binlerce öyküsü var ve yazılmayı bekliyor. Yavuz bu anlamda üstüne düşen görevi layıkıyla yerine getiren ve bu alanda kentimizin yazın kültürüne katkı sunun bir Batmanlı olarak yine bizi gururlandırmayı başardı.
Yazmak aynı zamanda bir halkın tarihini geleceğe aktarmanın da yolu. Toplumun acılarını, neşelerini, geleneklerini, toplumsal yaşayışını en iyi aktarmanın yoludur. Her toplum kendi yaşantısını tanıtmayı ve gelecek nesillere aktarmayı ister. Bu da ancak yazarların büyük emek ve çabaları ile mümkün olur. Yazarların bir kitap yazana kadar ne kadar emek sarf ettiklerini anlamak için onların yaşamını bilmek gerekiyor.
Batmandan bir yazar, Şair veya sanatçı çıktığında herkesten çok sevinen biz oluyoruz. Hele dostlarımızın başarılı çalışmalarını görmek sevinçle birlikte gurur kaynağımız oluyor. Yavuz bu anlamda bizleri sürekli gururlandıran bir dostumuz ve başarılarının devamını diliyor.
Mişrîtalı yazarımızı bu kitabından dolayı kutluyor başarılarının devamını diliyoruz.