CENEVRE 2 VE KÜRTLERİN DURUMU

Abone Ol
22 Ocakta Cenevre’de yapılacak olan, Suriye’deki çatışma ve iç savaşa siyasi bir çözüm yolunun bulunmasını hedefleyen konferansa kimlerin katılıp katılmayacağı ile katılacakların hangi statü ile katılacaklarına ilişkin çalışmalar aylardır devam ediyor.
Konferansa katılacak olan uluslar arası güçlerin durumu netleşmiş durumda. Bugüne kadar kamuoyu ile paylaşılan verilere göre ABD ve Rusya’nın öncülüğünde gerçekleştirilen konferansa BM Güvenlik Konseyinin beş daimi ülkesi, Arap Birliği ülkeleri, Avrupa Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Cezayir, Brezilya, Kanada, Danimarka, Mısır, Almanya, Hindistan, Endonezya, Irak, İtalya, Japonya, Ürdün, Kuveyt, Lübnan. Fas, Norveç, Umman, Katar, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri katılacak.
Toplantıya katılacak olan uluslar arası güçlerin netleşmesi ardından asıl sorun Suriye’den toplantıya katılacak olan ve sonuca katkı sunan güçlerin katılıp katılmayacağı konusudur. İktidardaki Baas rejiminin temsilcisi Beşar Esad şimdiye kadar yaptığı açıklamalarda konunun Terörizm olarak ele alınması durumunda toplantıya katılacaklarını belirtirken, Suriye ulusal koalisyonu ise olası çözüm hükümetinde Beşar Esad’ın bulunması durumunda toplantıya katılmayacaklarını iddia etmekteydiler. İstanbulda yapılan toplantı sonucunda üyelerin büyük çoğunluğunun onayı ile Cenevre konferansına katılım kararı alındı.
Mart 2011 tarihinde başlayan Suriye iç savaşında bugüne kadar 130 binin üzerinde insan yaşamını yitirirken 2 milyondan fazla insan ülke dışına kaçmış 7 milyona yakın insan da ülke içinde yer değiştirmek zorunda kalmıştı.
Suriye rejimi ile çatışan muhalif grupların sayısının fazla olmasının yanı sıra muhalif grupların aynı zamanda bir birileri ile çatışma halinde olması da başka bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Özgür Suriye Ordusu, IŞİD, Suriye ulusal Koalisyonu, El Kaide, İslam Tugayları gibi isimlerle çatışmalarda yer alan gruplar bulunmakta ve bu gruplar ayrı ayrı devletler tarafından desteklenmektedir.
KÜRTLERİN DURUMU
Suriye’de iç kargaşa ve çatışmalar başladığından itibaren kendi bölgelerinde taraflar karşısında üçüncü güç olarak etkinliğini ortaya koyan güçlerden biri de Kürtler oldu. Halk örgütlemesi gerçekleştirerek yaşadıkları bölgenin yönetimini üstlenen Kürtler buralarda kendi düzenlerini oturtmanın gayretini gösterdi. Hem Suriye muhalefeti hem de Beşar Esad rejimine karşı mesafeli duran Kürtler kendi bölgelerinde etkin bir güç haline gelmenin mücadelesini verdi.
Ancak Kürtler arasında da bir gerginlik oluştu. Yönetimini ele aldıkları bölgede (Rojava) Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimine yakın partiler ile PKK çizgisine yakın partiler (PYD)  arasında bir çekişme yaşandı. Bu durum daha sonra Mesut Berzani’nin gözetiminde yapılan toplantıda düzeltildi ve Rojava da Kürt Yüksek Konseyi oluşturuldu.
Değişik sorunlara rağmen bugün gelinen noktada bir uzlaşmaya varıldığı belirtilebilir.
Şimdi sorun Kürtlerin Cenevre 2 Konferansında nasıl katılacakları konusunda kilitlenmiş durumda. PYD başta olmak üzere birçok parti Kürtlerin kendilerini temsil eden bir güç olarak ve taraf olarak konferansa katılım istekleri bulunmaktadır. Yani bütün olarak Rojava yada Suriye Kürtleri kendi adlarına bu konferansa katılmak istemektedirler. Ancak bu isteğe başta Türkiye olmak üzere itirazlar geldiği belirtilmektedir. Katılım konusunda son olarak Birleşmiş Milletler tarafından Kürtlere gönderilen yazıda Kürtlerin Suriye Muhalefeti içerisinde yer almaları durumunda Cenevre 2 konferansına katılabilecekleri bildirilmiştir. Buna tepkiler de gecikmedi. İstanbul ve Diyarbakır başta olmak üzere düzenlenen mitinglerde Kürtlerin kendi kimlikleri ile konferansa davet edilmeleri gerektiği belirtildi. Bu durumda Yüksek Kürt Konseyinin bir karar vermesi gerekiyor. Berzaniye yakınlığı ile bilinen Kürt Ulusal Konseyinin Suriye Ulusal Konseyi çatısı altında görüşmelere katılacağı belirtiliyor.
Bu durumda Kürtleri;
Tek bir heyet halinde toplantıya katılmaları
Suriye Muhalefeti ile aynı çatı altında toplantıya katılacakları
veya toplantıya taraf olarak kabul edilmemeleri durumda katılmamaları seçenek olarak ortada durmaktadır.
Uluslar arası konjektör değerlendirildiğinde Kürtlerin Cenevre 2 konferansına katılmalarının bir zorunluluk olduğu ortadadır. Kürtler mevcut durumda BM ve diğer ülkelerin kararlarını görmezlikten gelemez. İkincisi Kürtlerin tek güç olarak konferansta temsil edilmeleri bir zorunluluk aksi durumda ortaya çıkacak bir olumsuzluk durumunda bunda rolü olan liderlerin tarih önünde hesap vermeleri zor olacaktır. Çünkü Kürtlerin yüksek çıkarları her türlü parti ve kişinin çıkarlarının önünde yer alır.
Fiili durumun nasıl gerçekleşeceği de zaten pratikte çok tartışılacaktır.
Dileriz Kürt politikasına yön veren liderler bu tarihsel sorumluluğunun farkındalığı çerçevesinde karar verir ve konferansa katılırlar.