CEHALETLE SAVAŞAN SEYDA!..(1)

Abone Ol

Acılı bir coğrafyada yaşıyoruz.

Yaşanan geri kalmışlığın, yoksulluğun, kargaşaların nedeni çok açıktır; cehalet…

O nedenle her zaman derim; en büyük düşmanımız cehalettir….

Bediuzzaman, yüz yıl öncesinden cehaletle mücadelenin önemine şu sözleriyle dikkat çekmiştir: "Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz."

Cehaletle mücadeleyi cihad olarak niteleyen Bediuzzaman, hayatı boyunca toplumu aydınlatmaya, bilinçlendirmeye çalışmıştır.

Bu yörede karanlıkla, cehaletle mücadelede sembol bazı isimler vardır.

40-50 yıl öncesinden, yani feodalitenin hakim olduğu süreçten günümüze kadar yöremizde cehaletle mücadelede sembol isimlerden birisi, adı bugün bir parkımızda yaşatılan Merhum Mele Abdullah’e Tımoki’dir.

Ak Parti eski Milletvekillerimizden Sayın Ahmet İnal, Mele Abdullah’ın adının bir parka verilmesi konusunda yaşanan tartışmalar üzerine, “Çocukluğumda defalarca evimize misafir olarak gelen ve merhum Babam Mele Sabri’nin kendisine çok değer verdiği, defalarca abdesti için ibrik tuttuğum Mele Abdullah’ın adının bir parkta yaşatılmasını savunurum” demişti.

Mele Abdullah dışında ‘Seydayê Gurdilî’ olarak da tanınan Mele Amadettin Yetiz de cehaletle mücadelede sembol bir alimdir…

**

**

MELE AMADETTİN YETİZ’İ KAYBETTİK…

Bu iki değerli şahsiyet için ‘Seyda’ denilmektedir.

Bilindiği gibi coğrafyamızda büyük alimlere ‘Seyda’ denilmektedir.

Bu değerli Seydalarımızdan Mele Amadettin Yetiz’i maalesef covid 19 salgını nedeniyle kaybettik.

Öncelikle bu değerli Seydamıza Cenabı Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.

Aynı zamanda bir Şair olan ve bir kısım halkımızın, ‘Mele Emadin’ olarak da tanıdığı Merhum Yetiz’in adını 40 yıl öncesinden duymuştum, gıyabında tanıyordum.

Yaklaşık 25 yıl önce ise yüz yüze tanışma imkanım oldu. O günden sonra hep hürmet gösterdiğim bir Seyda olarak kendisine yakın oldum.

O, hep cehaletle mücadelede önemli bir yer tuttu.

Yazımın girişinde Bediuzzaman’a ait cümle hakkında şu çarpıcı değerlendirmeyi bilginize sunuyorum: “Münâzarât adlı eserinde bu düşmanları ‘cehalet ağa, oğlu zaruret efendi ve hafidi (torunu) husûmet bey’ olarak tanımlamıştır. Böylece cehaletin diğer iki düşmanın başı ve esası olduğunu söylemiş, zaruret, fakirlik ve yokluğu, yoksulluğu cehaletten neşet eden oğullar hükmünde görmüştür. Husûmetin, düşmanlığın, tefrikanın ise her ikisinin devamı mesabesinde olduğunu belirtmiştir. Cehalet çözülmeden zaruret, yokluk ve sıkıntıların bitirilmesinin; o bitirilmeden de husûmetlerin, tefrikanın bitirilmesinin ve ittifaka ulaşılmasının mümkün olmadığını, problemlerin müteselsil ve birbirine bağlı olduğunu ifade etmektedir.”

**

**

Keşke bu satırları vefatından önce bir yorumda yazsaydım.

Vefatından sonra Seyda hakkında değerlendirme yaparken gerçekten üzülüyorum.

Evet, Korona nedeniyle nice önemli şahsiyetlerimizi yitiriyoruz.

Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Arif Arslan, korona nedeniyle yitirdiğimiz önemli bazı simalarla ilgili sık sık yazılar yazmaktadır.

Bu değerli Alim hakkında ben de bir değerlendirme yapamadan geçemezdim.

Sosyal medyada; “Çok gayretli, çok cesur, çok mütevazi, dünyalık peşinde koşmayan örnek bir simaydı. Çok üzgünüm” demiştim.

Seyda’nın ardından yazı yazdığım için de gerçekten çok üzgünüm.

Cehaletle mücadelede sembol olan şahsiyetlerin toplum tarafından tanınması gerektiğine inanıyorum.

Ne çekmişsek, cehalet yüzündendir.

Cehaletle mücadele eden az sayıdaki duyarlı aydın şahsiyetleri de unutmamak gerekiyor.

Şu ifademi bir yere not ediniz; Bir gün gelecek Mele Amadettin Yetiz’in adı bir sokağa falan değil, bir eğitim yuvasına verilecektir…

Seyda Mele Amadettin değerli, saygın bir alimdi ve ömrü cehaletle mücadeleyle geçmiştir.

Devamı yarın