ÇAY YATAĞINI DANTEL GİBİ SÜSLESİN…

Abone Ol

Çocukluğumuzda ferah bir anı bırakıp, yakınımızdan huzurla akan Batman Çayı, sadece bir akarsu değil, bu coğrafyanın bereket saçan anasıydı. Batman Çayı kıyısında yüzyıllar öncesindeki höyükler ile yerleşim birimlerinin olduğu o alanlara hayat veren bu akarsuyun sessiz ve derin akıntısı, insanlığın yaşamına can veren bir armağandır.

Yaklaşık 100 yıl önce Batman’ın olmadığı o dönemler, Elmedina’nın ilham kaynağı ve duyageldiğimiz mitolojik anlatıların alanı, o akarsuyun çevresini selamlayarak geçtiği hat sayılırdı. Büyük bir deltaya yayılan o akarsu üzerinde 2000 yıllık Perpıra Köprüsü ve 1147 yılında yapılan, kimine göre Batman’a kimine göre ise Diyarbakır’a ait Malabadi Köprüsü’nü göz önüne getirdiğinizde, Mezopotamya coğrafyasının ne kadar zengin olduğunu ve nice beyliklere ev sahipliği yaptığını size anlatır…

GÜNÜMÜZÜN AKARSULARI

Mezopotamya coğrafyasında akarsuların önemi yalnızca bilimsel verilerle anlatılamaz.

Onlar bize geçmişin, kültürlerin ilham kaynağı ve mitolojik hareketliliğin alanıdır.

İnsan o akarsulara bakarken hem kendini hem de evrende bir nokta olduğunu düşünür.

Dicle Nehri’nin kollarından olan Batman Çayı üzerindeki tarihi köprüler ise halen bazı şairlerin dizelerinde vardır.

51 ayaklı Perpıra Köprüsü ve Evliya Çelebi’nin hayran kaldığı Batman-Malabadi Köprüsü, Mezopotamya coğrafyasında ulaşımın en rahat olduğu önemli güzergâhtı biriydi bir zamanlar.

Tarih sayfalarında Batman Çayı’nın, iki uygarlığın — Perslerin ve Romalıların — sınır çizgisi olduğu yazılmıştır.

Köprüler diye yazmaya başladığımda, bizlerin geçmişten günümüze farklı kültürleri birbirine yakınlaştıran köprülerin öyküsünü ne kadar bildiğimizi sorguladım.

Tarihi köprülerinin tarihçesini anlatmak yerine, akarsularımızın bugünkü manzarasına biraz değinmek istiyorum.

Ne yazık ki birkaç yıl öncesine kadar çöp atıklarının çevresine yayıldığı ve şehrin atık sularının karıştığı, iklim değişikliğiyle de Batman Çayı’nın ekosistemini tehdit eder hale geldi.

Son yıllarda bazı projeler, Batman Çayı yatağını kurtardı denilebilir.

Ama tabii ki yeterli değil.

Çünkü Batman Çayı da kirlilikle ve yanlış yöntemlerle ne yazık ki o eski canlılığından uzak kalmış.

Mavi-Yeşil Batman Projesi bu çay yatağını kurtaracaktır belki de.

Umarız Mavi-Yeşil Proje, çay yatağının iki tarafını dantel gibi süsler.

***

ODA’LARIN SEÇİMLERİ

Önümüzdeki yılın ilk aylarında Batman’da iş dünyası başta olmak üzere esnaf ağırlıklı bazı STK odalarının seçimleri olacak.

Şimdiden oda seçimleri için kulisler başladı.

Başkan adayları, ekipleriyle birlikte yapmayı planladıkları bazı projelerden söz eder oldu.

Batman’daki bazı Odaların çalışmalarının yeterli olup olmadığını en iyi esnaflar değerlendirir.

Dört yılda bir yapılan Oda seçimleri için şu ana kadar esnafın taleplerini dillendiren ya da farklı çözüm önerileri getiren başkan adaylarının çok da farklı önerileri yok.

Oysa esnaf, temsilcisinden sadece aidatları takip etmesini değil, sorunlarının çözümü konusunda daha girişimci bir rol oynamasını istiyor.

Batman’ın esnafının köklü Odaları, ne acı ki komşu bazı illerin çok gerisinde.

Ne yazık ki oda başkanları öz eleştiride de bulunmuyor.

Zaman zaman esnafı dinliyoruz.

Son yıllarda kiraların yüksek oranda artışını bile dile getiren Oda başkanı neredeyse yok.

Aynı siyasette olduğu gibi…

Seçimler yaklaştı mı Oda Başkanları turlara başlar, herkesin kapısına gider: “Ben bu işi daha iyi yaparım.” der.

Seçim bittikten sonra da herkes köşesine çekilir, esnaf ve iş dünyası sorunlarıyla baş başa kalır.

Keşke bu şehrin Oda Başkanları arasında tatlı bir rekabet olsa.

Birçok Odanın değişmez Başkanlığı, ayrı bir yazı konusu olacak kadar geniş olduğu için başka bir yazıyı hak ediyor.

Esnaf, yüksek kirayla ya da elektrik faturasıyla karşılaştığında ilk imdadına koşacak olan, bağlı olduğu Oda Başkanı ya da yönetimi yanında olabilse ve onların kira sorununu yüksek sesle dile getirse, eminiz ki etkili olacaktır.

Esnafın faturasından tutun da karşılaştığı yüksek kira meselesine varan sorunlarına herhangi bir Oda Başkanı ya da yönetiminin ne uğraştığı var ne de ilgilendiği.

Oysa her esnafın talebini karşılamak, mücadele etmek oda başkanının görevidir.

Bu şehrin birçok sorunu olduğu gibi esnaf ve iş dünyasının da bir dizi problemi vardır.

Oda Başkanları ve yöneticiler bu sorunlara ses olmak yerine mazeret yaratmaları da esnafın değerlendirmesi gereken bir konu olduğuna inanıyoruz.

Esnafın beklentisi, sorunlarının sahiplenilerek çözümüdür.

Kuşkusuz seçim döneminde ve her zaman hesap vermesi gereken bazı Oda Başkanları ile iş dünyası yetkililerinin, yapamadıkları ve başaramadıkları her konu için açık yüreklilikle öz eleştiride bulunmaları gerektiğine inanıyoruz.

Bilmem yanılıyor muyuz?