İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.
İlkokulda öğrendiğimiz dört mevsim.
Son yıllarda mevsimleri yaşayamıyoruz.
Bahar ayları yaza karıştı.
Üşütmeyen, kar yağmayan kısa bir kış mevsimi.
İklim değişikliği maalesef mevsimsel sınırları sildi.
Bundan sonra daha çok kavurucu sıcaklar yolda olacak.
Türkiye’nin Güney bölgeleri sıcakların etkisi altında.
Yüksek sıcaklıklar vücudumuza stres yüklüyor.
Dünyada her yıl binlerce sıcağa bağlı hastalığa ve ölüme yol açıyor.
Bu nedenle şahsi bir sıcaklık planı oluşturmalı.
Sıcaklık endeksini takip etmeli.
Sıcak havalarda herkesi etkileyebilir.
Ancak bazı kişiler mesela; çocuklar, açık havada çalışanlar, hamileler, sağlık sorunları ya da engelliler ve yaşlılar sıcaklıklar arttığında daha fazla zarar görme ihtimal dahilindedir.
Küçük çocuklar, özellikle bebekler, çok yüksek sıcaklıklarla başa çıkmak için daha az fiziksel kapasiteye sahiptir.
Tarlada, bahçede ve açık havada çalışan kişiler
Bir ağaç gölgesi bulamayabilirler.
Üstelik fiziksel olarak yoğun bir iş yapıyor olabilirler.
Yeterince sıvı almayabilirler.
Yeterli molalara ihtiyaçları vardır.
Böbrek hastalığı veya kalp hastalığı gibi kronik tıbbi rahatsızlıkları olan kişiler, sıcak havaya fizyolojik olarak uyum sağlamada zorluk çekebilir veya sıcak havanın sağlık üzerindeki etkilerine daha duyarlı olabilir.
Engelli veya belirli nörolojik rahatsızlıkları olan bazı kişiler, vücut ısısını kontrol etmede zorluk çekebilir veya kat kat giyinmek veya serin bir alana geçmek gibi kendilerini güvende tutacak eylemleri gerçekleştiremeyebilirler.
Tehlikeli sıcaklık, hem yüksek sıcaklıkların hem de yüksek nemin bir sonucudur ve terleme yoluyla serinlememizi engeller.
Kurak bölgelerde ise, yüksek sıcaklıklar tek başına tehlikeli olabilir.
Sıcaklığa bağlı tehlike bölgeleri değişiklik gösterebilir.
Ancak eşik sıcaklıkların üzerinde artış görülürse
Hastaneye başvurulur ve hatta ölümler artar.
Eşik sıcaklığa dayanma gücü, vücutların, kültürlerin ve mimarinin ısıya uyum sağlayıp sağlamadığına bağlı olarak farklı yerlerde değişiklik gösterir.