BU SAVAŞI KAZANAMAZSINIZ

Abone Ol


7 Haziranda bir seçim yaptık. Beğenilmemiş olsa da bize göre güzel bir seçim yaptık. Ülkede uzun süreli tek başına iktidarın farklı egolar yarattığını ve bu nedenle de yanlışlıklar yapıldığını gördük ve ülkenin bir süre de koalisyonlar tarafından yönetilmesinin uygun olacağına karar verdik.

7 Haziran seçimlerinde sadece bunu yapmadık. Kamu işleyişini sağlayan kurumların tek tipleştirilmiş olduğunun farkına vardık ve aynı ütü ile ütülenmiş bu yapıların ülkeyi istenen ve arzulanan ölçülerde yönetemeyeceği endişesi ile buna bir dur deyip eldeki taşları bir kere karıştırmanın daha faydalı olacağına karar verdik. Yani dedik ki tek tip kamu alanı ve personeli yaratıyorsunuz bu böyle olmaz biraz çeşitlilik istiyoruz dedik. Bu nedenle de tek merkezli atamalara dur denilsin diye öneride bulunduk.

7 Haziran seçimlerinde sadece bunları yapmadık yapılan değişiklikler ve olumlu adımları gördüğümüzü ancak işin dozunun kaçtığını bunların frenlenmesi gerektiğini hatırlattık. Dedik ki herkesi karşı cephede görme ve düşman algılamaktan vazgeçin herkesle uğraşmayın suç işleyen varsa gereğini yapın ama bir bütün olarak sistemle cebelleşmeyin.

7 Haziran seçimlerinde bir de demokratik değişim yaptık. Askeri darbe ürünü olan ancak iktidarların işine geldiği için değiştirmeye yanaşmadıkları baraj meselesini hem sistem açısından hem de Kürtler lehine yerle bir ederek insanların baraj korkularını ortadan kaldırdık. Bu sayede de Türkiye’de olup da mecliste temsil edilmeyen neredeyse kimse kalmamış oldu.

7 Haziran seçimlerinde bütün bunları sandık başına giderek, demokratik yollarla gerçekleştirdik. Barış ve huzurun sürmesi için gerekli olan adımları attık ama bu kararımızı siz değerli ve kıymetli yöneticilerimiz kabul etmek istemediniz ve ortamı karıştırılması için zemin hazırladınız bu zemini kullananlar da ülkeyi karıştırmayı başarmış oldu.

Tekrar olanları hatırlatalım. Seçimlerden sonra Rojavadaki durumu yerinde görmek ve Kobanê’yi ziyaret etmek isteyen gençler bir araya gelerek Suruç’a geldi. Bu gençlerin gelişleri günlerce önceden biliniyordu ve bu bilgilere rağmen gerekli güvenlik önlemleri alınmadı. Sonuçta DAIŞ üyesi olduğu ancak bu çete tarafından üstlenilmeyen bir elemanın intihar saldırısı ile 32 insanımız yaşamını kaybetti.

Ülke bu acı ve şaşkınlıkla çalkalanırken ceylanpınarda iki polis memuru evlerinde infaz edildi. Bu olay da PKK tarafından alelacele üstlenildi. Ardından mesele anlaşılıp düzeltilmeye çalışıldıysa da kafalardaki intiba silinmedi tabi.

Bu durumu fırsat olarak görmek isteyen iktidar PKK’den de hızlı davranarak olayın vahametini ve komplosunu görmeden aldığı kararla 24 Temmuzda Kandil’e 20’den fazla uçakla hava saldırısı düzenledi. Ve doğal olarak bu saldırıdan sonra dinamitin fitili de ateşlenmiş oldu.

Bütün bunlar olurken başka tarafta da göstermelik koalisyon görüşmeleri yapıldı ve HDP Türkiye’de siyasal partiler tarafından dışlanmaya tabi tutuldu. MHP ve AKP, HDP’nin içinde bulunacağı bir koalisyonda yer almayacaklarını belirtirken HDP daha fol ve yumurta yokken AKP ile bir koalisyon hükümeti içinde bulunmayacağını açıklayarak kapıyı kapatmayı meziyet saymıştı.

İşte gerek AKP’nin tek başına iktidar olmamış olması

Gerek koalisyondan bir sonuç çıkmamış olması

Gerek 1 Kasımda seçimlerin yeniden yapılması kararı

Ve gerekse yapılan hava operasyonları ülkeyi çatışmalı bir ortamın içine sokmuş oldu.

24 Temmuzdan bu yana ülkede neler olduğuna da bakmakta fayda var. Hükümet devletin varlığını silahların gücü ile ortaya koyma kararlılığını ortaya koydu. Buna karşılık bölgemizde bazı ilçelerde özyönetim ilanları yapıldı.

Ardından ikinci adım geldi. Cizre, Nusaybin, Kızıltepe, Silvan, Yüksekova, Sur gibi ilçelerde çatışmalar yaşandı ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Doğu ve Güneydoğu bölgesinin birçok alanı askeri yasak bölge ilan edildi. Ancak bütün bu önlemler olayların durmasını sağlayamadığı gibi artmasına neden oldu.

Bu artışlar nedeniyle de ölüm haberleri gelmeye başladı. Artık gün yok ki birkaç ölüm haberi almamış olalım. Son günlerde yaşananlar ise tam bir vahşet sahnesi olarak karşımızda duruyor. Cesetler gömülmesine izin verilmediği için soğutucularda saklanıyor. Kadınlar, çocuklar öldürülüyor. Bunlar yetmezmiş gibi bir de patlamalar var.

Artık sinsi silah mayınlar ve patlayıcılar devrede. Herkes vicdanını bir tarafa bırakmış intikam ve kinle hareket etmeye başladı.

Dağlıca’da 16 Asker bu patlayıcılarla öldürüldü

Iğdır’da 14 polis bu patlayıcılarla öldürüldü

Bu patlayıcıların en az yüz katı da bu öldürmeleri yapanların üzerinde patlatıldı. Bu alandaki kayıpları ve ölümleri tam olarak bilmiyoruz ama onların sayısı da bu sayılardan az değil.

Konuşma ve açıklamalara baktığınızda da her iki tarafın da burunlarından kıl aldırtmadıkları anlaşılıyor. Ama biz tekrar taraflara hatırlatalım; Bu savaşı bu şekilde hiçbiriniz kazanamazsınız. Çünkü bu savaşın kazananı olmayacak.

Bu savaştan herkes kaybedecek.

Siz kabul etseniz de etmesiniz de bu işin panzehiri savaş değil barıştır.

Silah değil siyasettir.

Bu neden gelin bu ülkeyi daha fazla acılara boğmadan vazgeçin ve bu savaşı durdurun. Tekrarlayalım bu savaşı hiç kimse KA-ZA-NA- MA-YA-CAK!