BU NASIL AÇILIM?

Abone Ol
Doğan Haber ajansı kaynaklı 20.05.2010 tarihli bir haber duygulara farklı bir şekilde hitap etse de mantığın kavraması açısından zorlu bir sürecin de başlangıcı olarak kendisini belirginleştiriyor.
Dilerseniz önce habere bir göz atalım sonrada kendi kendimize bir empati kurmaya çalışalım.Arif Aslan imzalı haber şöyle;
“BATMAN - Batman’ın Gercüş ilçe merkezinde 16 Temmuz 2006 tarihinde devriye görevi yapan polis panzerine PKK’lı Nebihe Altun ile Mesut Erbey tarafından açılan ateşte panzerin içinde bulunan Özel Harekat Şube Müdürülüğü’nde görevli polis memuru Erkan Serdar Salar (solda) şehit olurken, iki PKK’lı da çıkan çatışmada öldürüldü. Olayın ardından şehit polis Salar’ın ailesine Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından 41 bin 544 TL tazminat ödendi.
İçişleri Bakanlığı, idarelerinin yapılan ödemeler nedeniyle zarara uğramasına haksız eylemleriyle neden olan ölen Nebihe Altun’un Batman’ın Gercüş İlçesi’nin Başova Köyünde oturan babası Siraç Altun ile annesi Zine Altun ve Mesut Erbey’in de Mersin’de yaşayan babası Abdurrahman Erbey ile annesi Meryem Erbey’den, şehit polise ödenen tazminatın yasal faiziyle birlikte alınabilmesi için Batman 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008 yılında dava açtı. 2009 yılının Eylül ayında davayı karara bağlayan mahkeme, iki PKK’lının ailesini müşterek ödemeleri üzere toplam 49 bin 500 TL para cezasına çarptırdı.
………………………..
Çatışmada ölen Nebihe Altun’un babası Siraç Altun, zor durumda olduklarını ve parayı ödeyecek gücü olmadığını söyledi. Altun, “Olay dört yıl önce yaşanmıştı. Olayda bir polis memuru şehit olmuş ve benim kızımın yanı sıra örgüt üyesi genç de yaşamını yitirmişti. Giden her can bize ait bir candır. Kendi çocuğuma nasıl üzüldüysem, çatışmada şehit olan polis memuruna da aynı şekilde üzülmüştüm. Mahkeme kararı elimize geçince adeta şok yaşadık. Okuma yazmamız olmadığı için zaman aşımından temyize de başvuramadık. Anladığımız kadarıyla devlet şehit polis memurunun ailesine ödediği tazminatı bizden talep ediyor. Olayda biz de kızımızı kaybettik. Aynı olayda kızımla birlikte ölen örgüt üyesi gencin ailesinden de tazminat istenmiş. Biz kimden tazminat talep edeceğiz? Hem de bu tazminatı 15 gün içinde yatırmamız talep ediliyor. Ne yapacağımızı şaşırdık” dedi.”
Şimdi kendinizi bu ailelerin yerine koyup düşünmeye başlayabilirsiniz. Gerekçesi ne olursa olsun çıkan çatışmada çocuğunuz öldürülüyor. Ne bu çatışmanın içinde, ne yanında, ne katılımında, ne herhangi bir aşamasında ne size soran oluyor ne de düşüncenizi dikkate alan. Bu çatışmada size sadece düşen pay acıdır. Gözyaşıdır, kederdir. Bunların faturasının olmadığını da hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Ancak enteresan olan ise bu olayda bunlara bir de faturanın eklenmiş olmasıdır.
Mensubu olduğunuz devletiniz kendisine karşı suç işleyen çocuğunuzla çatışırken ölüyor ve öldürüyor.
Ölenler ölüyor geride kalanlara acı kalıyor her zaman ki gibi ama bitmiyor. Çocuğunuzu öldüren devlet sizden bir de tazminat talebinde bulunuyor. Nedeni ise ölen diğer vatandaşın tazminatını ödemiş olması.
Şimdi siz bu durumda kime yanarsınız.
Kaderinize mi?
Kör talihinize mi?
Evladınıza mı?
Ödeyemeyeceğiniz faturaya mı?
Yoksa size bu durumu reva gören adalet anlayışına mı?
Demokratik açılım konusunda toz kondurmayan hükümetimiz bu konuda ne düşünür acep?