Bazen bazı kararlar alındığında ne yazık ki, demokrasinin mihenk taşı olarak görülen muhtarlar ve kanaat önderleri nedense gerçekleri söylemekten çekiniyor. Oysa gerçekleri ve doğruları her yerde dillendirmek gerek ama ondan önce, özellikle toplumsal duyarlılığı olan bazı konularda, halkın hassasiyetlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmeliyiz ve yetkililerin bu gibi konularda karar almadan önce mutlaka azami ölçüde hassasiyetlere dikkat etmesi gerekiyor. “Ben yaptım, oldu” keyfiyetine düşmemeleri gerekiyor.
Batman’da taziye geleneğinin ne kadar değerli ve önemli olduğunu anlatmaya gerek yok. Batı illerinde yaşayanlar, bu kültürü hem geleneksel hem de dinsel geleneğin geçmişte olduğu gibi bugün de yaşatılıyor olmasını hep takdir ediyor. Doğrudur, 5–10 yıl öncesine kadar taziyeler 1 hafta hatta 2 hafta sürerdi. Taziyesi olan aileler yorulur, ekonomik zorluklar yaşar ve yıpranırdı. Taziyelerin 3 gün ile sınırlandırılması yerinde bir karardı.
MESAİ BİTİMİNDE TAZİYE EVLERİ KAPANIRSA…
Nedense bazı konularda doğruyu söylemek ve erken alınan bazı kararların tekrar tekrar gözden geçirilmesini istemek bir cesaret haline geldi.
Geçenlerde Batman Müftülüğü, muhtarlar ve bazı imamlarla toplantı düzenlemiş.
Duyumlarımıza göre akşamları taziye evlerinde yemek kültürünü ortadan kaldırmak için akşam namazıyla birlikte taziye evlerinin kapatılması kararlaştırılmış.
O toplantıda muhtarların bir bölümü çekimser kalmış.
Kimse mesai saatiyle birlikte taziye evlerinin erken saatte kapatılacağını gündeme getirmemiş, getirememiş diye belirtirsek daha doğru yazmış oluruz.
Geçen hafta masaya yatırılan bu konunun yankıları halen sürüyor.
Batman kent merkezinde 50’ye yakın muhtar var.
Birçok konuda olduğu gibi maalesef demokrasinin mihenk taşı olan muhtarlar, Müftü Bey’e mesainin bitimiyle birlikte taziye evlerinin de kapatılmasının erken olacağını dile getirememiş.
O toplantı sonrasında gazetemizin telefonları susmadı.
Aynı zamanda birçok okurumuz elektronik postadan bize gönderdikleri maillerle bu kararın gözden geçirilmesini istiyor.
Sakın muhtarlar yanlış anlamasın…
Birçok konuda da mahallelerin talep ve isteklerini dillendiremeyen bazı muhtarlar var.
Doğrusu unuttuğumuz ya da görmezden geldiğimiz önemli bir gerçek var; sessizlik.
Mahallelinin oylarıyla muhtarlık görevine gelenlerin bir bölümü, yetkili veya muhatap olduğu kurum ve kuruluşun ilgili yöneticilerine bazı yanlış kararları söyleyemiyor.
Ve o sessizlikten kaynaklanan sorunlar ve alınan yanlış kararlar giderek büyüyor maalesef.
Bakın, tıpkı taziye evleri için alınan erken saat kararı gibi.
Mahalle sakinlerinin büyük destekleriyle muhtarlık görevine seçilenler, nedense birçok konuda ‘sus pus’ olmayı tercih etmiş.
Olacak iş değil!
Müftülüğün rahmetlilerin ruhuna, akşam ve yatsı namazlarının kılınamayacak olmasının izahını nasıl yaptığını/yapacağını bilmiyoruz ama Batman’da genellikle taziye ziyaretlerinin namaz kılınabilmesi için akşam saatlerinde yapılıyor olmasının bilinmiyor olması mümkün değil.
Bununla birlikte muhtarların yöneticiye söyleyemediği o kadar sorun var ki, keşke sadece taziye evleri için alınan bu kararla kalınsa.
Muhtarlık görevi sadece seçim geldiğinde sloganlarla etrafa meydan okumak değildir.
Mahallelinin ve seçmenlerin taleplerini her yerde dillendirmek birincil görevleridir.
Evet, doğruyu söylemek de bir erdemliktir.
Sorumluluktan kaçan bazı muhtarlar çevrelerine fısıldıyor:
“Bu sorunu basın işlerse çözüm bulunur.”
El insaf! Kendilerinin basit bir itirazla düzeltebilecekleri bir kararın yükünü bizlere yüklemenin hiçbir mantığı olmadığını belirtmeliyiz.
Beyler; siz bu mahallelerin öncelikli sorumlularısınız.
Batman Müftülüğü böyle bir kararı alıyorsa neden sesiniz çıkmıyor ve bu kararın gözden geçirilmesine yönelik neden Müftü Bey’i uyarmıyorsunuz?
“İllaki bu yükü basın mensuplarına yükleyip sorumluluktan mı kurtulmaya çalışıyorsunuz?” diye yazarak asıl sorumlunun sizler olduğunuzu hatırlatmak isteriz.
Umarız bu hatırlatmadan sonra göreviniz gereği itirazınızı yapıp bu kararın tekrar gözden geçirilmesini sağlarsınız.
Lütfen bulunduğunuz görevin farkında olun.
Ve taziye kültürünün bölgemiz için ne kadar önemli olduğunu yetkililere tekrar ve sürekli hatırlatın.
Bu sizin öncelikli göreviniz.
EĞİTİMDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM
Batman Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bir süre önce atanan Yaşar Ciğer’in farkındalık yaratacağını daha önce de bu sütunlarda sizlerle paylaşmıştık.
Önceki sohbetlerimizde de Milli Eğitim Müdürü Ciğer’in, geleneksel yöntemlerin yerini alan dijital araçların öğrenme süreçlerini çok daha esnek, erişilebilir ve ilgi çekici hale getireceğine yönelik görüşlerini okurlarımızla paylaşmıştık.
Asıl problem çağın gerisinde kalmamızdan kaynaklanıyor.
Eğitim sistemi, küresel değişim ve dönüşümün etkisiyle süreç içinde farklı bir yapıya evrilecek.
Bu dönüşüm, bireylerin hayatları ve toplum üzerinde derin etkiler oluşturacak köklü bir değişimdir.
Bakın, dünyada yapay zeka eğitim dünyasında adeta bir devrim yaratıyor.
Sınavlar, ödevler ve dersler artık klasik yöntemlerden uzaklaşıyor.
Öğrenciler, kişiselleştirilmiş öğrenme olanaklarına kavuşurken, öğretmenler için yapay zeka destekli güçlü bir asistan dönemi başlıyor.
Batman’da kapılarını bilim ve öğrenmeye açmaya hazırlanan Necat Nasıroğlu Külliyesi bünyesindeki Bilim Merkezi de geleceğimiz olan çocuklara yapay zeka konusunda bir çığır açacaktır.
Geçenlerde Milli Eğitim Müdürü Ciğer ile eğitimde dijital dönüşüm projelerini konuştuğumuzda o da bizimle aynı fikirdeydi.
Bilim merkezinin gençlere dijital dönemin merkezinde yer alması kaçınılmaz görünüyor.
Hibrit eğitim modellerinin yaygınlık kazanmasıyla fiziksel ve dijital platformlar bir araya gelerek bireysel öğrenmeden toplumsal dayanışmaya kadar geniş etkiler alanı sunabilir.
Aslında dünyada hali hazırda başarıyla uygulanan yöntemler var.
Bu yöntemlerin süreç ve uygulama tekniklerinin detayları bir tuş uzaklığındadır.
Özetle; dijital çağın sunduğu imkanlarla güçlendirilmiş bir eğitim sistemi, geleceği şekillendirmek için güçlü bir temel oluşturacaktır.
Eğitimde çağdaş seviyeye ulaşmak dileğiyle…
Sağlıkla kalın.