Bir şehir; sosyal aktivite ve festivallerle kaynaşır, ekonomik yatırım ve turizmle gelişir, kültürüyle kimlik kazanır. Kavurucu sıcaklar biter bitmez Batman fuarlarla gündeme gelecek. Son yıllarda Batman’ın ilçeleri ile şehir merkezinde yapılan festivaller kuşkusuz yerleşim birimlerinin tarihini, kültürünü, sanatını ön plana çıkardı. Artık bu şehir, festivallere alıştı diyebiliriz…
Bir tek etkinlik yapamadığımız alan, petrolün başkenti olmamıza rağmen, uluslararası petrol paneline ve ülke çapında ilgi göreceğine inandığımız petrol müzesine ev sahipliği yapamamak. Açıkça yazalım ki; petrolün öyküsünde Batman’ın başarı hikâyesi zenginleşiyor ama ilk petrolcülerin ayak izinin olduğu Raman ve Batı Raman da petrolün birer açık hava müzesinin olmaması bu şehrin ciddi bir eksiği. Fakat bu alanı boş bıraktığımız için Şırnak bu unvanı elimizden alacak gibi. Olmaz diyecekseniz, alternatifleriniz nelerdir, öğrenmek isteriz…
HER PLATFORMDA DİLE GETİRİYORUZ AMA…
1930 ve 40’lı Yıllarda Meymune Boğazı ile Raman Dağı’nda ‘kara altın’ı bulma mücadelesi sürerken, Batman henüz 14 nüfuslu İluh köyü idi.
1947’de, 1.200 rakımlı Raman Dağı’nda kara altın bulununca, 85 yılda bu şehir adım adım büyüdü.
Nahiyeden beldeye… Beldeden ilçeye… İlçeden de il’e dönüşen Batman’ın şimdi de hedefi: Büyükşehir elbette.
Nüfusu 700 bine dayanan Batman’da, son dönemlerde festival ve fuarlar bu şehrin artık tarihini, kültürünü ve sanatını ön plana çıkarmaya başladı.
Hep yazıyoruz ve her platformda dile getiriyoruz: “Batman turizm sektöründe de hep geride kaldı!” diye.
Sözü dolaştırmadan yazalım; Batman turizm potansiyelinde ne Diyarbakır, ne Mardin, ne de yanı başımızdaki Midyat ilçesinin yakaladığı turizm ivmesini yakalayamadı.
Hâliyle bu pastadan beklenen payı almadı.
Tur operatörleri buraya geldiğinde, zamanlarının büyük bir kısmını daha çok komşu illere ayırıyor.
Bu coğrafyanın kültürel rotalarında Batman’ın yer bulmaması ne kadar acı, değil mi!
Elbette bir serzeniş değil; bir büyük eksikliğimizin yazıya dökülmesidir.
Turizm sektöründe ‘neden daha fazla yokuz’ diye sormak bile yetmiyor.
Bu şehrin kültürel potansiyelini görmeyenler, görmezden gelen ya da göstermek istemeyen herkesin ciddi bir şekilde sorgulanması gerekiyor.
Bakın, 15-20 yıl önce Hasankeyf çıkışındaki Üçyol-Dıfne’de yapılan butik şeklindeki, 10 mağaradan oluşan konaklama yeri turizme kazandırılamıyor.
Aradan yıllar geçti…
DİKA’nın da destek verdiği o otel projesi kaderine terk edildi.
KÜLTÜR YOLU BU ŞEHRE UĞRAMALI
Kültür ve Turizm Bakanlığı, ‘Kültür Yolu Festivali’ne bu yıl 4 ili daha ilave etmiş.
Yaz mevsimindeyiz.
Bazı şehirlerde Kültür Yolu Festivali uygulanıyor.
O illere baktığınızda çoğunun öne çıkan bir kültür mirası hikâyesi var.
İddia ediyoruz; Batman’ın tarihi ve kültürel mirası, 20 ilin çoğuyla yarışacak düzeyde.
Petrolün bulunmasıyla onlardan daha geniş bir mirasa sahip olduğunu düşünüyoruz.
Bakın; 1930 ve 40’lı yıllarda ülkenin ilk petrolcüleri bu şehrin etrafında kara altını keşfetmişler.
Batman, 85-90 yıl önce yoktu ama bu şehrin çekirdeği olan İluh-Tepebaşı’nda oturan eski aileler ve 1.200 rakımlı Raman’da kara altını keşfeden o ilk petrolcüler, tabiri caizse tarih yazmışlar.
Gerek Raman Dağı, gerek 12 bin yıllık Hasankeyf, eşsiz zenginliğimiz.
Raman Dağı ile tarihi Hasankeyf birbirine bakıyor.
Şimdi de ortasından geçen Dicle Nehri’nin bir bölümü Ilısu Baraj Gölü havzasına dönüşmüş.
İşte şimdi soruyoruz: “Bu kültür değil mi?”
Bu iki önemli kültürel ve tarihi değer ‘Kültür Yolu’ olmayı hak etmiyor mu?
Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu projede seçtiği 20 il arasında Batman’ın olmaması büyük bir eksiklik değil mi?
Neden Batman yok?
Yanı başımızda Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin var ama Batman yok…
Bu sadece bizler için bir eksiklik, hatta acizlik değil mi? Bizce herkes için bir başarısızlık öyküsüdür.
Kültürel mirasını tanıtamayan, projeye dönüştüremeyen ve merkeze taşıyamayan bir şehir görünümündeyiz ne yazık ki.
Hafta başında kaybettiğimiz Müze Müdürü merhum Cabir Alper de Hasankeyf Kalesi’ni tanıtmaya yönelik bir proje hazırlamıştı.
Yıllar önce o hazırladığı projeyle merhum Alper, çok güzel bir mesaj vermişti;
“Aslında Batman, bir kültür şehri olmayı fazlasıyla hak ediyor. Yeter ki bu şehrin kültürel dokusunu iyi anlatalım.”
Özetle; bu konuda kimse birbirini suçlayarak ve bu başarısızlığın acizliğinden biri diğerini sorumlu tutarak sıyrılmasın.
Sadece sonuçlara bakarak, yeni yollar denenmelidir.
Batman’ın kültür yolunda yer almamasının kuşkusuz bazı hatalar ya da kararlı bir politika oluşturulmamış oluşuyla ilgisi var.
Kimseyi suçlamadığımızı belirtelim.
Bu şehir geçmişte kültürel kimliğini hep ihmal ettiği açık.
Daha çok kara altınla anılmaya alıştık ama o kimliğiyle şimdi Şırnak, Gabar sahasıyla almaya çalışıyor.
Kültür bir kimliktir ve tarihte bir omurgadır.
Bu iki önemli öğeyi görmezden gelirsek, marka şehir de olamayız.
Bu nedenle sanayi şehri olmanın yanı sıra ‘Kültür Şehri’ne odaklanmak zorundayız.
Aksi takdirde bu şehir hep göz ardı edilmeye ve Doğu’nun ihmal edilmiş bir şehri olarak anılmaya devam edecek.
Biz bu şehrin hakkını aramadıkça, projelere adımızı yazdıramadıkça birçok önemli projeden de uzak kalacağız.
Bu şehir, dinamik yapısıyla hak ettiği projeleri yüksek sesle dile getirmenin ve bu sesin, geciktirilmeden ilgili her yere ulaştırılması gerektiğini hatırlatmak isteriz.
Sağlıcakla kalın.