BİR YAZAR VE POLİTİKACI NEDEN BÖYLE DÜŞÜNÜR?

Abone Ol



Önce siyasetçi ve yazarın yazısının bazı önemli bölümlerini aktarmakta fayda var. Sonrada bilin bakalım bu yazar kim diye soralım. Bakalım kaç okurumuz tanıyacak?

“-AK Parti ve HDP arasında gidip gelen seçmen, AK  Partinin iktidarının devam etmesini, ama HDP’nin de barajı aşmasını istiyordu. Evdeki hesap çarşıya uymadı tabi. HDP, Ak Partiyi iktidardan düşürmenin bir enstrümanı olarak kullanılmayı kabul etti. Dünya’da ve Türkiye’de ne kadar AK Parti karşıtı çevre, grup, parti, varsa gitti onunla ittifak etti. Barajı aşmazsam iç savaş çıkar diye seçmeni tehdit etti.

-6-7 Ekim olayları nedeniyle seçmenin HDP’yi ‘cezalandıracağını’ düşünüyorduk, tam tersi oldu, seçmen bu acımasızlığı bu zulmü bir daha yaşamak istemediği, ve maalesef devlete güvenemediği için, bu korku/korkutma  siyasetine teslim oldu.

- HDP şimdi de çıkmış, muhtemel bir AK Parti MHP  koalisyonunun  ‘savaş hükümeti koalisyonu’ gibi görüleceğini söylüyor.  Bu söylem MHP’ye de AK Parti’ye de büyük bir haksızlık. Ama varsayalım ki, MHP’li bir koalisyonda çözüm süreci politikaları eskisi gibi olmayacak.. Peki HDP’nin istediği bu değil miydi? HDP/Kandil’in derdi, çözüm süreci miydi, yoksa AK Partinin iktidardan düşürülmesi miydi? AK Parti’yi iktidardan düşürdü HDP, sonuçlarına katlanmak zorundadır. 

-Yarın seçim olsa, AK Parti tek başına iktidardır. Ama  bu muazzam siyasi şans ve teveccüh, ne HDP ne MHP ne CHP için var. Kılıçdaroğlu’nun % 60 dediği toplamın, armutlarla hıyarları toplu görme körlüğünden ise hiç farkı yok..

- çözüm süreci zeminini kolayca  terk eden, Öcalan’ın fikirlerini ve talimatlarını yok sayan HDP ise, çözüm sürecinde,  hiçbir zaman güvenilir bir partner olarak hareket etmedi.

- HDP, şimdi de MHP üzerinden kendi seçmenini konsolide etme ve kendi asıl Kürt seçmenine ‘ihanetini’ gizlemeye, bu ihanetin üstünü MHP üzerinden örtmeye çalışıyor. MHP’nin milliyetçi bir parti olarak Kürt sorunundaki tavrı bellidir. Ama MHP, Sayın Bahçeli’nin liderliğinden bu yana, Kürt sorununda hiç bir zaman savaş stratejisi izlemedi. MHP, HDP’nin periferisinde yer alan birçok siyasi aktör ve grubun tersine, silahlı mücadelenin devam etmesini mümkün kılacak politikaların ve kumpasların içinde olmadı.

- Öcalan 2013’te silahlarınızı    alıp gidin dediğinde, dağlara çıkıp, ‘nereye gidiyorsunuz, Erdoğan’a güvenmeyiniz’  diyen MHP’li Ümit Özdağ değil, Hasan Cemal’di. Silahlı mücadeleyi PKK bıraksa, bugün de sevinecek olan Ümit Özdağ , ama üzülecek olan da Hasan Cemal gibileri olur..

- Kürt vitrinine en zahmetsiz yollarla gelip oturanlar, hem Türk hem Kürt kamuoyunu ikide bir,  ‘bizimle anlaşırsanız anlaşın yoksa, fırtına çocukları geliyor’ diye tehdit edip dururken, hiçbir MHP’li çıkıp ta, ‘bizim de ülkücü gençlerimiz var, ülkü ocaklarını her gün binlerce kişi ziyaret ediyor ‘ demedi. 

-kuruluş temelleri Ankara/Çubuk barajında atılan PKK’nin  lideri, İmralı’ya geldiği tarihten bu yana millileşmeye çalışırken, yani yakasını uluslararası güçlerden kurtarmak için çırpınıp dururken,  ‘Kürt-Şii İttifakı’ diye diye PKK’yi karada/havada Ortadoğu’daki ‘Şii Cephenin’ partneri haline getirip, Türkiyeli 15-16 yaşındaki Kürtlerle,  Suriye’ye ‘devrim’  ihraç etmekle meşgul  olanların, Türkiye’nin çözüm süreciyle alakaları olmadığını artık herkes görüyor. 

-MHP’den HDP’ye yönelik sert açıklamalar gelince, Sayın Selahattin Demirtaş  geçenlerde ne dedi bakalım: MHP’yi doğrusu anlayamıyoruz, bize neden bu kadar saldırıyor, MHP bugün koalisyon ortağı olarak düşünülüyorsa bunun müsebbibi biziz! Çok yaşa Selahattin Bey, valla biz AK Partililer de, MHP’ye partinizden gelen  itirazları bir türlü anlayamıyoruz!”

Gençlik seneleri Batman ve Diyarbakır şehirlerinde geçti. 1970-1980 yılları arasında demokratik gençlik hareketi içinde bulundu. 1980 senesinde Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nden mezun oldu. Bir senelik öğretmenlik görevinde bulundu. 12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra tutuklanarak Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne çıkarıldı. Türkiye Kürdistanı Sosyalist Partisi davasından 15 yıl mahkûmiyet cezasına çarptırıldı. 1988 yılında cezaevinden tahliye edildi. 1995 senesine kadar siyasi yasaklıydı. 1999 yılından bu yana önce HADEPDEHAP ve Demokratik Toplum Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Musa Anter cinayetinde onunla birlikteydi ve saldırıdan yaralı olarak kurtuldu.  7 Haziran seçimlerinde AKP’den milletvekili seçildi.

Yukarıda bir bölümünü verdiğimiz yazı haber.star.com.tr adresinde Çözüm süreci ve MHP başlığı ile yayımlandı.

Yazar ve politikacımız sayın Orhan Miroğlu.

Yazılarını takip ettiğimiz yazarın bu dönüşümü nasıl gerçekleştirdiğini gerçekten merak ediyorum. Hem bu süreçlerin içinde bu kadar kalıp emekler vereceksin. Hem tam tersi bir istikamette politika yapıp meclise gideceksin hem de bu şekilde geçmişte emek verdiğin yapılarla çelişeceksin.

Ben anlamakta güçlük çekiyorum. Dilerim Sayın Miroğlu da kendisini anlamamız konusunda bizi bu kadar zorlayan yazılarla karşımızda durmaz.