BİR ÜLKE NASIL KURTULUR?

Abone Ol


Herkes kendisine biçilen ömrü olabildiğince mutlu ve müreffeh bir şekilde geçirmek ister. Bu mutluluğu ailesi, çevresi, halkı, milleti ve diğer insanlarla paylaşmak ister. Bu istem ve talep elbette akıl ve vicdan sahibi olanlar için geçerlidir.

Lakin bunun gerçekleşmesi için çaba gösterilmesi gerekir.

Hak ve hukukun tanınması gerekir.

 Adaletle bir yönetim gerekir.

Disiplinli bir çalışma gerekir.

Sevgi ve saygı gerekir.

Yanındakini kendi gibi görme anlayışı gerekir.

Kimseyi horlamamak gerekir.

Ayrımcılıktan uzak durmak gerekir.

Bunlar yeterli mi?

Hayır, bunlar tek başına yeterli değil.

Ülkeyi yönetenlerin aynı zamanda hem içerde hem dışarıda ülkeyi örnek ülke yapacak politikalar üretmeleri gerekiyor ki yukarıdaki unsurlarla bu politikalar birleştiğinde insanların huzur ve mutluğu sağlanmış olsun.

Malum tıpkı insanlar gibi ülkeler de bir kimliğe ve görüntüye sahiptirler. Bir insanın kendisi ve çevresi ile barışıklığı ve yapısı ülke kimliklerinde de görülür. İyi politikalarla yönetilen ülkeler hem kendi içyapılarında hem dış politikada belli bir saygınlığa ulaşırlar ve insanlarının mutlu bir yaşam geçirmelerini sağlarlar. Ülkelerini iyi idare edemeyen liderlerin ülkeleri ise kaoslarla, olumsuzluklarla, Haksızlıklarla, çatışmalarla, karışıklıklarla anılır.

Günümüzde bir ülke nasıl kurtulur sorusunun cevabını yönetim şeklinde, liderlerinin bakış açılarında ve yönetim tarzlarında görmek mümkündür.

Bir ülkenin kendisine hedef olarak seçtiği sistemler ve ülkeler o ülkenin geleceği konusunda da fikir verir.

Bir ülke hangi tür ülkelerle ilişkilerini geliştirmek istiyorsa, kendini nereye veya hangi tarafa yakın görüyor ve yakınlaşmaya çabalıyorsa gidişatı da o ülkelere benzemeye başlayacaktır.

Ülkeler kendi yapılarını koruyarak, gelenek ve inançlarına sahip çıkarak da ilerlemeyi sağlayabilirler.

Dünyada günümüz için geçerliliğini sürdüren ülkelerin yönetim şekilleri farklı farklıdır. Batı uygarlığının kendine seçtiği yol ve yöntem demokratik ve laik sistemlerdir. Bu sisteme kolay gelinmedi. Yıllarca süren iç savaşlar sonucunda bugünkü yapılarına sahip olabildiler. Şimdi bu deneyimler sayesinde dünyaya örnek olmaktadırlar.

Diğer ülkelerin de kendilerine göre yönetim yapıları var lakin bu yönetim yapıları batı yönetimlerine nazaran daha katı ve antidemokratik yapıdadırlar.

Yaşadığımız Ortadoğu da ise durum diğer alanlardan farklıdır. Türkiye cumhuriyeti kuruluş felsefesini oluştururken batıdan yana bir çizgi belirlemiş ve çağdaş medeniyet seviyesini çıkmayı hedeflemiştir.

Bunun için de demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanan ilkeler doğrultusunda bir hedef belirlemiştir. Bu yönetim tarzı aynı zamanda krallık ve tek adam yönetimi ile yönetilen islam ülkeleri için de örnek modeldir.

Her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti devleti Osmanlının yönetim mirasına ve tecrübesine sahip bir ülke olsa da yeni yapılar içerisinde artık Osmanlı modeli ile ortadoğuya öncülük yapma imkânı bulunmamaktadır. Çünkü Arap ülkeleri Türkiyenin dini liderliğini kabul etmedikleri gibi siyasi liderliğini de kabul etmemektedirler.

Cumhuriyet yönetimine adapte olan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarının da artık başka bir rejimi kabul etmelerine imkân bulunmamaktadırlar.

Bu nedenle eğer birilerinin Osmanlı modelini örnek alarak Ortadoğuya veya islam ülkelerine önderlik yapma gibi bir planı varsa bunun tutmayacağını hatırlatmakta fayda var.

Diğer önemli bir husus ise şudur. Herkes bilmelidir ki ne islam işbirliği konseyi ne de islam ordusu gibi çalışmalar yenidünya sisteminde alternatif yapılar veya güçler olarak yer edinemez. Başkalarının silahlarını alarak onlara karşı alternatif güç oluşturamazsınız çünkü!

Hal böyle olunca kendi ülkelerini kurtarmak isteyen liderlerin daha mantıklı ve stratejik düşünmelerinde fayda bulunmaktadır.

Kendi içinde demokratik sorunlar yaşayan

Kendi içinde iç kargaşalıklar yaşayan

Kendi ülkesinde her gün bombalar patlayan

Kendi içinde rejim ve sistem tartışmaları yürütürken kamplaşan ülkeler sorunlu ülke olarak görülür ve hem içerde hem de dışarıda itibar kaybederler.

Kendi eksikliklerini görmek istemeyen ve dışarıdan gelen eleştirilere rest çekerek ülkelerini selamete götürmeyi düşünenler varsa bilmelidirler ki bir ülke bu politikalarla kurtuluşa ermez.