Hafta sonu konuğu olduğumuz Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Tüzün ilginç bir tespiti bizimle paylaştı; “Her Ramazan ayı geldi mi gıda sektörü bu yardım işini sanki planlı bir şekilde yapıyormuş gibi bir algı oluşuyor bende…” 11 ayın sultanı Ramazan ayında nakdi yardımdan çok ‘Ramazan kolisi’ yardımı gündeme gelir. Tüzün, Ramazan kolilerinin meselesini açınca, söylemleri bir an beni düşündürdü…
Tüzün’ü dinlerken ona hak vermemek elde değildi. Sözüm meclisten dışarı ama fırsat kollatan fırsatçılar haline geliyoruz. Esnafın büyük bir çoğunluğu, ürün fiyatlarını düşürmek yerine tersini yapmaları anlaşılır değil. Hiç kimsenin esnaftan zararına ürün satmalarını talep eden yok ama en azından asgari kâr oranı veya fiyatları artırmadan satmaları beklenir. Ramazan hayırların yapıldığı aydır. Bu hayır ayında esnaftan bu hayra bir katkısı beklenir…
NEDEN HEP RAMAZAN KOLİSİ
Her şeyden önce gıda sektöründeki vatandaşlar yanlış anlamasın.
Bu sektörde çok değerli dost ve çevremiz de var.
Gıda sektöründeki hiçbir esnafla da sorunumuz yok.
Fakat 11 ayın sultanı Ramazan geldi mi hemen her STK veya bazı kurumlarda ‘Ramazan kolileri’ kentin gündemini işgal eder.
Belki de reklam amaçlı kullanıldığı içindir ama hayır, reklam aracı değildir ve olmamalıdır.
Ramazan kolileri dışında yardımlar da muhtaç ailelere ulaştırılmalıdır diyoruz.
Anavatan Partisi Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tüzün, Batman’da daha önce bazı oda ve STK’larda görev almış bilinen bir iş insanı.
Bu şehrin dününü de bugününü de iyi bilir.
Birçok alanda bilgilidir, sabırlıdır ve bilmediği konularda da fazla söz almaz.
Sohbetimizde Ramazan ayında konu yardımlardan açılınca, bir dokun bin ah işit misali başladı söze;
“Her Ramazan ayı geldi mi Ramazan kolileri ağırlıklı yardımlar şehrimizin gündemine gelince bazen farklı düşüncelere kapılıyorum. İhtiyaç sahibi tüm insanların gıdaya ihtiyacı yok diyorum kendi kendime. Neden hep gıda? Kuşkusuz nakdi yardıma da ihtiyacı olan çok kişi vardır. Maneviyatı ön planda tutulan birçok yardım da yapılabilir.”
Söz birçok meseleden açıldı ama şu Ramazan paketleri benim de kafamı karıştırdı.
Şu günlerde Batman’ın birçok STK’sında Ramazan kolisi elden ele dolaşıyor.
Kimi oda kimi dernek o paketi ulaştırmak için kapı kapı geziyor.
Neden bu yardım modundan çıkılmıyor, anlamış değilim.
Yargılanmak istemiyoruz ama nakdi yardımlar hesaba havale edileceğinden reklam amaçlı kullanılmayacağı için bu yöntem yerinde görünür olması açısından gıda yardımı tercih ediliyor.
Tecrübeli iş insanı ve politikacı Tüzün haksız değil.
Batman’da nakdi yardım bekleyen yüzlerce dar gelirli üniversiteli genç var.
Burs alamayan gençlerin gözü; kuşkusuz nakdi yardımlarda.
Bir de Ramazan ayında şu iftar yemeği geleneği bir türlü kalkmadı gitti.
Kim bilir iftar yemeğiyle kaç öğrencinin bursu karşılanabilir.
Artık Ramazan kolilerinden, iftar yemekleri yerine farklı yardımlar, şeffaf organizasyonlarla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabilir.
BU ŞEHRİ SEVİYORUZ
Batman, 80-90 yıllık bir şehir.
Ama bu kısa şehir yapılanmasında sorunlar öyle birikmiş ki hangisine öncelik vereceğimizi bilemiyoruz.
Nedense bireysel sorunlar hep ön planda.
Bu şehirde sorunları gündeme getirerek paylaşmak bir sorumluluktur.
Bu güzel şehre olan sorumluluğu STK’lara da odalara da hissettirmeliyiz.
TÜİK’in son verilerine göre Batman merkez nüfusu 500 bini geçti, ilçeleriyle birlikte 700 bine dayandı…
Eğer herkes memleketinde yaşasaydı Batman’ın şu anda nüfusu ne kadar olurdu biliyor musunuz?
888 bin 122…
BİR MİLYONLUK ŞEHİR OLACAKTIK…
Bilindiği gibi birkaç yıldır ‘Batman büyükşehir olsun’ diye mücadele veriliyor.
Ama gurbete çıkan bir daha da yüzünü bu şehre dönmüyor…
Birkaç yıl içinde Batman büyük şehire adım atacak.
Sabırla bekleyeceğiz o yılları.
Sözlerimizin başında Ramazan yardımıyla başlamıştık.
Yine birkaç yıl öncesi tekstilin başkentine dönüşen Batman, bu sektörde hızla geriliyor artık.
3-4 yıl öncesine kadar 43 bin kişinin çalıştığı tekstil sektörü S.O.S veriyor.
Bazı firmalar kapanıyor.
Atölyeler küçülüyor.
Çalışan sayısı ise 20 binin altına düştü.
Bu yıl Batman Çayı kenarında kurulması planlanan 254 işyeri kapasiteli Tekstil OSB projesinin hayata geçirilmesi planlanıyor.
Bu proje de büyük olasılıkla hayata geçirilecek.
Ama bu sektörün desteklenmesi, sübvanse edilmesi bir zorunluluktur.
Evet her zaman söylüyoruz; tekstil sektörünü ne bekliyor?
Enerjiden SGK primine kadar beklentileri hiç de büyük olmayan bu sektörün yaşaması bir zorunluluktur.
Her çalışan, devletin yükünden azalan bir kişidir.
O yüzden sektörler desteklenmeli ve önleri açılmalıdır.
Kuşkusuz tekstil sektörü kadar Seracılık OSB de bu şehir için büyük bir kazanım olacak.
Altyapısı, fabrikası, tesisi hazır bu şehrin can simidi olan bu sektörü ve sektörleri kaybetmeyelim.
Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın…