Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günüydü. Buruk bir 24 Kasım geride kaldı ama Seyitler Mahallesi’ndeki Sabri Ülker İlkokulundaki o örnek eğitimci Tuba Gök Aktağ’ın gözyaşlarını unutmak imkansız. O adeta çocuğunu kaybetmiş gibiydi…
EVLADINI KAYBEDEN BİR EĞİTİMCİYDİ
Muhabir arkadaşımız Nezahat Sümbül’le önceki gün sel felaketinin yaşandığı Seyitler Mahallesi 3062 sokaktaydık.
Birçok kurumun araçları ve Belediye Temizlik görevlileri, sokak ve evlerin içine giren çamur-atık, çalı-çırpı ne varsa temizleyip duruyordu.
Felaketin en büyük mağduru elbette Güner ailesiydi.
Tam 4 canını kaybetmişti.
Yaraları kolay kolayda kapanmayacak gibi.
Her yılın 19 Kasım gecesini unutmayacaklar.
Felaketin bir diğer mağduru kadınlardır.
Sel felaketi sonrası kadınların ellerinden süpürge ve temizlik fırçası düşmedi.
Arkadaşımız İrfan Tapan’ın, Seyitler Mahallesi’nde kadınların çamur içindeki çalışma anını donduran kare çarpıcıydı.
O kareler kadınların felaket sonrası işlerinin ne kadar zor olduğunu gözler önüne sermişti.
Sokağın sonuna gelirken bir anda, Sabri Ülker İlkokulu binası gözümüze ilişti.
O eğitim yuvası da dereye çok yakın bir mesafedeydi ama deredeki sel suları oraya yetişmemişti.
O okulda eğitim gören 7 yaşındaki Habil Güner de sel felaketine kurban gitmişti.
Okulda ‘yas’ vardı.
Okul idarecileri ve öğretmenler buruktu.
24 Kasım Öğretmenler Günü öncesinde eğitimciler üzgündü.
Çok sevdikleri öğrencileri Habil’i kaybetmişlerdi.
EĞİTİMCİNİN DUYGULU ANLARI
3 Yıldır Sabri Ülker İlkokulunda görev yapan öğretmen Tuba Gök Aktağ ile kaybettiği öğrencisi Habil Güner’in masasına oturduk.
İdealist eğitimci Aktağ, önce sıraya oturmakta tereddüt etti.
Sonradan bizi kırmayıp oturduğumuz masada hüngür hüngür ağladı.
Gözyaşlarını tutamadı Tuba hoca;
“Ne diyebilirim ki… Evladım gibi sevdiğim Habil ayrıldı aramızdan. Bugün biz bir eksiğiz.”
Batmanlı Tuba Öğretmen, anlatmaya başladı;
“Yarın öğretmenler günü ama çok karmaşık duygular içerisindeyim. 32 öğrencim var, hepsini çocuğum gibi görüyorum. Hele Habil’in okumaya olan tutkusu, azmi ve gayreti gözümün önüne gelince kendimi tutamıyorum. Işık saçan bir öğrencimdi. İçine kapanık bir öğrenci de olsa derslerinde çok başarılıydı.”
Tuba öğretmen duygu doluydu.
Konuşmakta zorlanıyordu.
Ayakta duracak halde değildi ama çok sevdiği öğrencilerini de bırakamıyordu.
O YILIN ÖĞRETMENİ!..
Batmanlı ama Ankara’da yetişen Tuba öğretmen, sel felaketi gecesinde bir öğrencisinin telefonuyla o acı olaydan haberi olmuş.
Gece yarısı bile selin olduğu bölgeye gitmek istemiş ama kuvvetli yağış herkesi olduğu gibi onu da evde tutmuştu.
Tuba Gök Aktağ öğretmen, öğrencilerinden haber alabilmek için sabaha kadar hem Güner ailesi hem de çevresini arayıp durmuş.
Acı haberi alınca şok olduğunu anlatıyordu bize Tuba öğretmen;
“Kelimelerle Habil’i anlatamam. O kadar sevecen bir öğrencimdi ki onu bir evladım gibi severdim. Gerçi tüm öğrencilerim benim bir evladımdır ama Habil’in yeri bende ayrıydı. Onun masum bakışları hiç gözümün önünden gitmiyor. Annesini kaybetmişti, o’na babaannesi bakıyordu.”
İşte bir idealist eğitimcinin bir anne gibi nasıl öğrencisinin üzerine titrediği sözleri.
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde Batman’da ‘yılın öğretmeni’ ödüllendirilmişti.
Ama bizce ‘yılın öğretmeni Tuba öğretmen’ olmalıydı.
Yaklaşık bir saat süren sohbette Tuba öğretmen, Habil’in adını andıkça ağladı, durdu.
Allah bir daha böyle bir acıyı kimseye yaşatmasın.
İşte Batman’da buruk geçen bir 24 Kasım’dan acı hikaye.
2006 Sel felaketinde Kanat kardeşleri sel’e kaptırmıştık.
Şimdi de Güner kardeşler.
Ne acı bir tablo.
Sel felaketinde ne yazık ki geleceğimiz olan çocuklarımızı koruyamıyoruz…