Mübarek bir Ramazan ayında yine oluk oluk akan kan, yine onlarca bir hiç uğruna verilen canlar! Canlar bu kadar mı basit diye soracaktım; ama maalesef sormaya gerek yok. Çünkü gerçekten bu kadar basit! Yıllardır süren bu kirli savaşta nice gencecik canlar kaybettirildi ve bu kayıplar sonrasında da iki taraf hep masumiyet zırhını giymeye çalıştı ve çalışmaya da devam ediyorlar. Oysa iki taraf da iyi bilsin ki elleriniz kana bulaştı ve temiz değilsiniz; ama daha da kirlenmemek için bir şans varken bunu da sırf menfi duygularınız için değerlendirmiyorsunuz. Biriniz çıkacak ben vatan için bu kanı döktüm diyecek, diğeri ise benim halkıma yapılan zulüm ve haksızlık için bu kanı döktüm diyecek; ama tarih ikinizi de yalanlayacak!
Bu kirli savaştan insanları yordunuz, maneviyat adına da bir şey bırakmadınız insanlarda, İslam dininin en kutsal ayı olan Ramazan’ın da içerisindeki maneviyatı boşalttınız. İnsanlar iki tarafa da ‘’Yeter artık’’ diyor, ‘’édÎ bese’’ diyor, ‘’ Benim için öldürme, benim için ölme.’’ Diyor, iki tarafa da silahları susturun diyor…
PKK bir an önce saldırılarını durdurmalı buna karşılık da devlet hiçbir şekilde operasyon yapmamalı ve sorunun çözümü için de siyasiler, STK’lar ve aydınlar devreye girmeli; aksi takdirde bu sorun çözülmez, daha da alevlenir. Kim ne derse desin bu sorunun çözümü için yeni sınırların çizilmesi de bir katkı sunmayacaktır, hatta iki taraf için de daha sancılı yıllara kapı aralamış olacaktır.
SORUNUN ÇÖZÜMÜ ÇOK MU ZOR?
Sorunun çözümü aslında çok da zor değil; ama kendisini insanların gözünde tanrısallaştırmış devlet çözümü zorlaştırıyor maalesef; yoksa sürekli kardeşlik vurgusu yapan devlet, bu vurgu üzerinden çok da rahat sorunu çözebilir. Tıpkı bir annenin sarışın ve esmer iki çocuğuna eşit yaklaşıp onları eşit sevip onlara eşit haklar vermesi gibi! Hangi anne diyebilir; ben şu çocuğumu diğer çocuğumdan daha çok seviyorum. Hangi anne, sarışın çocuğum bana daha çok benzemiş dolayısıyla esmer çocuğumdan daha çok onu seviyorum ve ona daha çok haklar tanıyorum der? Elbette hiçbir anne böyle bir şey demez ve ne sevgileri ne de hakları arasına mesafe koyar. Sarışını sarışınlığıyla sever, esmeri de esmerliğiyle, sarışına rengine uygun elbiseler alır, esmerine de esmer rengine uygun, onları onlar olduğu için sever ve onları onlar olarak kabul eder. Birisine sen solaksın sana az yemek, diğerine de sağlak (sağak) olduğu için sana fazla yemek vereyim demez, onlara ihtiyaçları oranında verir ve böylece annenin çocuklarına bu adaletli yaklaşımı kardeş hukukunu da geliştirir.