BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ Mİ?
SEİDE KÜRDİ Mİ?
22-23 Mayıs tarihlerinde Diyarbakır’da Nubihar dergisi tarafından düzenlenen "Di 50 Saliya Wefata wî de Sempozyuma Bedîuzzeman Seîdê Kurdî ya Navneteweyî/ Vefatının 50. Yıldönümünde Uluslararası Bediüzzaman Said Nursi Sempozyumu" sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı.
Kırkı aşkın akademisyen ve uzmanın tebliğ sunduğu sempozyumun açıklanan sonuçlara geçmeden bir belirleme yapmak gerekiyor. Kanımca sempozyum düzenleyicileri Bediüzzaman’ı nasıl tanımlayacaklarına net karar vermelidirler.
Bediüzzaman'ın hayatı ve yaşadığı dönem, bir tecdid hareketi olarak Risale-i Nur ve Nurculuk, Kürt meselesi, kimlikler ve özgürlükler, siyaset ve toplum, İslami ilimler, Risale-i Nur ve edebiyat konulu oturumlar tertip edilmesi elbette olumlu yaklaşımlar olarak değerlendirilmelidir.
Sonuç bildirgesinde ulaşılan sonuçların bir bölümü şöyle açıklanmış;
__” Kürt sorununun her kavmin kendi kültürel ve siyasal varlıklarını koruyup ifade edebildiği bir birlik projesi çerçevesinde aşılabileceği Bediüzzaman'ın tespitlerinden hareketle ortaya çıkmıştır. Adem-i merkeziyet düşüncesine olumlu yaklaşması ve "Cemahir-i Müttefika-i İslami" tezini desteklemiş olmasından dolayı ortak siyasal yapılanmanın konfederal bir birlik etrafında sağlanması gerektiği üzerinde duruldu.
__ İstibdat anlamında her türlü otoriter yönetim ve anlayışların toplumların gelişimini engelleyen bir amil olduğu ve bundan hareketle hukuk ve kanuna dayalı, parlamenter özgürlükçü bir siyasal yönetimin gerekliliği vurgulanmıştır.
__ Düşünce özgürlüğü geliştirilerek, özellikle Ermeniler ve diğer azınlıklar meselesi gibi konuların özgürlükler ve katılımcı bir uzlaşma zemininde ele alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
__ Yaygın muharref algının aksine Eski Said ve yeni Said'in bir bütünlük içinde ele alınarak sağlıklı bir Bediüzzaman değerlendirmesi gerektiği üzerinde duruldu.
__ Hiçbir düşünce, klik, grup, cemaat, örgüt, organizasyon, dil, millet veya devletin kendi varlığını ötekinin yokluğu veya zararı üzerine konumlandırmaması gerektiği belirtilmiştir.
__ Kürt halkı ve Kürt uleması uzun bir süre boyunca Risale-i Nûr'un dili olan Türkçe'yi bilmediği için bu eserlerden yeterince istifade edememiştir. Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla Nûbihar dergisi tarafından şu ana kadar parça parça yayımlanan Risale-i Nûr'un Kürtçe çevirileri önemli bir işlev görmüş olmakla beraber bunun yeterli olmadığı ve Risale-i Nûr Külliyatı'nın bir bütün olarak Kürtçe'ye çevrilmesi ihtiyacı dile getirilerek bu iş için bir heyet kurulması ve bu heyetin çalışmalarına başlamasının büyük önem arzettiği belirtilmiştir.
__ Kürt dili ve Edebiyatı başta olmak üzere her halkın kendi dil ve edebiyatını geliştirmesinin, anadilinde eğitim yapmasının önem ve gerekliliği ortaya konuldu.
__ Bediüzzaman üzerine yapılacak araştırma ve incelemeler üniversite bünyesinde kurulacak birimler ile akademik bir düzeye taşınmalıdır.”
Yaklaşım biçimi ve metodu ne olursa olsun şiddet içermeyen fikri tartışmaların birleştirici unsurlarının yararları göz ardı edilemeyecek bir gerçektir. Fikri akımların birleştirici ve kaynaştırıcı rolleri daima takdir edilmelidir. Hakkaniyet üzerine tesis edilecek olan yaklaşımların doğru bir mantıkla işlenmesi durumunda sorunların tespiti ve çözüm öneriler her zaman yerinde olacaktır. Kendini inkârla sonlanmayan her fikir saygı görmeye layıktır.
Sempozyum düzenleyicilerini bu anlamı ile kutlar başarılarının devamını dileriz.