BAYRAM-SEYRAN, YENİ YIL VE EĞLENCE

Abone Ol

Çocukluk döneminde uzun kış geceleri, zaman geçmek bilmezdi.

Akşamları sohbet edilir,

Komşulara/ akrabalara gidilir, çaylar demlenirdi.

Çocukların eğlenceliği ise patlamış mısırdı.

Son yıllarda yeni yıl olsun, bayramlar da olsun eskisi kadar eğlenmiyoruz.

Dost ziyaretleri bayramlarda çoktan bitti.

Arabasına atlayan soluğu kaçmakta buluyor.

Kentlerde birçok kişi yalnız, arkadaşsız, gençler çevrimiçi flörtten bıkmış, koltuklarına yapışmış ve telefonlarına yapışmış haldeler.

Bir konuşma bile duyulmuyor ortamda, ağızlar kilitli gibi.

Bu yalnızlık halleri hayra alamet değil.

Sosyal medya icat oldu, yüz yüze sosyalleşmeye ayırdığımız zaman azaldı ve beraberinde kaygı ve umutsuzluk da arttı kanaatimce.

Kendimize soralım bir; eski dostluklar dışında, yeni yeni dostlar, arkadaşlıklar edinebildiniz mi?

Ne gezer!

Ya mevcut arkadaşlarınızı ne sıklıkta görebiliyorsunuz?

Herkes koşturmaca içinde, telaşlı.

Sivil toplum kuruluşlarında dostlarla bir araya gelelim dediğinizde bir elin parmaklarından daha az…

Bu kısır döngüyü kırmanın yolu, belki de partiler, eğlenceler ve sosyal etkinler düzenlemekten geçebilir.

Okul dönemlerinde ara tatil ve yıl sonu eğlenceleri olurdu.

Torunlarımdan biliyorum ki bunlarda da katılım düşüyor.

Şimdi düşünüyorum da geçmiş zamanlarda sülaleler, akraba-eş dost, cümbür cemaat düzenli olarak piknikte/ yemekte, davette buluşurlardı.

Hele düğünlerde ve bayramlarda evlerin ve meydanların insanlarla dolu olduğunu, son ses mahalleyi inleten müzik çaldığını, bol bol yemek ve bazı durumlarda da -tabii ki sınırsız alkol- olduğunu hatırlıyorum.

Konum komşu, mahalleli, eş dost, iş arkadaşları, onların arkadaşları, herkes geliyordu.

Hep böyle sürüp gideceğini düşünmüştüm.

Yanılmışım, öyle olmadı ve sürmedi.

Ne olacak bu yalnızlığımız böyle?

Bu kaçış nereye kadar?