Dün Batman Mezarlığı’nda elim bir olay yaşandı.
Bir tarafta tetiği çekenler, öbür tarafta kurşunlara hedef olanlar.
Yürek yakan bu olayı, Batman Çağdaş Gazetesi manşetten verdi.
Gazeteci Arif Üstat ders niteliğinde bir başyazı yayınladı.
Kanaat önderleri, politikacılar, sivil toplum kuruluşları, yöneticiler sakinleştirici ve uyarıcı demeçler verdiler.
Günümüzde insanlığın genel gidişatına göre ne kadar iyi durumda olursak olalım, neredeyse her durumda bir sorun bulabiliyoruz.
Bölgede pek çok sorunun üstesinden gelinmeye çalışılıyor.
Hedefler sürekli değişiyor ve ilerliyor.
Ancak geçmişten gelen kalıplaşmış sorunlar ne yazık ki sürüp geliyor.
“HUSUMET”
Ancak husumet denilen kavram alt edilmiş değil henüz demek ki.
Bu durum zihinde bilimsel bir temele dayanır.
Araştırmacı David Levari; “İnsan beyni muhtemelen göreceli karşılaştırmalar yapacak şekilde evrimleşti. Çünkü bunu yapmanın, gördüğümüz veya içinde bulunduğumuz her durumu hatırlamaktan çok daha az beyin gücü gerektirdiğini” söyler.
İlk insanlardaki bu beyin mekanizması, hızlı kararlar almasına ve çevrede güvenli bir şekilde hareket etmesini sağladı.
Günümüz şartlarına uyarlandığında bu yargı:
“İnsanlar tüm bu göreceli yargıları yaparken, aynı şeyden eskiden olduklarından giderek daha az memnun kalıyorlar.” der Levari.
Topluma baktığımızda pek çoğumuzun sorunları var.
Bazılarımız hastalıkla, maddi veya iş/gelecek kaygısıyla, sevdiklerimizle ilgili sorunlarla ve daha birçok şeyle başa çıkmaya çalışıyor.
Bunların yönetilmesi hiç de kolay değil.
Günümüzde sorunlarımızla başa çıkmak için hiç olmadığı kadar iyi bir konumdayız.
Sağlık sorunları yönünden modern tıp mucizeler yaratıyor.
Hemen hemen herkesin bir sosyal güvenlik güvencesi var.
Her konuda ilerleme söz konusu.
Eski dönemlerde sıtmadan kırılma dönemi bitti, herkes karnını doyurabiliyor, açlıktan ölen yok.
Her konudaki ilerlemeye rağmen aklımızın/zihnimizin kendi bildiğini yapmasına izin verirsek ve sadece geçmiş zaman sorunlarımıza odaklanırsak, sadece hayatta olmanın değil, bugün hayatta olmanın da getirdiği mucizeyi kaçırırız.
SORUN OLMAYAN “SORUNLAR”
Zaman ve mekanın genel planında aslında sorun olmayan “sorunlar” icat ediyoruz kafamızda.
Bazı sosyal sorunlar neden bu kadar çözümsüz görünüyor?
Toplumsal sorunlarda yaygınlık azaldığında insanlar o uyaranı “tanımlayan kavramın sınırlarını” genişleterek tepki veriyor; bu da toplumsal sorunların çözümsüz görünmesine katkı sağlayabilir.
Bir şeyin görülme sıklığı azalır (ör. tehdit içeren davranışlar azalır), ama insanlar o şeye dair kategori eşiğini gevşettikleri için daha az olan şey yine de “daha çok” zihinlerinde görünür hale gelir.
Yani müdahale/iyileştirme olmasına rağmen, insanlar bunu “yanlış yere” yansıtabilir.
Yapılan bilimsel deneyler bu yargıyı destekliyor.
İnsanların bir uyaranın yaygınlığındaki azalmalara genellikle o uyarana ilişkin kavramlarını genişleterek yanıt verdiklerini gösterir.
Bu nedenle sosyal sorunlar kısmen çözümsüz görünebilir; çünkü yaygınlıklarındaki azalmalar insanların onları daha fazla görmesine yol açar.
Yani risk azalınca bile, bazı insanlar “risk kategorisini” genişletebilir.
Bu da yanlış alarm/yanlış suçlama türünden sonuçlar üretebilir.
Yürek yakan olaylar, husumet son bulsun, sevgi, dostluk kazansın!