Hal böyle olunca yerel uygulamalar önemli.
Dünyada şehirleşme sorunlarında neler var derseniz, bunun cevabını Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın sürdürülebilir şehirler kalkınma hedeflerine göz atmalı.
Kısaca “Küresel düşün, yerel uygula” mantığına uygun hareket etmek, Türkiye’deki çarpık yapılaşma için bir yol haritası olabilir.
Birleşmiş Milletler Teşkilatı dünyamızı dönüştürmek için sürdürülebilir kalkınma hedefleri belirledi.
Yoksul, zengin ve orta gelirli tüm ülkeleri, evreni korurken refahı teşvik etmeye yönelik bir girişim.
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda yoksulluğun sona erdirilmesinin, ekonomik büyümeyi destekleyen ve eğitim, sağlık, sosyal koruma ve iş olanakları da dahil olmak üzere çeşitli sosyal ihtiyaçları karşılayan stratejilerle birlikte yürütülmesi gerektiğini, aynı zamanda iklim değişikliği ve çevre koruma konularını da ele alması gerektiğini kabul etmektedir.
Kalkınma hedeflerinden biri de;
şehirleri kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir hale getirmek.
Bu hedefe ulaşmak için, herkes için temel hizmetlere erişimi, uygun fiyatlı konutları, verimli ulaşımı ve yeşil alanları önceliklendiren kapsayıcı, dirençli ve sürdürülebilir kentsel kalkınma politikaları ve uygulamalarının hayata geçirilmesine odaklanılmalıdır.
Bugün baktığımızda şehirlerde;
kentleşmenin kontrolsüz yayılması, hava kirliliği ve sınırlı açık kamusal alanlar -parklar, mesire alanları- sorunları devam etmektedir.
Şehirlerde afet riskini azaltma stratejileri önceliğin alt sıralarına inebilmektedir.
Şehirler yenilik ve ekonomik büyümenin merkezleridir aynı zamanda.
Organize sanayi bölgeleri ile bu alanda teşvikler sürdürülmektedir.
Sürdürülebilir kalkınma, kentsel alanların inşa edilme ve yönetilme biçiminde önemli bir dönüşüm olmadan gerçekleştirilemez.
Ne var ki aynı zamanda yoksulluk, eşitsizlik ve çevresel bozulma gibi zorluklarla da karşı karşıyadırlar.
Şehirler, küresel yaşamın geleceğini temsil ediyor.
Dünya nüfusunun yarısından fazlası şu an kentsel alanlarda yaşıyor.
Gelecekte bu oran daha da artacak.
Ancak şehirlerin çoğu bu hızlı kentleşmeye hazır değil ve kentleşme, konut, altyapı ve hizmetlerin gelişimini geride bırakarak gecekonduların veya gecekondu benzeri koşulların artmasına yol açtı geçmişte.
Görünen o ki şehirler henüz geleceğe hazır değil.
Kentleşmenin büyük kısmı küçük şehirlerde ve orta büyüklükteki kasabalarda gerçekleşiyor ve bu durum eşitsizlikleri ve kentsel yoksulluğu daha da kötüleştiriyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre;
dünya geneline bakıldığında 3 milyara kadar insan yaşayacak yer bulmakta zorlanıyor ve 1 milyar insan temel hizmetlerden yoksun gecekondu bölgelerinde veya gayri resmi yerleşim yerlerinde yaşıyor.
Bu durum ise; güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir şehirler yaratmak, uygun fiyatlı konutlara, iklim değişikliğine dayanıklı altyapıya ve kapsayıcı yönetişime yönelik koordineli yatırımlar gerektiriyor.
Şehirlerin karşı karşıya olduğu en acil zorluklar da var.
İklim değişikliğinin etkisi ile ısı adaları insanları etkiliyor.
Sel riskleri de artıyor.
Eşitsizlik, kentsel enerji tüketimi ve kirlilik seviyeleri karşılaşılan zorluklardan bazıları.
Şöyle bir düşünelim; şehirler Dünya’nın kara alanının sadece %3’ünü kaplarken, enerji tüketiminin %60-80’inden ve karbon emisyonlarının %75’inden sorumludur.
Birçok şehir, yüksek nüfus yoğunluğu ve coğrafi konumları nedeniyle iklim değişikliğine ve doğal afetlere karşı daha savunmasızdır; bu nedenle insan, sosyal ve ekonomik kayıpları önlemek için kentsel direnç oluşturmak çok önemlidir.
Batman henüz kentleşmesini tamamlamaya çalışan şehirlerden biri olduğu için güvenli, kapsayıcı ve dayanıklı hale getirmek fırsatı var.