BATMAN ÇAYI “PİS VE KORKUNÇ KOKUYORDU”

Abone Ol

Bugün Batman Çağdaş haber yapmış.

“Batman çayına lağım suları akıyor”

https://www.batmancagdas.com/batman-cayina-lagim-sulari-akiyor akan suyun fotoğraflarını gördüm.

Batman Çevre Gönüllüleri Derneği,

Batman çayına lağım sularının akmasının kabul edilemeyeceğini açıklamış.

Kurtulması için yetkililere seslenmiş.

Çevre gönüllülerini kutlarım.

Bilindiği gibi insanlar yüzyıllardır yerleşimlerini su kaynaklarının yakınlarına kurmuş, nehirlerin, göllerin ve akarsuların sunduğu sayısız kaynaktan yararlanmışlardır.

Tatlı suyunu içmiş, balık tutmuş ve kenarında gezmiş, hoş vakitler geçirmiştir.

Suyundan ürünler üretmişyararlanmışızdır.

Dicle nehrinde olduğu gibi yerleşim yerleri boyunca su yolları ağları aracılığıyla toplulukları birbirine bağlayan bağlantılar kurmuşuzdur.

Ama suyla ilişkimiz bundan daha derin.

O, sadece yararlanılması gereken bir kaynak veya hayatta kalmak için güvendiğimiz bir zorunluluk değil.

İçgüdüsel olarak suya, ilk bakışta belli olmayan sebeplerden dolayı bağlanırız.

Suya, modern hayatın koşuşturmacasından uzakta bir sığınak ve huzur kaynağı olarak bakarız.

Onun dingin akışından sessizce ilham alır, gürül gürül akmasından motive oluruz.

Rahatlamak, arkadaşlarımızla birlikte olmak veya sessizce tefekkür etmek için suyun etrafında vakit geçiririz.

Su bizim dostumuzdur.

İnsan varoluşunun kalbinde yer alır.

Şimdi Batman çayını kurtarmak için bir proje başlatılmalı.

Bu proje, bir atık ve kanalizasyon boşaltma çayı olarak yıllarca sürdürdükten sonra, bizi çevreleyen doğal alanlar ve yaşamla yeniden bağlantı kurmalıyız.

Hareketlerimiz belirsiz ve yavaş bile olsa da, kurtarmak için ihtiyaç duyduğumuz sivil toplum- kamu birliğini yavaş yavaş örmeli ve geliştirmeliyiz.

Kirlilik tifo ve kolera gibi su kaynaklı hastalıklara yol açabilir.

İnsanları ölür ve hayatları sekteye uğratabilir.

Bu nedenle çaylarımızı, nehirlerimizi ve göllerimizi kısaca suyumuza sahip çıkalım.

İdareciler doğayı koruma konusunda artan baskılarla karşı karşıya kaldıkça ve "yeniden iyileştirme" gibi fikirler yaygınlaştıkça, akarsulara ve doğaya olan ilgi artar.

Batman çayını eski haline döndürmek imkansız bir iş değil.

Ancak temizlik ve düzenleme çalışmaları bitkileri, böcekleri, balıkları ve kuşları geri getirir.

Ekolojik bir gelişme sağlanır.

Doğanın sıfırdan başlandığında bile kendini toparlayabileceği biliyoruz.

Bu tür projelerin toplumla işbirliği ile başarılı olabileceğini unutmadan hemen işe başlanmalı.

Batman çayı zaman alsa da geçmiş günlerine kavuşmalı.