SPOR

BATMAN 1. LİG’E HAZIR MI?

Abone Ol

Batman, futbolda büyük özlem duyduğu 1. Lig’e tam 24 yıl aradan sonra kavuştu.

1.Lig’de maçların başlamasına ise sayılı günler kaldı. Batman Petrolspor‘un ilk maçı 10 Ağustos’ta deplasmanda Pendikspor’la…

Nasıroğlu ailesinin son üç yıldaki büyük desteği, Batman taraftarının fedakarlığı ve kısmen de kentin dinamikleriyle 1. Lig’in kapıları aralandı.

Petrolün başkenti; Türkiye gündemine artık sadece petrol aramaları, sanayi, turizm ve diğer güncel gelişmelerle değil, futbolla da gündem oluşturmaya başladı. Şimdiden birçok ulusal medya kuruluşu Batman’ın futboldaki yükselişine geniş yer verdi.

1.Lig için nefesler tutuldu, hazırlıklar neredeyse bitti…

Yeni sezon planlamasında da Petrolspor yönetimi detaylı çalıştı. Fernas Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Nasıroğlu ve Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’nun tam desteğiyle Kulüp Başkanı Hakan Toy ile Petrolspor Derneği Başkanı Zeynel Abidin Nasıroğlu, play-off’u zorlayacak bir ekip kurarak ligde iddiasını ortaya koydu.

Yeni teknik heyetin göreve geldiği, kadronun da yüzde 90 değiştiği Batman Petrolspor’da yönetim, Valilik ve Belediyenin destekleriyle stadyum ile tesislerindeki eksiklikleri de tamamladı.

***

Geçen hafta Ankara’da Fernas’ı ziyaret ederek kentimizin ve bölgemizin önemli bir değeri olan Muzaffer Nasıroğlu’nu ziyaret ettim. Kendisi, kulübün başındaki oğlu Zeynel Abidin Nasıroğlu ve Kulüp Başkanı Hakan Toy, sıcak bir misafirperverlikle şahsımı karşıladı.

Yaklaşık 3 saatlik sohbetimizde elbette ana gündem Petrolspor’du ama Fernas’ın ülke çapındaki başarıları da sohbetin diğer güzel yanıydı. 15 Bin kişinin çalıştığı Fernas’ın başarılarını Muzaffer beyden dinlerken bir Batmanlı olarak göğsümün ayrıca kabardığını belirtmem gerek.

Batman’dan doğan bir firmanın Türkiye’nin en büyük projelerine imza atması ve önümüzdeki süreçte ise yaklaşık 30 bin insana istihdam kapısı açması tek kelimeyle muhteşem ve gurur verici.

***

Muzaffer bey ile sohbetimizden bir kesiti de sizlerle paylaşmayı önemsiyorum.

Batman’da çok ciddi bir kesimin özellikle de gençlerin en büyük tutkusu olan Petrolspor’a yönelik düşünceleri çok değerliydi.

Petrolspor’un halkın takımı olduğunun altını özellikle çizen Muzaffer Nasıroğlu; “Halkımızın şampiyonluktaki mutluluğunu gördüğümde bir kez daha ‘iyi ki kulübe her türlü desteği verdik’ dedim. 7 Yaşındaki çocuklardan 70 yaşındaki insanımıza kadar o mutluluğu görmek bambaşkaydı. Bugün takım desteklerimizle buralara gelmiş olabilir ama bu takımın sahibi biz değiliz, Batman halkıdır” diyordu…

Yeni sezona dair de sıcak mesajlar veren Muzaffer Nasıroğlu, Batman’ın ‘temsiliyet’ sorumluluğuna da dikkat çekerek, şunları belirtiyordu; “Kulübe en iyi imkanları seferber ettik. Sonuçta bu takım Batman’ı temsil edecek. Onurlu ve dik bir duruşla 1. Lig’de mücadele edeceğiz. Halkımızdan da tek beklentimiz takımın yanında olmaları. Birlik ve beraberlikle elde edemeyeceğimiz başarı yoktur. Son üç yılda da bu başarıyı böyle elde ettik. Ekonomik olarak hiçbir sıkıntımız yok. Fakat kulübe az veya çok en ufak katkısı olan kim olursa olsun bizim için değerlidir. Takıma katkı sunmak isteyen kim varsa kapımız sonuna kadar açık. Bugün biz varız, yarın başka insanlarımız olur. Önemli olan takımın yanında olmaktır…”

Yeni sezon öncesi Batman kamuoyuna anlamlı mesajlar veriyordu Muzaffer Nasıroğlu…

Hem kendisi hem Zeynel Abidin Nasıroğlu hem de kulüp başkanı Hakan Toy’un takımla ilgili yürüttükleri çalışmaları bire bir de görünce takımın ne kadar güvenli ellerde olduğuna da bir kez daha şahit oldum.

***

Bu izlenimlerimi paylaşmamdaki amaç; koca bir şehrin tek profesyonel takımını dipten alıp 1. Lig’e belki de ilerleyen zamanlarda Süper Lig’e kadar taşıyacak bir ailenin samimiyetine, şehir için üstlendikleri çabaya ve kentin diğer dinamiklerinin de üzerlerine düşen sorumluluğu hatırlatmak.

Petrolspor 1. Lig’e çıkmakla yetinmedi aynı zamanda Batman’a da futbolda statü atlattı…

Burada asıl kazanan; şehir ve insanlarıdır.

Bu bağlamda Batman kamuoyu ve dinamikler, 1. Lig yolculuğunda her açıdan kulübe desteğini artırması gerekmez mi?

Futbolda bu önemli başarı yakalanmışken, bazı kesimlerin sessizliği ise düşündürücü.

Evet, Passo lig sistemine alışkın bir kent değiliz ama aylardır çağrılar yapılmasına rağmen passo kart ve kombine satışları ne yazık ki yetersiz.

Rakamlara bir bakalım;

Passo kart satışı 2 Bin civarında…

Kombine satışları ise diplerde…

Lisanslı ürün satışları da henüz istenilen seviyede değil…

Burada elbette taraftarlara da iş düşüyor ama asıl sorumluluk kentin diğer paydaşlarında.

İş insanları, belediye başkanları ve STK temsilcileri neden hala sessiz?

Taraftarların Passo kart ve kombinelere ilgisi her geçen gün artıyor ama Passolig sistemine adapte sorunu yaşanıyor. Hala binlerce taraftar sistemden kart alamıyor, hatta başvurdukları Petrolstore’de de bilgi eksiklikleri nedeniyle işlemlerini tamamlamıyor. Bu açıdan yeni açılan Petrolstore’de daha hızlı bir mekanizmayla kart taleplerinin karşılanması gerek. Kartları satın alma sürecinde vatandaşlar daha sık bilgilendirilmeli. Bu ayrı bir konu ama kentin iş dünyası ve STK temsilcilerinin de hem kendi üyelerine hem de Batman taraftarına verecekleri destek aidiyet duygusu gereği değil mi?

İmkanı olan zaten kartını alacak ama olmayan taraftarlara da kentin ileri gelenleri kayıtsız kalmamalı…

Şu gerçeğin altını bir kez daha çizelim; passo lig kartı olmadan bilet ve kombine alınsa dahi maçlara giriş yapılamıyor. Bu önemli detayı daha çok dillendirme ve tanıtımı en üst seviyelerde yapmalıyız. Burada kulübe düşen noktalar da var.

Konuyu çok dağıtmadan, burada dikkat çekmek istediğimiz şu; koca bir takımın tüm yükünü bir aileye bırakma gerçeği.

Bir kulübün en önemli gelir kalemleri olan forma sponsorlukları, kombine satışları ve diğer destek mecralarının neredeyse dipte olduğu bir kentte profesyonel bir takım, üst liglerde ne kadar kalıcı olabilir?

“Nasıroğlu ailesinin zaten maddi gücü yeterli, ihtiyaçları yok” algısı da ciddi bir kesimde söz konusu…

Bu düşünceye sahip insanlara şunu sormak gerek;

Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzon ya da diğer futbol kulüplerinin camia olarak sponsorluklara çok mu ihtiyacı var?

Bu kulüpler sponsor olmadan da sadece bilet ve forma satışlarıyla da ligde tutunabilir ama bu saydığımız kulüpler bu sponsorluklar sayesinde iddialarını artıyor. Kadro yapılanmalarını bile bu desteklerle oluşturuyorlar.

Daha net bir örneği ise Bursaspor’dan verelim…

Bu camiaya yıllardır çöküşteydi ama mevcut yönetimleri bizde olduğu gibi taşın altına gövdesini koydu ve çok kısa sürede üst üste şampiyonluklar kazandı. Geçtiğimiz günlerde de Shakhtar Donetsk ile yaptıkları hazırlık maçında 40 bini aşkın taraftar takımlarına tam destek verdi.

Bir hazırlık maçında 40 bin taraftar…

Desteğe bakar mısınız?

Edindiğim rakamlar yanlış değilse sadece bu hazırlık maçında 30 Milyon TL’yi aşkın gelir elde ettiler…

Bu örnekleri artırabiliriz...

Hiç kimse tek başına bu seviyelerdeki bir futbol kulübünün sorumluluğunu uzun yıllar sürdüremez.

Şehirler, ‘futbol’ ile birlik-beraberliklerini artırır ve kazanan şehrin insanları olur/gençleri olur…

Bizim de artık hele hele 1. Lig’e çıkmışken, kenetlenme anlamında yukarıda saydığımız kulüplerin seviyesine ulaşmamız gerekmez mi?

Sözün özü; büyük hasretle beklediğimiz 1. Lig arenasında yönetim üzerine düşeni yaptı, yapıyor. Stadyum ve tesisler de hazır…

Peki kentin geneli 1. Lig’e hazır mı?

TRT Spor ve Bein Sport’ta dolu tribünlerle Türkiye’ye mesaj vermeye hazır mıyız?

Bu soruların cevabını ilk iç saha maçındaki görüntümüz verecek.

Sağlıcakla kalın.