Özellikle askeri alandaki bu değişimler karşısında demokrasinin zaferi ilan edilecekti.
Bundan birkaç yıl önce ülkede stütokocu yapıyı değiştirmeye yönelik her adım demokratik adım olarak kabul görmüyor muydu?
Nitekim yaşanan son darbe girişimi bu süreci hızlandırdı ve hükümet darbe girişiminin ortaya koyduğu sonuçları da değerlendirerek ordunun hiyerarşik yapısında önemli değişiklikler yaptı.
Sadece bu adımın atılması bile aslında Türkiye yönetim modelinde başlı başına büyük bir adımdır ve demokrasinin işleyişine katkı sunan bir adımdır.
Lakin gerek 15 Temmuz konusunda gerekse atılan adımlar konusunda batının temkinli davrandığını gözlemliyoruz.
Bu temkinli davranışın olup bitene burun kıvırtmak anlamını da taşıdığını belirtelim.
Bunun altında yatan gerçekler var elbet.
Birincisi darbenin başarısızlığı ve ortaya çıkış modeli, ikincisi ise darbeye kalkışanlarla uğraşan yönetimin batı ile olan diyalogları.
Batılı ülkeler ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında son dönemlerde gelişen ilişkilerin yolunda olmadığını bilmeyen yok. Bu konuda batı Türkiye yönetiminin gittikçe demokrasiden uzaklaştığını ve ortadoğuda radikal İslami kesimleri desteklediği imasında bulunurken, Türkiye yönetimi ise batıya NATO ülkesi olan Türkiyenin çıkarlarını destekleme konusunda lakayt kaldığını aktarıyordu.
Özellikle Suriye’deki iç savaş sırasında her iki tarafın ortaya koyduğu tavırlar netleşti ve kulvarlar farklılaştı. Diğer ilişkilerin zedelenmemesi adına ise birçok gelişme sineye çekildi.
Kısacası darbe girişimi öncesi hem cumhurbaşkanı Erdoğan batının yaklaşımından rahatsızdı hem de batı Cumhurbaşkanının yaklaşımından rahatsızdı.
Darbe girişimi ve ortaya çıkan sonuçlar karşısında da batı izlemeyi yöntem olarak belirlemiş görünüyor.
Lakin burada bir belirleme yapmak gerekiyor. Ülkelerin bir konu ile ilgili çıkarları ve politikaları aynı olmayabilir. Türkiyenin Suriye ve Ortadoğu ile ilgili bakış açısı ile Avrupa ülkelerinin veya ABD’nin bakış açıları ve çıkarları aynı noktada birleşmeyebilir. Nitekim de Suriye konusunda birleşmemiştir. Bu durum ve çıkar farklılıkları ve yaklaşımları demokrasi söz konusu olduğunda çıkara dayalı bir yaklaşımı değil ilkesel bir yaklaşımı ön plana çıkarmak zorundadır.
Eğer batılı devletler Türkiye’de yönetimin demokrasiden uzaklaştığı iddiasını sürdürüyor ve bu yüzden ülkemizle ilişkilerini gevşek tutuyorlarsa o zaman bu ülkede demokrasi karşıtı olan diğer girişimlere de karşı çıkmaları gerekmiyor mu?
Demokrasiye açık bir şekilde karşı olan hareketlerin başında da askeri darbeler gelmiyor mu?
Cumhurbaşkanını yönetimi giderek tek kişide toplamaya çalışmak ve radikal islamın güçlenmesine olanak sağlamakla eleştirenler bu eleştirilerini bu tavırların demokrasiyi zedelediği gerçeğine dayandırıyorlar. Eğer bu yaklaşım ilkeli ve gerçekçi bir yaklaşım ise o zaman demokrasiyi kökünden ortadan kaldırmaya yönelik ve silah zoruyla değişimi dayatan hareketlere de aynı gerekçe ile ilkeli bir yaklaşım göstermek batının görevi değil mi?
Kaldı ki burada ilginç bir durum var. Basit bir kazada bile birçok ülkenin başkanı diğer ülkenin başkanına taziye mesajı gönderir hatta cenaze törenine katılarak başsağlığı dilerler. Bu bir nezaket ve dostluk göstergesidir. Ancak Türkiye’de yüzlerce vatandaşın yaşamını yitirmesine ve binlerce vatandaşın yaralanmasına neden olan 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle batılı ülkelerin aynı tavrı sergilemediklerini gözlemliyoruz.
Yaşamda ilkesel duruş şudur. Kim olursa olsun eğer bir kişi veya yapı doğru bir iş yaparsa bu doğruya doğru demek gerekiyor. Kim yanlış yaparsa bu yanlışa da yanlış demek gerekiyor.
İşinize gelen yanlışı görmezlikten gelirseniz
Yapılan doğruyu sevmediğiniz birisi yaptı diye desteklemiyorsanız kusura bakmayın ama yaptığınız ilkeli bir davranış olmaz.
Hele bu konu eğer demokrasi ve demokratik hakların kullanımı ile ilgili ise tartışmasız bir şekilde siyah beyaz gibi ayırımı net olarak ortaya koymak gerekiyor.
Hükümetin icraatlarını, yaklaşım tarzını, işbirliklerini beğenmeyebilirsiniz. Demokratik bulmayabilirsiniz.
Yapılması gereken bu eksiklikleri aktarmaktır. Ancak bu eksiklikleri ileri sürüp hükümete yapılan darbe gibi antidemokratik bir hareketi neredeyse hoş gören bir yaklaşım sergilerseniz samimiyetiniz de demokratlığınız da ilkeli davranışlarınız da sorgulanır.